Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.
ben geldiiimm!! fuardı, hastalıktı derken, dedim ki böyle olmayacak. bizim yarım kalan bir davamız var! mona lisa arhan ve gezenti ahu'yu savunmaya geldim❤️ tanıklar olarak, buyurun bölüme... (içime ata kaçmış) yorumlarınızı esirgemeyin, öpü!
Canan Hanım, odanın kapısını öyle bir hızla araladı ki; beraberinde gelen gürültü ve "Kalk, kalk!" diye bağırması, Çeşmiahu'nun bir solukta uyanmasına sebep olmuştu. İşin trajikomik tarafı, bu ilk değildi, alışmıştı. Abisi mesleğe ilk başladığı yıllarda odasına sık sık baskın yapardı ve genç kız, yaşadığı dejavu yüzünden durumu hiç yadırgamadan ellerini havaya kaldırmış, gözleri kapalı bir şekilde çaresizce bekliyordu. "Ah benim kırılmış kızım! Benim ben, annen! Aç gözlerini..."
"Anne?" Çeşmiahu başını arkaya attı ve derin bir nefes aldıktan sonra Canan Hanım'a baktı öfkeyle. "Anne, sen iyi misin? Anne, sen benim odama neden böyle giriyorsun ya?!"
"Hiç kızma bana! En az senin kadar gergin uyandım." Sebebini söylemedi ama peşi sıra gelen Gülşen Abla'nın hali yeterince açıklayıcıydı. Çok cepli endüstriyel bir yelek giymişti. Bezler, çeşitli temizlik ürünleri üstünde; zırh gibi taşıdığı vileda kovası ve şarjlı süpürgeyle hiçbir şey olmamış gibi gülümsüyordu.
"Ben gergin uyanmadım. Sen öyle uyandırdın!" Çeşmiahu, az önce annesine çıkışmamış gibi yumuşak bir yüz ifadesiyle Gülşen Abla'ya döndü. "Günaydın abla."
"Sana da Çeşmem. Hemen kalkacak mısın?"
"Niye, bir yere mi yetişmem gerekiyor?"
"Eee, şey... Odanı temizleyeceğim de. Ondan."
"Uyuz oldum da bana mı söylemiyorsunuz siz? Sabahın köründe ne temizliği Allah aşkına yaa! Anne, sen böyle şeyleri hiç takmazdın, ne oldu şimdi? Yani, süpürmek yerine yeni halı aldığını çok iyi hatırlıyorum da, o yüzden-..."
Gülşen Abla, izin günlerinden birinde yaşanan bu olayı bilmediği için şaşkın bir şekilde Canan Hanım'a bakarken, Canan Hanım tatlı tatlı gülümsüyordu. Çeşmiahu biliyordu ki, bu öfkenin kusursuz bir maskesiydi. "O, bugün Bakırcılar'ı akşam yemeğine çağırmadan önceydi canım!"
"Offff, filozof mu yetiştirdik, iç mimar mı anlamadım ben! Sorgulama her şeyi. Hadi kalk Ahu'cuğum."
"Taşınacağım bu evden," diye söylenerek, yataktan kalktı Çeşmiahu. Savsak adımlarla yürürken, Canan Hanım yakasından yakaladı onu. "Yaaaa, ne oldu yine????"
"Nereye taşınacaksın?"
"Tercihen Paris ama mecburen İstinye! Aşk yuvasına gidip gelmek çok zor. Yol o kadar uzun ki, saçma sapan şeyler düşünüyorum artık. Otobüse binen bazı insanlar bana bot gibi geliyor. Sanki bir algoritma yönetiyor onları. Ben yokken de yaşamıyorlarmış gibi hissediyorum."