Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.
Çok uzun bir aradan sonra ben geldim, gözler yaşlı:') Sizleri, yazmayı ve Tümer ailesini o kadar özlemişim ki anlatamam❤️ Ve evet tabii ki geçerli sebeplerim var... Bu sene mezun olmakla o kadar kafayı bozmuştum ki yazma yetkilerimi tez harici başka hiçbir kurguda kullanamadım ne yazık ki:(( Ama iyi haber mezun oldum!!!! Ve size geri döndüm, işte buradayım. TAM GAZ DEVAM diyerek sizleri bekletmeden okumaya alayım😈
"Hoş geldiniz." Ellerini cebinden çıkarıp, seri adımlarla Çeşmiahu'ya ulaştı. Kısa bir selamlaşmanın ardından, "Nasılsınız?" diye sordu.
"Teşekkürler, siz?"
Arhan kaşlarını kaldırdı saf bir ifadeyle. "Bu sorunun cevabı pek teşekkür etmek gibi gelmiyor kulağa."
"Sol omzumda kapı kapı gezip, ürün tanıtımı yapıyormuşum gibi bir ağırlık taşıyorum. Sizce nasıl olabilirim, Rafet Arhan Bey?"
"Yardım edeyim size..."
Çeşmiahu, kendini de şaşırtan bir hızla geri çekilmişti. Rafet Arhan'ın temasından rahatsız oluyordu. Hem de çok. Üstelik, Ecrin'le gerçekleşen konuşması onu o kadar huzursuz etmişti ki, telefon görüşmesini bitirmesi için dua edebilirdi. Burada Rafet Arhan ile baş başa olması, IMDb'si yüksek bir gerilim filminin içinde gibi hissettiriyordu ve o, gerilmeyi hiç sevmezdi. "Teşekkürler, ben hallederim. Çok bekletmedim, değil mi?" diyerek, konuyu dağıtmaya çalıştı.
"Yo, hayır." Dikkatli bir şekilde genç kızın hareketlerini izliyordu. Çantaların bütün askıları birbirine dolanmıştı ve birkaç dakika içinde kendini kurtaramazsa, kangren olabilirdi. "Sadece birkaç dakika oldu geleli."
"Ay süper!" derken, ikisi de coşkulu bir şekilde sevindiği şeyin, Rafet Arhan'ın beklememesi olduğunu biliyordu. Çeşmiahu, özgür kalan sol kolunu kaşla göz arasında ovaladı ve laptop çantasını açtı. "İnsanları bekletmeyi sevmem. Aynı şekilde beklemeyi de."
"Sanırım Ecrin'i çağırmalıyım?" diye sordu Arhan, şüpheli bir sesle. Bağlantı kablosunu takıp, ekrandaki görüntüyü projeksiyona yansıtmaya çalışırken, dili dışarıdaydı Çeşmiahu'nun. Hiçbir şey demedi. Söylediği şeyi duymadığını fark etmişti genç adam. Çocuksu dikkatini klasörüne veren Ahu'yu izledi ilgiyle. O kadar komik ve sempatik gözüküyordu ki, gülmemek için şekilden şekle girse de, başaramamıştı. "Kurtardınız mı?" dedi, uzun bir süre geçtikten sonra.
"Ne?" Önce ekrana, ardından tekrar Arhan'a baktı. Kaşları çatık, saçma bir ifadeyle aradaki ilişkiyi kurmaya çalışırken; sık sık kendisine söylenen şeyden şüphelendiği an gözlerini kısmıştı. Arhan, onun anbean yaşadığı aydınlanmayı fark edince sırıtışını gizlemek istedi ama pek de mümkün değildi. "Pardon, nesi komik bunun?"