"Bu da..." Çeşmiahu, yavaşça açılan kapıya bıkkın bir bakış attı. Ne olduğunu henüz göremese de tahmin edebiliyordu. "Kattaki ikinci banyomuz..."
Şaşırmamıştı. "Kaç oldu?"
Emlak danışmanı Ersin Bey bir an bile duraksamadan, "Dört," dedi. Bakırcı ailesi ev ile ilgilenmeye başladığından beri bütün özelliklerini sesli not olarak kaydetmiş, şarkı niyetine sık sık dinlediği için ezberlemişti. Çok uzun bir süredir 'ayrıyeten müştemilatı vaaar, kapalı garaj üç araaaç, içi ultraaa, kesintisiz manzara ve tam müstakil villaaaa' sözlerinden başka bir şey mırıldandığını hatırlamıyordu.
"Ve daha ikinci kattayız. Çok fazla banyo var. Yanlış mı düşünüyorum?"
Mükerrem Hanım, içeriyi incelerken omuz silkti. "Bilmem."
"Haklısın anneciğim!" diye atıldı Ecrin. Coşkusu şiddetli, sesi de bir o kadar yüksek olduğu için herkesin irkilmesine sebep olmuştu.
"Bilmemem konusunda mı?"
"Yani, bende kararsızım!" Kendini açıklamak için telaşla konuşsa da, hala sakin bir şekilde Arhan'ın elini tutuyordu. Daha doğrusu, eline yapışmıştı. "Onu demek istedim. Ama... Lazım olabilir?"
"Dört banyonun lazım olması için bahçedeki havuzu halka açmanız gerekiyor Ecrin." Çeşmiahu, Mükerrem Hanım'ın yanından sıvışıp içeri girdi ve banyonun fotoğraflarını çekmeye başladı. "Brüt metrekare kaç demiştiniz, Ersin Bey?"
"650."
"Net?"
"550."
"Hemen not alıyorum." Genç kız telefonunu lavabonun mermerine bırakıp, kolunun altındaki defterini açtı. "Dediğimi bir düşünün. Ayrı ayrı tuvalet ve banyolar sadece alan kaybı olur. İsterseniz iptal ederiz, isterseniz de ikisini bir arada kullanabileceğiniz bir şekilde yeniden tasarlarım."
"Ne yapabileceğinize bir bakalım," dedi, Arhan merakla. Açıkçası Çeşmiahu'nun gözlerinde gördüğü heves, fazlasıyla ilgisini çekmişti.
"En kısa zamanda, Rafet Arhan Bey."
Ecrin yüzünü ekşitti. "Rafet?"
"Öyle değil mi? Yoksa ben mi yanlış biliyorum?"
Arhan ters ters başını sallarken, Ecrin hala toparlanamamıştı. Hayır yani, dedesinin adı Berkay falan olsaydı ölür müydü? Zaten öldü, diye hatırlattı kendine. "Pek kullanan olmaz da, garipsedim."
"Böyle konularda biraz takıntılıyımdır." Çeşmiahu gülerek Mükerrem Hanım'a baktığında, kadının dudaklarında küçük bir tebessüm görmeyi beklemiyordu. "İki isim koyulduysa, ikisini de kullanmamız isteniyordur diye düşünüyorum."
"Rafet, babamın ismidir. Nur içinde yatsın."
Herkes bir mırıltıyla, "Amin," derken, Ecrin 'anneciğim!' vurgusuyla yine herkesin irkilmesine sebep oldu.
"Şey... İsterseniz gezmeye devam edelim?"
"Bu kat bitti değil mi, Ersin Bey?"
"Evet Çeşmiahu Hanım." Genç kız, bunun üstüne Arhan'a bakarak imalı bir şekilde gülümsemişti. Daha çok, 'gördün mü, Çeşmiahu diyebilmek zor değil' der gibiydi. Ve Arhan bunun fazlasıyla farkındaydı çünkü ağzından her Rafet çıkışında, sesinin tonlamasının küfürden bir farkı yoktu. Yine de o baştan savma el sıkışmasının ardından, hırsını almak istercesine Çeşmiahu'ya ismini kısaltarak hitap ettiği için pişman olmayacaktı.
