16. Bölüm

9.6K 1.2K 504
                                        


Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.


Çeşmiahu, arabasını park edip, sallana sallana eve doğru yürürken; kapının açıldığını duydu. Başını kaldırdığında, Gülşen Abla'nın arkasında kolları birbirine bağlı, kaşları çatık bir şekilde onu izleyen Canan Hanım'ı görmüştü.

"Hoş geldin kızım."

"Hoş buldum anne."

"Bizde Bakırcılar sandık seni..."

"Ha yok, ben geldim."

"Farkındayım canım, iğneleme yapıyorum! Neredesin sen Allah aşkına, saate bakmıyor musun hiç?"

"Trafik vardı..." dedi, sessizce. Arabasını sahile çekip, uzun bir süre, hiçbir şey yapmadan denizi izlediğini söylemek istememişti. Bu yüzden zırhını kuşanıp, derin bir nefes aldıktan sonra ofladı. "Bu ev Tuzla'da, bazen unutuyorsun sanırım. Bize misafirliğe gelen insanların ulaşım masraflarını karşılamamız gerekiyor. İstanbul değil ki burası! Bak," diyerek, sola doğru büyük bir adım attı. "Şu an Kocaeli'deyim. Şimdiiii," derken, az önceki yerine dönmüştü. "Tekrar İstanbul'a geldim."

"Keşke ebelik okusaydın."

"Çok iyi laf ebesi olurdum, değil mi?" Canan Hanım, cümlesinin devamı tahmin edildiği için gözle görülür bir hayal kırıklığıyla sarsılırken; Çeşmiahu, annesinin onu yanıltmadığına emin oldu ve yaptığı espri midesini bulandırmış gibi parmaklarını birleştirip, elini çenesinin altında tuttu.

"Hayırlı olsun..." dedi Gülşen Abla, bu esnada. Bakışları Ahu'nun arkasına doğru kaymış, biraz ileride park halinde duran kırmızı arabaya bakıyordu gülümseyerek. "Allah kazasız belasız kullanmayı nasip etsin güzel kuzum."

"Teşekkür ederim, Gülşen Ablacığım. Ne dersin, bir tur atalım mı, güzellik?" diye takıldı, erkeksi çıkması için kalınlaştırdığı sesiyle.

"Olur canım, siz bir Güzelyalı yapın." Canan Hanım, küçük bir çocuğu çağırır gibi eliyle gel devinimini gerçekleştirirken, "Hadi kızım," demişti. "Bıdı bıdı yapma, geç içeri."

"Anne," diye mırıldandı Ahu, küçük ve çekingen adımlarla evin girişindeki basamakları çıkıyordu. "Misafir geleceği zaman seni tanıyamıyorum. Bambaşka bir insana dönüşüyorsun."

"Ahh, neden acaba? Birincisi, ailede normal insan yok. İkincisi, evime davetli olan adam, kızımın kaçırılmasına sebep oldu. Üçüncüsü, sonuncusu ve en önemlisi ise, ben misafir sevmem! Yeterli mi?"

"Evet, fazlasıyla." Çeşmiahu, göz temasını bir an olsun kesmeden kapı eşiğinden geçip, içeri girdi. Salona yürürken bile arkasını dönmemiş, son ana kadar annesine bakmaya devam etmişti. "Merhaba..." dedi, sonunda rahat bir nefes alarak. Herkese tek tek baktığında, kadronun eksik olduğunu gördü. "Rıfat Amcam ve Oylum Yengem nerede? Üstelik..." Kısa bir an duraksadı ve evi dinledi. "Çocuk sesi de gelmiyor."

Dört DuvarBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin