"Uslu dur."
Dudaklarımdan dökülen sessiz mırıltı ellerini vücudumdan çekmesi için yeterli olmamıştı. Kaşlarımı çatarak önümdeki kitaba odaklanmaya çalıştım. Tek elim Jungkook'un karnımda duran elinin üzerinde duruyordu. Diğeri ise zorlukla kalemi tutuyordu. İnlememek için dişimi alt dudağıma geçirdim.
Ben ders çalışırken duşa girmiş, döndüğünde ise yalnızca iç çamaşırı giyiyor olması yetmezmiş gibi beni kucağına oturtarak kendisi sandalyeye yerleşmişti. Dakikalardır aynı soruda duruyordum. Dikkatimi dağıtmayı çok iyi başarıyordu.
Dudakları enseme temas ettiğinde kafamı hafifçe geriye yatırdım. Kalem parmaklarım arasından kayıp düştü. Jungkook sonunda amacına ulaşmış olmanın verdiği keyifle gülmüştü.
"Uzun zamandır beraber vakit geçiremiyoruz." dediği sırada kafamı ona doğru çevirip ellerimi yanaklarına koymuştum. Amacım onu öpmekti ama cevap verme gereği hissettim.
"İki gün önce seviştik ya."
Anında kaşlarını çattı. Dudaklarına yaklaştığım için geri çekilmek zorunda kalmıştı. Boşluğa düşer gibi bir hisle mızmızlandım. Biraz öpüşmek istiyordum.
"Ben sevişmekten bahsetmiyorm ki. Seninle okulda bile tam anlamıyla görüşemiyoruz fıstığım." Elini masanın üzerinde duran telefona çıkarttı ve ekranını açtı. "Şuna bak saat sabah altı buçuk ama sen soru çözüyorsun. Birazdan okula gideceğiz ayrıca."
Gözlerindeki tanıdık gelmeyen o his ve ses tonu geri çekilmeme neden oldu. Kaşlarımı çatarak ne diyeceğimi bilemediğim bir hâlde baktım ona.
Bu aralar gerçekten çok fazla çalışmaya başlamıştım ama bu konuda anlaştığımızı sanıyordum. Bunca zaman anlayış gösterip neden birdenbire böyle tavır alıyordu?
"Jungkook," dedim kısık bir sesle. Bakışlarının yüzümde gezindiğini biliyordum ancak kafamı kaldırıp ona bakmaktan kaçındım. "Kendimi kötü hissediyorum çünkü böyle... Sizin evinizde kalıyorum, buraya tamamen yerleştim ve kendi ailem bile beni kabul etmezken siz ettiniz-"
Dudaklarıyla cümlemi kestiğinde sözcükler boğazıma takıldı. Ani hareketi yüzünden irkildim. Fazla oyalanmadı, sert bir şekilde alt dudağımı ısırdı ve geri çekildi. Elimi acıyan dudağıma götürdüm kaşlarımı çatarak.
"Sakın bir daha kendinden bir yükmüşsün gibi bahsetme yoksa kavga çıkartırım, Kim."
"S-soyadımla seslenmesene." derken parmağıma bulaşan ufak kan lekesiyle yüzümü buruşturdum. Bunu söylemem onu biraz daha sinirlendirdi. Ya da dudağımı kanattığı için kendine sinirlenmişti, anlayamamıştım.
Tekrar sıcak dudaklarıyla beni öperken bu sefer elleri yanaklarıma çıkmış, beni incitmekten korkar gibi davranıyordu. Omuzlarına tutunarak dengemi sağladım. Gözlerim kapalıydı sıcak öpüşü yüzünden.
Jungkook normal zamanlarda anlaması zor bir insandı. Çoğu insan onun kavgalarını ve başına açtığı belaları anlamsız buluyordu. Ben hariç. Onun çıkarttığı tek bir kavgada bile suçu onda aramamıştım. Çünkü konu başkaları olduğunda Jungkook haksız olsa bile ben onu bir şekilde haklı çıkarırdım.
Fakat şu an anlayamıyordum. Bana böyle davranmazdı. Uzak kalsak ve bundan rahatsızlık duysa bile dile getirmek yerine bir çözüm yolu bulur ama asla bana yansıtmazdı. Ben fark etmeden hallederdi hep. Bundan şikayetçi değildim, bana söylemesi güzeldi. Onun sayesinde hatalarımı gözden geçirecektim. Ancak şaşırmadan edemiyordum. Jungkook bugün farklıydı.
Dudaklarım üzerindeki baskı gittiğinde soluklanırken kafamı eğdim tekrar. Ona bunu söylemek istemiyordum. Az önceki gibi bir tepki vermesinden korkuyordum ama bilmeliydi işte. Ailem bana ancak aylık para gönderiyordu ve bu kendi masraflarıma yetiyordu. Üniversitede de Jungkook'a veya ailesine yük olmak istemiyordum. En çok bu yüzden kendi ayaklarım üzerinde durmam gerekiyordu. Gerçi sevgilim bunu duysa tıpkı az önce dediği gibi kötü bir kavga başlatırdı.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
class b ✓
FanfictionHerkesin zorba diye tanıdığı Jeon Jungkook yalnızca sevgilisine karşı hassas davranan bir aşıktı. - Taekook ve diğer Kore idollerini içerir.
