Belki de bir gün, bir yerde, daha az rezil bir zamanda yine karşılaşırız. Vladimir Nabokov
"Sevgilim"
Göğsün de saklandığım adamdan duyduğum sesle ayrılmak zorunda kalmış, ikimizin bakışları sesin sahibine dönmüştü. Adının Lisa olduğunu bildiğim sarışın, nişanlısı ve ben arasın da gözlerini gezdirirken için de bulunduğum bu durum beni ziyadesiyle germiş ve kendimi aşağılık bir insan gibi hissetmeme sebep olmuştu.
"Burada neler oluyor, kim bu Taehyung bir açıklama bekliyorum. Hemen!" dediğin de Kim Taehyungdan hızla ayrılmış, temasımızı koparmıştım. Utanç ve öfke tüm vücudumu sararken Kim Taehyung çattığı kaşlarıyla karşısında hesap soran kadına bakıyordu."Ben gitsem iyi olacak" dediğim de yanlarından ayrılmak için attığım bir adım nişanlısının kolumdan tutmasıyla sekteye uğramıştı. "Sen, kim olduğunu bilmiyorum ama bunun hesabını vereceksin." dediğin de kolumu sert bir şekilde tutuşundan kurtarıp restoranın kapısına doğru ilerlemeye başladığım da öfkeden dişlerimi sıkıyordum.
Dışarıya çıktığım da yüzüme çarpan soğuk hava titrememe sebep olsa da içimde yanan yangına iyi gelmişti. Kim Taehyungla ne zaman yan yana gelsem onun nişanlı bir adam olduğu gerçeğini unutup, ona çekilirken buluyordum kendimi. Ama gerçekler her seferin de kendini bana hatırlatlamayı beceriyordu acı bir şekilde.
Gördüğüm boş bir taksiyi çevirip binmek için kapıyı açtığım da kolum tekrar bir el tarafından tutulmuştu. Kim Taehyung mahcup ve üzgün bir ifadeyle gözlerime bakarken, ona tüm kırılmışlığımı dökmek yüzüne zehirli laflarımı söylemek istiyordum. Ama onun bakışları karşısın da küle dönerken gözlerimin dolmasından başka bir şey gelmiyordu elimden ve dilimden.
"Böyle olmasını istemedim özür dilerim" dediğin de sesi titriyordu. "Bir anlığına da olsa her şeyi unutup sana iyi hissettirmek istedim, ama yine seni üzdüm küçüğüm". Sözleri ağlama isteğimi arttırırken gözlerimi ondan kaçırıyordum. "Sadece bir anlığına mutluydum" dedim fısıltı gibi çıkan sesimle. "Bir anlık mutluluğun sonrası hep bir ızdırap, gözyaşı" sözlerim onu yaralasın istiyordum ama yine de yaralanan ben oluyordum en fazla. "Nişanlınızın yanına gidin Bay Kim, onu da üzmeyin benim gibi" dediğim de kolumdaki eli düşmüş, yumruk yaptığı elleri iki yanında sessizce durmuştu.
Daha fazla konuşmadan bekleyen taksiye bindiğim de kutlama yapılacak yerin adresini söyleyip, dolan gözlerimi silmiştim. Ağlayamazdım artık, güçlüydüm ben. Camı açıp soğuk havanın yüzüme çarpmasına izin verdim. Telefonum cebim de saatlerdir titrerken arayan Minhoyu hızla cevapladım. "Jungkook neredesin, bir sorun mu var merak ediyorum geç kaldın" dediğin de sesimin normal çıkmasına özen göstererek yarım saate orda olacağımı söyledikten sonra telefonu cebime tıkıştırdım.
Kutlama yapılan yer çalıştığım şirketin 10.katındaydı. İçeri girdiğim de Minho yanıma gelerek elimden tutup, beni arkadaşların olduğu yere doğru sürükledi. Tüm ekip buradaydı ve beni görür görmez alkışlayan insanlara gülümseyerek bakıyordum. Dışarıdan mutlu olduğum söylenebilir, lakin içimde ben yerle bir oluyordum. Benim için hazırlanan pastayı kestikten sonra sohbetimize içkilerimizi içerek devam etmiştik. Minho sürekli ne kadar iyi olduğum konusunda bir şeyler anlatıyordu ama benim ruhum burdan uzaklarda bir yerlerde olduğu için dediklerini algılayamasam da dinliyormuş gibi yapıyordum.
Yorgun olduğum için partiden ayrılıp taksiyle otele geldiğim de kendi daireme çıkıp, boydan boya camla kaplı odadan şehrin ışıklarına bakıyordum sessizce. Dışarıdan ışıltılı ve gösterişli görünen şehir içinde bir sürü karmaşayı barındırıyordu, tıpkı benim gibi. Sonra yatağın üzerine bıraktığım beyaz güllere değdi bakışlarım, atmaya kıyamamış yanıma almıştım. Ama görmek şimdi kalbimi ağrıtırken, onunla geçirdiğim anlar zihnimi işgal ediyor beni bir uçuruma doğru itikliyordu.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Escape /taekook
Fanfiction-Tamamlandı- Jungkook üvey babasından gördüğü şiddet yüzünden evinden kaçtığın da, başına geleceklerden habersizdi. Kim Taehyung'un gay barlarından birinde striptizci olarak çalışmaya başlaması hayatını hiç olmadığı kadar değiştirmişti. Aşık oldu...
