Arslan çenemi tek eliyle tutup sıktı. Canım çok acıdı.
"Ben halandan hiç korkmuyorum biliyor musun? Gram korkum yok. Ama sen benden korksan iyi edersin.Ağlamaya başladım. Gittikçe kötü bir hal alıyordu.
"Şimdi söyle seni kardeşinle kim tehdit etti?"Ağlamaktan cevap veremedim.
Yüzüme doğru bağırdı.
"CEVAP VER!"Bağırdıktan sonra bir adım geri attı.
Kolumla göz yaşlarımı sildim. Arslan karşımda heykel gibi duruyordu."Anneannem. Seninle evlenmezsem beni buradan gönderecek ve kardeşimi bana vermeyecek. Ben bir daha emiri göremeyeceğim. Halamı bu yüzden aradım. Bizi kurtarması için."
Arslan yüz hatlarını sıktı. Etrafa baktı.
"İçeride konuşmaya devam edelim." Omzumdan beni çekti. Oranın moraracağından eminim. İçeri yürüdük. Eski yerlerimize oturduk."Bak Ahter, benimle evleneceksin. Rızan varmış yokmuş beni ilgilendirmiyor. Senin anneannen kabul ettiğini söyledi. Git derdini ona anlat. O yüzük o parmağa bir kere takıldı. Artık o parmağı kesmeden o yüzüğü çıkaramazsın. He eğer parmağını kesersen kestiğin elini de ben keserim. Benim aileme saygıda kusur etmez benim dediklerimi yaparsan sen de saygı görürsün. Benim karım zaten herkesten saygı görmek zorunda. Ama hakedeceksin. Ailemden birisine yaptığın bir hatada o hatayı yapmaman için gerekli cezayı veririm."
"Hala tehdit. Hala tehdit. Sen beni sürekli tehdit edeceksen ben seni nasıl sevebilirim?
"sevmek istemiyorsan sevme. Ama beni çiğneyip değişik hareketler yaparsan...'Masanın üstündeki elimi tutup sıktı.
"Pişman ederim."
Arslan bana baktı. Ben bir peçete alıp yüzümü sildim. Şişedeki suyu alıp içtim.
"Yemek ye küçük." "Madem bu kadar küçüğüm benimle niye evleniyorsun?" "Keyfim ve kahyası öyle istiyor." "Beni daha önce gördün mü? Sen mi evlenmek istedin benimle?"
"Bir kere yanında arkadaşların varken gördüm. Ama sapık gibi seni takip ettirip bana bu kızı bulum evleneceğim demedim. Ki o gördüğüm zaman aklımda böyle şeyler oluşmadı. Evet güzel bir kızsın. Dikkat cekicisin. Buradakilere benzemiyorsun. Ama o zaman öyle bakmadım."
"Ben seni hiç fark etmedim." "İlginç."
Çayından bir yudum aldı. Biz gittikten sonra her şeyi yenilemişlerdi.Arslan'ın yüzüne uzun uzun baktım. Bakışlarını kaçırmadı. "Biliyor musun sana aşık olsam da sırf bunlar yüzünden seni. Sırf anneannem haklı çıkmasın, bu olay normale dönmesin diye sevmeyeceğim. Aynı yatakta yatsak da bana asla dokunamayacaksın. Gerekirse yerde yatarım gerekirse hiç uyumam. Ama asla senin olmayacağım. Sen kendi egonu tatmin edersin. Ama her gün güne seni sevmeyen bir kızla başlayacaksın."
Arslan derin derin nefes aldı. Boynundaki damarlar belirginleşti. Masaya sertçe vurdu. "Yeter!" Masanın üzerindekiler hafifçe zıpladı. Ben de korkup yerimden zıpladım. Gözlerimi kapattım.
Arslan ayağa kalkıp bağırdı. "Yeter lan yeter! Sana sabrımı sınama diyorum. Seninle mi uğraşacağım ben? Ne değerli şey sanıyorsun kendini. Çeneni kapatmayı öğreneceksin. O çenen asla açılmayacak. Ne ailem ne benim yanımda. Asla. Bulduk belayı. Ayrıca ben ne istersem o olur. Eğer dokunmak istersem dokunurum öpmek istersem öperim. Benim karım olduktan sonra bunlar benim kararım olur. Ölene kadar da benim olacaksın. Sok şunları kafana. Hayal dünyandan çık."
Gözlerim yaşardı. Tekrar açtım. Tüm ıslaklık kirpiklerime dağılmıştı. Sesim içime kaçtı. Hafif titredi."Ben doydum. Eve gidelim. Kapıda bekliyorum." Çantamı alıp yavaşça çıkışa doğru yürüdüm.
Arkamdan bağırışlarını duydum. Arkamı dönüp bakmadım. Tabak kırılma sesleri geldi. Arkamı dönüp ona bakmak istedim. Sonum olacak adama baktım. Cebinden cüzdanını çıkardı. Yüklü bir miktar para bıraktı. Ben arabanın yanında bekledim. Yoldaki telefona baktım. Telefonu elime aldım. Küpemi çıkardım. Küpemin iğnesi ile sim yerini açtım. Annemin simini aldım. Kullanmasam da bu bana annemden kaldı. Arada o numarayı arardım. Çalması bile beni mutlu ederdi. Şimdi bir hanzo istedi diye bırakacak değildim.
Tekrar arabanın kenarına geldim. Arslan gelip kapıyı açtı. Yanına oturmak istemedim. Arka koltuğun kapısını açtım. Arslan'ın sesini duydum.
"Öne gel."
Daha fazla kavga etmek istemedim. Ön koltuğa yanına oturdum. Ona bakmadım. Camdan dışarı baktım. İçimden konuştum. "bir ömür bu şeklide nasıl geçecek? Ben böyle şiddet bağımlısı öfke sorunlu birisiyle evlenmek istemiyorum." Gözümden yaşlar aktı.
Arslan bunu fark etti. "Torpido gözünde mendil var. Al sil gözlerini. Yakında ağlamaktan kör olacaksın. İnan bana bu dünyanın içindeki tüm renkler hepimizden daha önemli. Onları görmeyi kesmek yerine gel bizi kes." "Ne yapmaya çalıştığını asla anlamıyorum." "Bir şey yapmıyorum. Seni sevmeye çalışıyorum. Senin de beni sevmeni istiyorum." "Sana açıklamamı yaptım. Başka bir şekilde olsa belki olurdu ama bu durumda hayır." "Bu senin sorunun. Ben sadece sevdiğin birisi ile evlen diye diyorum." "Sevdiğim kişi burada olsa evlenirdim." "Ne?" İçimden söylemediğimi fark ettim."Kimi seviyorsun?" "Kimseyi." "Ahter yalan söyleme bana." "3 yıl öncede kaldı her şey. Unut gitsin." "Anlat." "Sevgilim... Sevgilimdi daha doğrusu. Çok seviyorduk birbirimizi. Beraber büyüdük. Ailesi ile ailem arkadaştı. Küçüklükten başlamıştım ben ileride seninle evleneceğim diye. Yaş ilerledi. O bana onları söylemeye başladı. İlk aşkım, ilk arkadaşım, ilk sevgilim, ilk öpücüğüm hepsi oydu. Benim için masal kahramanıydı." Arslan sinirlendi. Yola doğru baksa da gözlerinden ateş çıktığını görebiliyordum. "Neden onu sevdin ? Beni onun gibi sevemez misin?" "Hayır. O... O benim için çok başkaydı. Uğruna her şeyi yapardım onun için. Hala yaparım gerçi." "Onu seviyorsun yani?" "Evet. Keşke bunu ona daha fazla söyleyebilseydim. Keşke her elimdeki fırsatı değerlendirseydim." "Tamam anlatma. Yeter." "Niye kızıyorsun ki? Onun yerinde bu dünyadaki hiçbir erkek olmaz. O benim ilk ve son aşkım." Arabayı sertçe durdurdu.
"İstiyorsan git kafana taşla vur. Ama onu unutacaksın." Omuzunu tutup sıktı.
"Aklında bile benden başka erkek olmayacak. Anladın mı?" "evet."Evimin önüne geldik. "Görüşürüz." "En yakın tarihe nikah günü almaya gidiyorum." "Ne?" "O sevgilini unutsan iyi edersin." "Ben şu anda evliliğe hazır değilim." "O zaman hazır ol küçük."
Arabadan indim. Kapıyı kirar şekilde kapattım. "Yavaş!" Bir şey demeden eve girdim. Kapıyı sertçe çarptım. Anneannem ve dedem bana bakmaya geldi. "Ne oldu?" "Kızım ne oldu?" "Anneanne telefonun nerede?" Öfkeden deliye dönmüş halimi gören anneannem üzerime gitmedi. Telefonu bana uzattı.
Hemen halamı aradım. "Kimsiniz?" "Hala ben Ahter. Hemen gelip beni ve emiri alın." "Ahter o sana bir şey mi yaptı?" "Yapamadı. Yapamaz da zaten." "Tamam kızım. Ben en yakın zamanda geleceğim. Hatta şu anda uçak bileti alıyorum." "Tamam hala."
Telefonu anneanneme vermedim ve odama gittim. Odada emir oyun oynuyordu. "Bu olay bana tanıdık geldi." Anneannem kapıyı yumrukladı. "Emiri hiçbir yere götüremezsin. İzin vermem."
Çantaları ve bavulu hazırladım. Emir yanıma geldi. "Abla ne oluyor?" "Korkma ablacim. Korkma." Emiri kucağıma oturttum. "Halam gelecek ve bizi alacak." "Halam mı?" "Evet."
Anneannem kapıya vurmaya devam etti. "Emirimi alamazsınız!" Emirin kafasını okşadım. Saçlarını öptüm. "Seni bırakmam ablacım." "Abla korkuyorum." "Korkma."
Arslan hakkında düşüncelerinizi değişti mi?
Sizce Ahter, Arslan'ın dediği gibi onu sevebilir mi? Veya sevmeli mi?
Sizce Ahsen , düğünden önce Ahter'e yardım edebilecek mi?
Bölüm hakkındaki düşüncelerinizi bekliyorum ☺️

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Yıldız +18
RomanceSevgili kocam bana bir adım yaklaştı. Arkamdaki makyaj masasına takılıp daha fazla gidemedim. İyice yanıma geldi. Elini kaldırdı. Saçımı kulağımın arkasına koydu. Nefesini hissedebiliyordum. Gözlerimi kapattım. Elinin tersiyle boynumu baştan aşağı...