Ölmeyecek kadar yaralıyım. Tomris Uyar
Ölümle yaşam arasındaki o ince çizgi de yürüyen çocuk, kanındaki zehir yüzünden sürekli gördüğü halüsinasyonlar sebebiyle tükenmiş bir vaziyetteydi. Zaman ve mekan kavramı çoktan silinmiş, gerçekle hayali ayırt edemeyecek bir kıvama gelmişti zihni.
Sesini artık kendi bile duyamıyor, kirpiklerini dahi hareket ettirecek gücü kalmamış, bedeni yavaşça ölüme hazırlanıyordu. Düşük nabzı ve kesik kesik aldığı nefesler Jungkook'un yaşayamadan veda edeceği dünyaya ait son çırpınışlarıydı. Korkuyordu, ölmek istemiyordu daha yaşayamadan. Oysa ne çok acı vardı, ne çok sınanmıştı gençliği,yaşayamadığı çocukluğu. Hepsiyle yüzleşiyordu o soğuk depoda.
Aşık olduğu adam kulağına onu sevdiğini söylüyor, usulca saçlarını okşuyordu. "Küçüğüm, seni seviyorum" dediğin de uzanıp alnına bastırdı dudaklarını. "Uykun mu var, istersen sana şarkı söylerim" dedi. Taehyung gülerken ne kadar güzel bir adama dönüştüğünü bilseydi, kaşlarını bir daha asla çatmazdı. Çıt çıkmayan odada dizlerine yatırdığı küçüğünü uyutmak için, bir şarkı mırıldanmaya başladı boğuk sesiyle.
"Say I wouldn’t care if you walked away,
Çekip gitsen umursamayacağımı söylerdim
But every time you’re there I’m begging you to stay,
Ama burada her oluşunda kalman için yalvarıyorum
When you come close I just tremble
Yaklaştığında bana titriyorum
And every time, every time you go,
Ve her seferinde,her gittiğinde
It’s like a knife that cuts right through my soul
Bıçak gibi ruhumdan kesiyor beni"
Sevdiği adamın sesini dinlerken, ruhu gül bahçelerin de onunla dans ediyor, şarkısına eşlik ediyordu. Gözlerini kapayıp, sadece sevdiği adamı duydu, bir de cılızca atan kalbinin sesini.
"Only love, only love can hurt like this,
Sadece aşk,sadece aşk böyle acıtabilir
Only love can hurt like this
Sadece aşk böyle acıtabilir
Must have been a deadly kiss
Ölümcül bir öpücük olmalı
Only love can hurt like this
Sadece aşk böyle acıtabilir"
Sadece aşk böyle acıtabilir diye düşündü. Burun direği kalbindeki ağırlıkla sızladı. Gözlerini açmaya korktu, gerçeklere uyanmak istemiyordu artık. Huzurlu bir ölümdü istediği, acılarla dolu hayatının son demlerin de kendi düşlediği bir rüyayı görmek istiyordu. Sevdiğinin o boğuk sesiyle, çok istediği uçuruma gitti tuttuğu elleriyle. Dans ederek geldikleri uçurumun kenarında gülümsemesi büyüdü.
"Your kisses burn into my skin,
Öpücüklerin tenimin içine doğru yakıyor
Only love can hurt like this
Sadece aşk böyle acıtabilir
But it’s the sweetest pain,
Ama o en tatlı acı
Burning hot through my veins,
Dmarlarımda deli gibi yanıyor
Love is torture makes me more sure
Aşk beni daha çok emin kılan bir işkence"
Kayalıklara çarpan dalgaların sesi ve kulağın da sevdiği adamın söylediği şarkıya "Sadece aşk böyle acıtabilir, ama o en tatlı acı" diye karşılık verdi küçüğü. Ondan anılarını çalmak isteyen kadına inat kalan tüm gücüyle direndi Jungkook, ilk aşklar unutulmaz olmalı. Zira ölürken bile hatırlamalı, beyaz güllerin hatırına.
"Only love, only love can hurt like this,
Sadece aşk,sadece aşk böyle acıtabilir
Only love can hurt like this
Sadece aşk böyle acıtabilir
Must have been a deadly kiss
Ölümcül bir öpücük olmalı
Only love can hurt like this
Sadece aşk böyle acıtabilir"
Aşkın gerçekten can acıtan bir şey olduğuna emin olmuştu. Sevdiği adam onu kurtarmak için gelmemişti, belki de gerçekten sevmemişti. Ama onunla uçurumun kenarında dans etmekten geri durduramadı bu düşünceleri. Kalbi kırıkken bile gülümsedi parlayan gözleriyle. Bedeni lime lime acıyla yoğurulurken bile küçük kalbine sığmayan aşkını sahiplendi tüm gücüyle. Onu kimse sahiplenmemiş, sevmemişti zira. Ölüme daha yakın hissetti, pes etti bedeni.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Escape /taekook
Fanfiction-Tamamlandı- Jungkook üvey babasından gördüğü şiddet yüzünden evinden kaçtığın da, başına geleceklerden habersizdi. Kim Taehyung'un gay barlarından birinde striptizci olarak çalışmaya başlaması hayatını hiç olmadığı kadar değiştirmişti. Aşık oldu...
