İmzalattığım belgeyi müdürüme vermiş ve çoktan masama geçmiştim. Kafam karışıktı.
Eşcinsel olmayacak kadar emindim kendimden ama Ahmet çok farklıydı.
Tek bir kelimesiyle beni etkisi altına alabiliyordu. Bakışları muhtaçmış gibiydi.
Gözleri sevginin zerresine köle olacakken neden sevgilisini bırakmıştı o zaman?
Neden sabahları benim işe gelişimi izliyordu. Kafam dolu dolu ofisteki işimi halletmiştim.
Alışma süreci olduğundan ilk ay ofiste çalışıyordum pazartesiden itibaren sahaya çıkacak ve bir ortağım olacaktı.
O kadar sıkılmıştım ki evrak dosyaların içerisinde.
Duvarda asılı saate baktım çıkma zamanıydı. Masadaki eşyalarınımı ve askılıktaki ceketimi da alıp karakoldan çıktım.
Yaz mevsimine yeni girmiştik ama akşamları soğuk oluyordu. Yüzüme vuran ılık havayı içime çektim ve yürümeye başladım.
Karşımdaki bedeni fark etmemle duraksadım. Ahmet bir ağaca yaslanmış beni izliyordu. Yanına ulaşıp tek kaşımı kaldırarak ona baktım.
"Çok acıktım"dedi. Onu incelediğimde sargılı ayağını diğer ayağının üstüne koymuş zorlukla ayakta durduğunu fark ettim.
Ahtapot gibi beni sardı.
"Lan bıraksana?"dedim.
"Düşerim falan Allah korusun"dedi.
"Düşmekten korkuyorsan buraya kadar nasıl geldin?"dedim.
"Sürünerek"dedi.
Kıkırdadım hemen kendimi toparlayıp ayakkabılarımı çıkardım belinden sıkıca kavradım Ahmeti. Salondaki kanepeye yürüyüp üstüne bıraktım onu ben de ceketimi çıkardım. Kollarımı sıvazlayıp ona döndüm.
Hayranlıkla her hareketimi izliyordu. Göz devirip mutfağa gittim.
Sabah buzdukta gördüğüm balığı çıkardım. Kendimi tamamen yemek hazırlamaya vermiştim.
Arkamdaki sandalyenin çekilme sesiyle irkildim.
"Canım sıkıldı"dedi. Arkama dönmeden işime odaklandım.
Bir saatin sonunda yemekler hazırdı. Masaya yerleştirdim en ortaya da salatayı koyup ona döndüm.
Yine yeşil gözleri ağlamamak için can atıyor gibiydi.
"Yemek için ağlamayacaksın değil mi?"dedim alayla karışık ses tonumla.
"Mutluluktan"dedi. Bir iki kere öksürüp yemeğe başladı.
Ben de ona eşlik edip sandalyemi çektim ve oturup yemeği yedim.
Neden burda yaptığım yemekleri onunla yiyordum aklım hiç almıyordu.
Yemeğimizi bitirmiş tabakları makineye yerleştirmiştim.
"Ben gidiyorum"dedim.
"Bir bira içmez miyiz?"diye sordu.
İşin temposundan eve yorgun dönüyordum. Duştur yemektir derken geç oluyor kendimi uykuya bırakıyordum.
Hafta sonu işlerimden dolayı da boş değildim. Uzun zamandır içmiyordum. En son o gecede içmiştim.
Başımı olumlu anlamda salladım. O ayaklanacakken dur işareti yaptım.
Ufak bir tepsi çıkardım tabaklara dolaptaki çerez çeşitlerini yerleştirip içeri geçtim.
Kanepenin önündeki masaya getirdiklerimi yerleştirdim tepsi elimde arkama döndüğümde
Ahmet güçlü kollarında siyak bir poşet tutuyordu büyük ihtimalle içkilerdi. Seke seke gelip kendini kanepeye bıraktı. Ben de tepsiyi masaya bırakıp yanına çöktüm.
Poşetten çıkardığı bir içkiyi açıp bana uzattı aynısını kendisi için de yaptı.
Ne o ne de ben konuşuyorduk. Sessiz evde içkiyi yudumlama sesimizden başka ses yoktu.
İçki sersemletmişti ama sarhoş etmeye yetmeyecek kadar hafifti.
Tahminen dördüncü içkiyi almak için poşete uzandım tam o anda Ahmet de uzandı ellerimiz ortada birleşti.
Sersemlikle elimi çekmeden ona baktım. Çok yakın duruyorduk.
Bana yaklaşıp dudaklarımdan yumuşak şekilde öptü. Çarpan kalbime söverek ben de karşılık verdim.
O kadar yumuşak öpüşüyorduk ki dudaklarımız birbirini okşuyor gibiydi. Nefeslenmek için geri çekildim.
"Hep yanımda olur musun?"dedi. Cevap vermeden dudakları öptüm. Kısa bir öpüştü.
"Benimle burda yaşar mısın?"dedi.
Tekrar yaklaşıp dudaklarının kenarından öptüm bu sefer.
"Sana deli oluyorum"dedi. Durdum ne öptüm ne de uzaklaştım ondan.
Büyük bir bataklığa çekiliyor gibiydim.
"Ahmet ben eşcinsel değilim"dedim.
"Ben de değilim sen dışındakilere"dedi.
"Bak beni anlamıyorsun,bir ay önce en yakın arkadaşım eşcinsel diye hayatımdan çıkardım şimdi böyle bir durumun içerisinde olmak kendime ideolojime ihanet gibi"dedim.
Dikkatle beni dinliyor her kelimemi tartıyordu.
"Bu durum elimizde olan bir şey değildi ki. Hem istersen gizleriz sen ben dışında kimseler bilmez, herkes ev arkadaşı sanar bizi"dedi.
Biz dediğinde gülümsememe engel olamadım. Kurduğu cümleyi kafamda tarttım.
"Sana sonra cevabımı vereceğim"dedim.
Uzanıp uzunca dudaklarını dudaklarıma bastırdı. Geri çekildiğinde koyulaşan yeşil gözlerine baktım. Daha fazlasını ister gibi bakıyordu.
Ayağa kalktım,kanepede oturan bedene bir şey demeden evden çıktım. Bu sefer arkamdan konuşmamıştı.
Onunla yaşamak mı?
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Hatamsın
Fiksi RemajaBirbirine zıt işler yapan iki kişi. Her beraber olduklarında ödemeleri gereken bir bedel vardı. Beraber olmaları evren için koca bir hatadan ibaret. Zıtlıkları aşıp mutluluğa ulaşabilecekler mi? (Eşcinsel romandır)
