Kırmızı

2.1K 144 44
                                        

Yorumlar çok az ve bu beni biraz üzüyor bu yüzden de artık final vermek istiyorum.

İyi okumalar diliyorum

Akşam vakitleriydi, insanlar içkilerini yudumluyor, hareketli müziğin ritmiyle dans ediyor ve kimisi koyu bir sohbete dalmış giderken bazıları da kendi iç dünyalarında savaş yaşıyorlardı tıpkı Jeon Jungkook gibi.

Jungkook'un 36.yaş gününe özel her sene olduğu gibi şirketin teras katında  özel bir eğlence düzenlenmişti o gece. Şirketin çalışanları ve bazı yakın dostları bu anın keyfini çıkarırken Jungkook asla vazgeçemediği siyah takımlarından birini giymiş ve tüm asaletiyle her zaman olduğu gibi göz kamaştırıyor, çoğu insanın ilgisini üzerinde toplasa da o hiç tanımadığı birini, geçmişinden kalbine büyük yaralar açan aşkını bulmayı diliyordu.

Jimin leopar desenli gömleğiyle oldukça çekiciydi ve partideki bir yabancının çoktan dikkatini üzerine çekmişti. O bundan habersiz bir şekilde pistin ortasında elindeki kadehiyle dans ederken, ince ve kıvrımlı vücut hatlarını baştan aşağı süzen genç adam daha fazla dayanamayarak oturduğu taburesinden kalkıp kendinden emin adımlarıyla Jimin'in yanına doğru ilerlemeye başlamıştı.

Genç yaşının toyluğuna rağmen fazla cesur ve atik bir hamleyle ona arkası dönük bir şekilde dans eden sarışının beline ellerini koyup dansına eşlik etmeye başladığında Jimin beline dolanan ellerle irkilip arkasındaki gence doğru dönmüştü kaşlarını çatarak. Aynı boylardaki gençle burun buruna gelen Jimin sinirle "O ellerini belimden çekmeden önce üç saniyen var, minik" dediğin de gencin Dudağı yukarı doğru kıvrılmıştı.

Belindeki eller daha da sıkılaştı ve vücutları birbirine tamamen yapışık bir şekildeyken ikisi de hareketsiz bir şekilde duruyorlardı hızla atan kalplerinin aksine. "Adın ne senin?" diye soran Jimin ne kadar kızgın görünse de bu cesur çocuk onu heyecanlandırmıştı ve onun kim olduğunu merak etmeye başlamıştı. "Ben Min Yoongi, ya sen?".

Jimin duyduğu ismi bir yerden hatırladığını düşünüyordu ama nerden olduğunu bir türlü anımsayamıyordu. Bunu boşvererek ve bu geceyi yalnız geçirmek istemediğinden sonunda çattığı kaşlarını düzelterek Yoongi'ye gülümsedi. Flörtöz olmaya çalışırken ne kadar tatlı olduğunun farkında değildi ve onun gülüşü Min Yoongi'nin kalbinde çoktan aşk kıvılcımları oluşturmaya başlamıştı. Ve bu önceki hayatlarında kavuşamayan birbirine aşık iki adamın yeniden karşılaşmasıydı.

Jungkook sıkıntıyla bir nefes verdi, bu kalabalığın için de yapayalnız gibiydi.  Daha sonra arkadaşı Yugyeom yanına gelerek onu pastanın kesileceği masaya doğru çekiştirdi. Müzik sustu ve tüm herkes Jungkook'un etrafında toplaştı. Doğum günü şarkısını söyleyen insanlar alkış yaparken, Jungkook önünde mumları yanan pastaya baktı şimdi yapması gereken bir dilek tutmaktı. Hayatında her şeye sahipti, aşk dışında. Olmayacağını bilse dahi ellerini çenesi altında birleştirip gözleri kapadı. Ve içinden şu sözcükleri geçirdi "Tanrım, eğer yeniden doğduysam senden kaybettiğim aşkımı, Kim Taehyung'u diliyorum".

Adını anarken bile göğsüne saplanan sancıya engel olamıyordu. Mumları üfledi ve insanlar onun yeni yaşını tebrik edip, hediyelerini vermeye başladılar. Tüm bunların sonun da tüm çiftler dans etmeye başladığın da Jungkook'un yanına gelen Jisoo ona dans etmeyi teklif etti. Ama Jungkook onu özür dileyerek reddetti, tek istediği yalnız kalmaktı. Daha sonra dans edenlerin arasında Jimin'i gördü ve yanındakinin kim olduğunu merak ederek gözlerini kısarak onlara baktı. Genç çocuk, gotik tarzı ve sıska vücuduyla Jimin'in yanında küçücük kalıyordu. Jimin Jungkook'un onlara baktığını görünce arkadaşına göz kırptı uzaktan ve Yoongi'nin arkasına dönerek Jungkook'a bakmasını sağladı.

Jungkook gördüğü bu yüzü düşlerinden biliyordu, tanıdı. Oturduğu tabureden hızla ayağa kalkarak ikilinin yanında ilerledi. Yoongi'nin kolundan tutarak sessiz olduğunu düşündüğü koridora doğru ilerlemeye başladı. Yoongi tanımadığı bu adamın onu öylece sürüklemesine küfrederken bir yandan da kolunu ondan kurtarmaya çalışıyordu ama nafileydi. Jungkook uzun zamandır box yaptığı için kolları epey güçlüydü.

"Jungkook neler oluyor dostum he ne demek partnerimi yanımdan çekip almak" diye bağıran sarışın onların peşinden koşturuyordu. Boş bir koridora geldiklerinde Jungkook Yoongi'nin kolunu bırakıp ona doğru döndü. "Taehyung'un nerede olduğunu biliyor musun?" diye sordu heyecanlı bir ses tonuyla. Jimin duyduğu isimle şaşırdı ve Min Yoongi ismini nerden anımsadığını hatırladı. Jungkook geçmişindeki aşkının Min Yoongi diye bir adam olduğunu ona söylemişti ve şimdi o çocukla tanışmış olması onu hem korkutmuş hem de tuhaf bir heyecanın içine sokmuştu.

Yoongi Jungkook'un sorusuna karşılık gözlerini devirdi. "Sen de kimsin ve Taehyungu neden soruyorsun?" dediğin de Jungkook onun Taehyung'u tanıdığından emin olduğun da midesine kramplar girmeye başladı. "Onunla konuşmam lazım, lütfen nerdeyse beni ona götür" dedi. Yoongi afallamış bir ifadeyle Jungkooka ve ağzı açık bir şekilde onları izleyen sarışına baktı. "Gece kulübünde, bu gece çalışıyor istersen oraya git, benim bu sarışını bırakmaya pek niyetim yok bu gece" dedi ve ona gece kulübünün adını ve nerede olduğunu tarif ederken Jimin'e göz kırpıp gülümsüyordu.

"Peki orada onu nasıl bulabilirim?" diye soran Jungkook bir an önce ona, aşkına gitmek için can atıyor ve az önce dilediği dileğinin bu kadar çabuk gerçekleşiyor olmasına şaşırıyordu.

Yoongi gülümsedi. Taehyung'u neden sorduğunu anlamasa da bu adamdan kurtulup bir an önce Jiminle vakit geçirmek için onu cevapladı alaycı bir ses tonuyla. "Striptiz direğine sarılı kırmızı saçlı bir çocuk gördüğün de onu bulmuş olacaksın".

Bölüm sonu 🌿

Yorumlarınızı alayım :)

Escape /taekookBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin