İçerik Kurallarımızı güncelledik.
Hikâyeleri güvenli bir şekilde paylaşmaya devam etmek için en güncel kuralları inceleyin.

23

9.9K 599 20
                                        

Gömleğimin yakalarını düzeltirken abime döndüm.

"Gömlek giymek zorunda mıydım?"

Abim, yakalarımdaki elimi çekti ve kendisi yakalarımı düzeltti.

"Niye, çok güzel oldu bak."

Abim yakalarımı düzelttikten sonra salondaki aynadan kendime baktım.

Yakıyorum yine.

Hayır yani, sanırsın denetim vardı; altı üstü babamlar geliyordu. Babamlar yeni yıla burada girmek için geliyorlar. Önemli bir parti mi varmış, ona katılacakmış. Yani bizi özlediğinden falan gelmiyor.

Tamam, belki abimi falan özlemiştir ama beni özlediğini hiç düşünmüyorum.

Kapının çalmasıyla abim kapıya doğru gitti. Derin bir nefes aldım ve ben de kapıya doğru gittim.

Kapıya doğru gittiğimde, abime sarılan annemi gördüm. Bu görüntüyle yürüyüşüm yavaşladı. Annemi en son sanırım aylar önce görmüştüm; o da bir magazin programına canlı bağlanmıştı oradan.

Abimden ayrıldıktan sonra etrafa göz gezdirdi. Gözleri bende durunca beni baştan aşağıya süzdü, sonra gülümseyerek bana doğru geldi ve bana sarıldı.

Ani sarılışıyla öylece kalakaldım. Derin bir nefes almamla, burnuma gelen kokuyla gözlerim doldu. Kokusu değişmemişti.

Ayrılmamızla elleri yanaklarıma gitti.

"Kocaman olmuşsun oğlum."

Konuştuktan sonra tekrar sarıldı.

"Derya, yeter kapıda dikildiğimiz, hadi içeriye geçelim."

Babamın sesiyle annem benden ayrıldı. Kapı tarafına bakmamla babamı gördüm.

Yaşlanmıştı ama bakışları hâlâ aynıydı. Aynı sert bakışlar. Nefretle bakan bakışlar.

Babamla göz göze gelmemizle göz bebeklerim titredi resmen. Bana bir bakış attı ve içeriye doğru yürüdü.

Bir sarılsaydın yaa.

Annemin bana üzüntüyle bakan bakışlarıyla yalandan gülümsedim.

"Sen babana bakma, yorgun, ondandır."

Alayla güldüm.

"Tamam."

Konuştuktan sonra içeriye girdim. Arkamdan annem ve abim de içeriye geldi.

Koltuklara oturmamızla içeriyi bir sessizlik kapladı.

"Haşmet Bey, yemek hazır, isterseniz sofrayı kurayım."

Sultan ablanın sesiyle babam ona döndü.

"Tamam, hazırla Sultan."

Sultan abla aldığı emirden sonra mutfağa doğru yürüdü.

"Deniz, okul nasıl gidiyor oğlum?"

Annemin sesiyle ona döndüm.

"İyi gidiyor."

Başını tamam anlamında salladı. Sanırım yollar aramıza mesafe koymuştu. Anne-oğul değil de, sanki yıllar sonra buluşan ilkokul arkadaşı gibiydik. Babamla da iki yabancı gibiyiz.

"Umarım akıllı duruyorsundur. Şımarık hallerde bulunup beni rezil etmiyorsundur."

Babamın konuşmasıyla yerimde kıpraştım. Keşke burada değil de Barın'ın yanında olsaydım; en azından orada mutlu olurdum.

"Akıllı duruyorum, kimseye karışmıyorum baba."

Bu sessiz-sakin olma işinden sıkıldım. Abime söz vermemiş olsaydım, şu an burada bile durmazdım.

Denizcik | GayBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin