Kirli Öpücük

8.5K 461 285
                                        


Selamm Escape okuyucuları :)

4000küsürlük bir bölümle geldim şimdiden iyi okumalar diliyorum okuyucularıma.

Hikaye yeni ve bu kadar emek vererek yazdığım bu fic için  yorum yaparsanız beni çok mutlu ederseniz. Hem düşünceleriniz beni teşvik eder, hem de sizin fikirleriniz sayesin de fic daha güzel bir şekil de ilerlemeye devam eder.

Umuyorum ki seveceğiniz bir bölüm olacak, tekrar iyi okumalar 💜


"Öp beni"

İki gündür tanıdığım esmerin gözlerinin içine bakarken beni öpmesini söylemiştim, yıldızların altın da. İçtiğim şarap mı başımı döndürüyordu yoksa onun karanlık bakışları mı tartışılır lakin o zarif elleri belimi naif bir şekil de sararken aklım çoktan başımdan uçup gitmiş, ayıkken asla söyleyemeyeceğim o iki kelimeyi dilimden düşürmüştü.

Naif tutuşunun sıcaklığı birden çekilince kendimi boşluğa düşmüş gibi hissetsem de hala o siyah gözlerin büyüsünden kurtulamamıştım. "Kendine gel küçük, sen ne istediğinin farkında mısın?". Aramıza açtığı bir adımlık mesafeyi tekrar kapatmış bu yaşıma kadar kendim de bulamadığım tüm cesareti şu ana saklamış gibi ona tekrar yaklaşmamla kaşları çatılmıştı. "Öp beni" dediğim de gözlerini benden çekip başını yıldızlara kaldırmıştı. Şu an ne yaptığımı mı sorguluyordu yoksa kendi bu isteğime bir karşılık vermek için sebepler mi arıyordu emin değildim.

Birden yüzüme değen elleriyle afallasam da ellerim tutunmak amaçlı ceketinin kenarlarına sığınmıştı. "Bana bak küçüğüm, o temiz dudakların benim öpücüğümle kirlensin istemezsin" dedi baş parmağı dudağımı okşarken. Ama ben sözlerine inat dudaklarımı ona uzatacağım an da bileğimden tutup hızlı adımlarla beni eve doğru sürüklercesine götürmeye başladı. Cebinden çıkardığı anahtarla kapıyı açıp, hala sıkıca tuttuğu bileğimle peşinden sürüklenirken merdivenlere doğru çıkmaya başlamıştı. Bana kızmıştı, haddimi aşmıştım belki çocukça davranmıştım. Ama ilk kez cesur hissetmiştim. İlk kez içimden geldiği gibi davranmıştım, ve sonucu sadece koca bir hiç ve pişmanlıktı. Pişmanlığın en büyüğünü de ayıldığım da yaşayacağımın da farkındayım fazlasıyla.

Odama girdiğimiz de bileğimi bıraktığı gibi çıkıp giden esmerin peşinden bakakalmıştım. Midemin bulantısına daha fazla dayanamayıp kendimi banyodaki klozetin yanına zar zor atarken içim de ne var ne yoksa çıkarmaya başlamıştım. Göz yaşlarım kusmanın etkisiyle akmaya başlarken biraz olsun rahatladığımı hissetmiştim acıyan boğazıma rağmen. Üzerimdeki deri etek ve cropa bakıp halimden nefret ederken hala ayağım da olan topuklu ayakkabıları çıkardığım gibi odanın ortasına fırlattım. Soğuk suyu ayarlayıp duşun altına girdiğim de az önce yaşanılanlar daha net bir şekil de aklıma doluşurken sırtımı soğuk mermere yaslayıp dizlerim üstüne çöküverdim ağlayarak.

Ben bu muydum? Bir yabancının dudaklarına sığınmak isteyecek kadar ilgiye, sevgiye aç bir adamdım işte. Bu gece anlamıştım bir kez daha kendimden ne denli nefret ettiğimi. Hayatım boyunca hakaretlerle yaşadığım her gün güzel bir iki söz duyunca hemen kapılıp gitmiş miydim o yabancıya?

Soğuk su beni yavaş yavaş kendime getirmiş, alkol etkisini azaltmaya başlamıştı. Güzelce yıkanıp banyodan çıktıktan sonra beyaz çarşafları mis gibi yumuşatıcı kokan yatağıma uzandım sırt üstü. Düşünmeyecek ve unutacaktım bu geceyi, hatta hiç olmamış var saymak gerçeklerden kaçmak istiyordum. Bu yüzden uyumak şu anlık en güzel kaçışlarımdan biri olmuş ve ben gecenin yorgunluğunu yastığıma avuçlarımı yaslayarak bırakmıştım.

"Uyan Jungkook" gözlerimi zar zor açarken başımdaki ağrıyla sızlandım. "Saat kaç Felix?". diye sorduğum da pencereden dışarıya baktım, sanki hiç sabah olmamış gibi hava karanlıktı. "Akşam oluyor neredeyse kalk ve bir şeyler ye, bir iki saat sonra bara gitmeliyiz" dediğin de yavaşça doğrulup yatağımdan kalktım. Karnımdan gelen tuhaf sesler acıktığımın sinyalini veriyordu ve Felix duyduğu bu sesle yüzünü buruştururak odadan ayrıldı.

Escape /taekookBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin