Arhan, sabırsız bir şekilde bileğindeki dijital saate baktı.
03:46
Gözleri tekrar karşısındaki kadınlar tuvaletinin kapısına doğru kayarken, girip girmeme konusundaki ikilemi hala devam ediyordu. Çeşmiahu nezarethaneden çıktığından beri yaklaşık on dakikadır içerideydi ama hiçbir şekilde yaşam belirtisi vermemişti. Arhan ilk iki dakikadan sonra endişelenmeye başlasa da bunu kendine itiraf etmediği gibi, olası felaket senaryolarının gerçekleşmediğini görmek için herhangi bir atakta da bulunmadı.
Daha doğrusu bulunmamıştı. Ta ki, genç kızın darbeye dayalı bir bilinç kaybı yaşaması ihtimali onu tetikleyene kadar. Ve işte böylece, hayatında ilk defa kadınlar tuvaletine girdi. İstemsizce önce yere bakmış, sonra aradığını göremeyince rahat bir nefes alarak aynanın karşısında pür dikkat kendini izleyen Çeşmiahu'yu görmüştü.
"Ahu Hanım?"
"Yüzüme bakın yüzüme," diye fısıldadı acıyla. "Yeni uyanmış gibiyim. Ama ufak bir sorun var, yeni uyanmadım!"
"Darbe aldınız, bu çok normal." Arhan usulca yaklaştı ve aynadaki yansımasından Çeşmiahu'yu incelemeye başladı. "Yüzünüzü temizleyelim, sonra da gerekli tetkikler için bir hastaneye gidelim, tamam mı?"
"Burnum kırılmış mıdır?"
Arhan, Çeşmiahu pamuğa dokununca bir anlığına da olsa yüzünü ekşitmişti. "Sanmıyorum, kırık olsaydı duramazdınız."
"İyi teselli," derken, acı acı güldü.
"Durun." Çeşmiahu, Arhan'ın bir şey söyleyeceğini düşünerek döndü ve bu hareketiyle, ona yardım etmek için karşısına gelen adamın işini kolaylaştırmış oldu. Usulca bileğini kavrayıp, elini yüzünden uzaklaştıran parmaklara engel olmayı istiyordu ama Arhan'ın müdahalesi o kadar hızlı gerçekleşmişti ki; dudakları aralık, öylece bakakaldı. "Yüksek ihtimalle kolona çarptığınızda darbenin merkezi burnunuz ve yanağınız olmuş. Başınızda görünür bir şey yok."
"Bende böyle şans varken, içten şişmiş bile olabilir."
"Evimdeki kolon adına sizden özür dilerim, Ahu Hanım. Gecenin bir vakti gelmiş, size çarpmış. Bütün kabahat onda."
"Bana hırsızmışım gibi davranmayın!"
"Davranmıyorum," dedi Arhan hayretle. Sadece açıkça sorarak rencide etmeden, neler olduğunu öğrenmek istiyordu. Gecenin bir vakti emniyetten gelen aramaya uyanmış, evden nasıl çıktığını bile doğru düzgün hatırlamıyordu. Doğal olarak biraz gergin, her an patlamaya hazırdı. Bu yüzden ağzından yanlış bir şey çıkmasını istemezdi.
"Aldığım rölövenin çizimlerini yapıyordum ama elimde banyo ölçülerinin olmadığını fark ettim. Ben de dayanamadım ve evinize gittim işte."
"Anladım. Banyo ölçüleri çok önemli zaten, sabahı beklemeyerek iyi yapmışsınız."
"Evinize olan ivedilik sizi mutlu etmiyor mu?" diye sordu, Çeşmiahu şüpheyle. Aslında bunu yaparken amacı, olanları bir mantık çerçevesine oturtmaktı ama durup düşündüğünde, kurduğu cümlenin her yere çekilebileceğini fark etmişti.
Ve Arhan'ın bakışları, bunu her yere çektiğini gösteriyordu. Öyle çok güler yüzlü bir adam değildi, Çeşmiahu bunun en başından beri farkındaydı fakat ilk defa sinirlenmeye yakın bir raddede olduğunu görmüştü. "Bu da nereden çıktı? Elbette işinize gösterdiğiniz ilgi, tanıdığınız öncelik güzel bir şey ama sağlığınız ve yapmamanız gereken şeylere yeltenecek kadar değil."
