13. Bölüm

9K 1.2K 597
                                        

erkenden gelince, sizin ve benim bölümde karşılaşmamız dersek:

erkenden gelince, sizin ve benim bölümde karşılaşmamız dersek:

Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.

iyi okumalar efenim! yorumlarınızı eksik etmeyin.


Led bir' vele diştiri!

Vela di seau diftiri!

"Evet hanımlar! Vücudumuzu serbest bırakalım. Gergin durursak, kalçamız dışarı çıkmaz ve hareket ettiremeyiz."

Çeşmiahu derin bir nefes alarak, bütün bir duvarı baştan sona kaplayan aynalardan duruşunu kontrol etti. Bu esnada, hoca dahil, bütün kursiyerlerin inanılmaz bir şekilde eğlendiğini gördü. Sertçe yutkunup gülümseyerek, kirpiklerinin ucunda duran gözyaşlarını geriye itmeye çalıştı. 

"Anladım. İyi akşamlar, Çeşmiahu Hanım. Sizi tanımak güzeldi."

"Evet, böyle. Harika... Çok iyi gidiyorsunuz!"

il esvuayyini murra!
İl esvuayyeni!

"Off..." dedi, çaresizce. Ardından dans etmeyi bırakıp, küçük bir çocuk gibi yere çöktü ve ağlamaya başladı. Kadınlar, hocanın öğrettiği kalça hareketlerini uygularken kendilerini o kadar kaptırmıştı ki, müzik durmadığı için dans etmeyi de bırakamıyordu. Bu yüzden oynarken Çeşmiahu'ya şaşkın şaşkın baktılar. "Hiç iyi gitmiyorum... Hiç iyi değilim!"

Ya el yelil!
Lili li lilil!

"Ayy Ahu! Neyin var, bir yerini mi incittin yoksa?"

"Görümcek, iyi misin? Ne oldu?"

İdil ve Belgin aynı anda iki kolunu tutunca düşmeyeceğine emin oldu ve başını fenalıklar geçiriyormuş gibi arkaya doğru attı. "Değilim..."

"Tamam, dur sakin ol." İdil, elini kaldırıp, hocanın dikkatini üstüne çekti. "Hocam, Çeşmiahu ağlıyor, tuvalete gidebilir miyiz???"

"Çok oyalanmayın, çabuk gelin ama."

Belgin söylenmeye başladı. "Oyalansam ne olur acaba? Yani ne kaybederim? Kaçırdığım şeyi düşünsene İdil, göbek atmak!"

"Sus Belgin. Hadi gel Ahu, biraz şurada otur, sakinleş." Beraber sınıfın birkaç adım ilerisindeki holde bulunan bekleme ünitesine doğru yürüdüler usulca. Çeşmiahu, duvara yaslı pufa oturdu ve ayaklarını uzatıp, gözlerini kapattı. "İyi misin? Su ister misin?"

"İyiyim İdil, teşekkür ederim."

"Ne oldu? Hala ağlıyorsun! Bizi korkutma lütfen."

Çeşmiahu, gözyaşları yüzünden hiç durmadan kırpıştırdığı gözlerini araladı. "İşi bıraktım ben."

"Tamam, buna niye bu kadar üzülüyorsun?" diyen, Belgin'di. Daha iyi hissetmesini istercesine Çeşmiahu'nun önünde diz çökmüş, ellerini tutmuştu. "Mutsuzdun. Stresliydin. İnsanların kendisini iyi hissetmediği bir işi bırakması kadar normal bir durum yok, inan bana."

Dört DuvarBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin