10

630 33 0
                                        

Ahmet...

Bu tür olaylar her zaman filmlerde yaşanmaz mıydı?

Ne yaptım ki benim başıma geldi?

Kendimi koltuğa bıraktım. Ellerimin arasında yağızın buz gibi elleri vardı. Öne doğruldum tek elimle maskemi çıkardım ve buz gibi elleri sıcak dudaklarımla buluşturdum.

Öyle güzel uyuyordu ki sesimi çıkarmaya çekindim. Ama konuşmam gerekiyordu. Ona bu koca koridorda seni bekleyen ben varım demek istiyordum.

"Yağızım uyan be güzelim"diyebildim.

Hiçbir hareketlenme yoktu. Doktor sizi duyabilir demişti duyuyorsa tepki vermesi için yalvardım.

"Bak daha önümüzde bizi bekleyen koca bir hayat var. Bu yaşına kadar hep tektin, çok canın yandı, çok düştün ama artık ben varım. Hem doğum günlerini artık tek geçirmek de yok. Söz o günü en mutlu günün yapacağım. Seni yalnızlığa mahkum etmeyeceğim sen de beni bırakma"dedim.

Ondan çok kendimle konuşuyor gibiydim. Korkum tüm bedenimi sarmıştı.

Ölümden korkmayan ben karşımdaki bedenin ölecek olma düşüncesiyle titriyordum.

"Çok yoruldun ondan uyanmıyorsun değil mi? Bir anlaşmaya ne dersin?" dedim. Son umudum buydu.

"Ben ninni söyleyeceğim sen de dinleyip iyice dinleneceksin Yağızım. Ama söz ver ninnim bittiğinde uyanacaksın"dedim.

Uyanmasından başka çarem yoktu. O burda uyurken ben saniyeleri sayıyordum her saniye içime işleniyordu. Bir haftası kalmıştı. Doktorlar umutsuzca konuşuyordu.

Boğazımı temizledim, yıllar önce dinlediğim o ninninin sözlerini fısıldadım.

"Gece oldu çocuklar artık uyuma vakti
Tatlı tatlı rüyalar yarın yeni bir gün var
Şşş mışıl mışıl orman ağaçlar ve hayvanlar
Örttü üzerlerini melekler ve yıldızlar" sesim sonlara doğru çıkmaz olmuştu.

Öksürdüm boğazımdaki yumruğa rağmen devam ettim.

"Sabah olacak pırıl pırıl
Güneş doğacak ışıl ışıl
Cik cik cik cik cik cik cik serçeler
Pır pır pır pır pır pır pır kelebekler" olabildiğince uzatarak söyledim.

Ninninin sonuna geldikçe korkum katlanıyordu. Yağızda tepki yoktu.

"La la la la la la la lalala
La la la la la la la lalala
La la la la la la-" ağlamam ninniyi kesmişti.

Kafamı ellerine gömüp bir çocuktan farksızcasına ağlıyordum.

"Nolur Yağızım yapma bunu bana" dedim.

"Uyanman gerekiyor...ye-yeminim olsun sana bir şey olursa ben de arkandan gelirim"dedim

"Sa-saçmalama"

Garipten ses mi duymuştum. Kafamı kaldırıp yağıza baktım. Yorgun gözlerle beni izliyordu. Yüzünde ufak bir tebessüm vardı.

Gözlerimi birkaç kere kırpıp ona baktım.

Her şey anlamını yitirmiş gibiydi, sanki evrende o ve ben dışında hiçkimse kalmamıştı.

Aletlerin sesi kesilmiş hastane kokusu kaybolmuştu.

Uzanıp dudaklarından öptüm. Geri çekildiğimde aynı ifadeyle bana bakıyordu.

"U-uyandın" diyebildim.

Bir iki kere öldürüp kurumuş dudaklarını araladı.

"Ninni bitti"dedi. Ona sarılmak için hamle yapacaktım ki durdum. Bir an yaralandığını unutmuş gibiydim.

Ayaklandım ve ona baktım.

"Doktoru çağırayım"dedim. Elimi elinden çekecekken cılız bir baskıyla durdurdu beni.

"Se-sen ağladın mı?" dedi.

Bakışlarımı başka yere çektim. Beni güçsüz bilmesini istemiyordum.

"Biliyor musun? Ailemi bırakıp geldim ben. Benim için bu koca evrende göz yaşı döken tek kişiye...sana"dedi.

Kurduğu cümle atmayı unuttuğunu düşündüğüm kalbimi hareketlendirmişti.

Beni bırakmamıştı bana gelmişti. Rüyada gibiydim mutluluğum taşıyordu.

Bu odadan çıkınca dans edip türküler mırıldanmak istiyordum. Gördüğüm herkese sarılmak ve barışı bağırmak istedim.

Benim gibi gönlü katran tutmuş birini iyiliğe boğmuştu Yağız.

Eğilip elinden öptüm. Eli ılıklaşmaya başlamıştı. Buz hissi gitmişti. Yağız yaşıyordu.

"Ailen benim"dedim.

Gözlerini yumdu. Tekrar gözlerini açtığında kendime engel olamadım.

"Benimle evlen"dedim.

Solgun yüzüne renk geldi, yanakları kızardı ve kafasını başka yöne çevirdi. Bu hali beni dünyanın en mutlu insanı yapmaya yeterdi.

Tam ağzımı tekrar açmıştım ki Yağıza bağlı olan makine ötmeye başladı. Aynı anda birbirimize baktık koşar adım odadan çıktım doktoru bulmak için.

Boş koridora çıktığımda odanın önünde biri vardı.

Uzun boylu mavi gözlü bir adamdı. Koşan doktoru gördüğümde hemen ona yetişip durumu anlattım.

Öten cihazın onları uyardığını söyleyip içeri girdiler. Telaşla kapıda bekledim.

"Beyfendi Yağızın refakatçisi misiniz?" yanımda olduğunu unuttuğum adama baktım.

"Sen yağızı nerden tanıyorsun?"dedim.

"Ben Erkut onun çocukluktan arkadaşıyım"dedi.

Yağız böyle bebek yüzlü masum biriyle yıllarca nasıl arkadaş kalmıştı?

Bu çocuğun tam tersiydi Yağız.

HatamsınHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin