33.

8.7K 407 40
                                    

07.03.2021

Hiç bu kadar rahat bir uyku çektiğimi hatırlamıyordum. Bedenim de hiç ağrı, sancı yoktu ve bu beni aşırı mutlu etmişti. Metehan her zerreme iyi geliyordu ve ben onu kaybetmek istemiyordum. Ona deli gibi alışıyordum ve bu bizim sonumuz olabilirdi. Ben bunu istemiyordum.

Derin bir nefes aldım ve otobüsten indim. Bugün Cansu yoktu, hastalandığından rapor alıp yurtta dinlenecekti. Birkaç gün yollar zehir gibi geçecekti.

Otobüsten indiğimde Mete ile göz göze geldim. Durakta oturmuş tahminen beni bekliyordu. Gülümsedim ve ona doğru ilerledim, benim geldiğimi görünce gülümsemiş ayağa kalkmıştı.

Yanına vardığımda selamlaşıp konuşmaya başlamıştık. Karnımdaki kelebekler yine yerlerindeydi.

"Gece ne ara gittin?" diye sorduğum da bir elini ensesine atmıştı. Bakışlarını ben hariç her ere değdiriyordu.

"O kadar güzel uyku çekmişim ki sabah gidebildim." dediğinde utanmadan edemedim. Onun da utandığını fark etmiştim.

"Dün akşam seni yemeğe götürmek istediğimden bahsedecektim ki bekçiniz anın içine etti." dediğinde gülmeden edememiştim.

Ben gülerken o gülümsememi izliyordu, bakışlarım istemsizce Mete'nin arkasını bulduğunda gülümsemem yavaşça solmaya başladı.

Çağla'ydı bize doğur gelen. Nerde görsem tanırdım onu. Sarı saçlarını sıkıca tepeden toplamıştı, havların yeni yeni ısınmasına rağmen giydiği mini eteğiyle çok güzel duruyordu. İstemsizce onu ile kendimi kıyasladım. Hep konu da kazanıyordu. Karakter açısından sınıfta kalıyordu.

Metehan nereye baktığımı merak etmiş olacak ki arkasına bir bakış atmış ve Çağla ile bakışmışlardı. Bedeninin gerildiğini hissetmiştim.

Gözlerimi Mete'den çekip Çağla'ya çevirdiğimde gülümseyerek yanımıza gelmişti. Bir elini Mete'nin omuzuna koymuştu. Gözlerimin seğirdiğini hissettim. Hayatımda ilk kez böyle bir duyguyla karşılaşıyordum dediğim an aklıma gün geldi ve daha çok sinirlendim.

Nasıl bir yüzsüzlüğün kaçıncı evresiydi bu? Ne kadar karaktersizce bir davranıştı. Midem bulanıyordu.

"Nasılsın Mete?"
Benden başkası ona Mete demesi kalbimi bin bir parçaya bölse de bozuntuya vermedim ve Mete'nin konuşmasına müsade etmeden Mete'nin elini tutup yanıma doğru çektim. Yanıma çektiğimden Çağla'nın kolu hava da kalmıştı.

Mete'ye yandan bir bakış attığımda kaşlarını çatmayı bırakmış gülümseyerek bana bakıyordu.

"Aşağılık kompleksli insanlarla konuşmama kararı almıştık bir buçuk ay önce," cümlemi bitirmeyip Metehan'a döndüm ve cümleme kaldığım yerden devam ettim. "Değil mi Mete?" İsmini bastırarak söylediğim bu sorudan sonra Metehan elimi sıkıca tutmuş ve başını olumlu anlamda sallayarak Çağla'ya dönmüştü.

Bakışlarımı Çağla'ya çevirdiğimde Gülen suratının asıldığını, canının sıkıldığını fark ettim.

"Tek başına konuşabilir miyiz Metehan?" dediğinde Mete hiç düşünmeden sert bir dille reddetti.

"Midemi bulandırmaktan başka bir şey yapmıyorsun Çağla, bizi rahat bırak." dedi ve beni de yanına alarak ilerlemeye başladı. Sıkıca elimi tutuyordu. Sinirden olsa gerek hızlı yürüyordu ve ona yetişemiyordum.

İki dakikalık ilerleyişin ardından çimenliğin olduğu yere gelmiştik, bir bankın önünde durduğumda ona döndüm.

"Sıkma canını."

"Sıkmıyorum ki."

"Sıkıyorsun."
Dediğimde benden çektiği bakışlarını tekrardan bana çevirdi.

"Onu sevdiğimi düşünmüyorsun değil mi?" pat diye sordu bir anda.

Tek kaşım havalandı.

"Öyle mi düşünmeliyim?"
Aramızdaki mesafeyi kapattı ve bıraktığı ellerimi tuttu.

"Öyle düşünmen beni öldürür de ondan güzelim." gülümsedim.

"Bunları düşünme, hiçbir şeyi düşünme."

"Olmuyor."

"Ne olmuyor?"

"Seni düşünmekten kendini alı koyamıyorum."

NUMARA HATASI ❦ 𝑡𝑒𝑥𝑡𝑖𝑛𝑔 Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin