Değişim

5K 385 113
                                        

İyi okumalar :)

***

"İnanamıyorum cidden, seni öpüp bir de nişanın da insanlara hizmet etmek için mi çağırttırmış bu şerefsizliğin kaçıncı leveli dostum" Jimin geldiğinden beri Taehyung'a sövmekle meşgulken ben de mezeleri masaya yerleştiriyordum. Dün geceden sonra biraz kafa dağıtmaya ihtiyacım vardı bu yüzden Jimin'i çağırmıştım.

"Evet Jimin kaç kere daha söylemem gerekiyor cidden ben de anlamıyorum. Madem hayatın da biri vardı neden beni öptü bana neden bunu yaptı bilmiyorum. Açıkçası artık umrum da değil. Benim aksime onun için öylesine bir öpücükmüş. Anlam yükleyen benmişim." dedikten sonra Jimin yanıma gelip bana sıcacık sarıldı. Ağlamak istemiyordum ama daha fazla sarılırsa ağlayabilirdim." İyiyim ben Jimin, hadi biraz kafa dağıtalım. "dedikten sonra benden ayrılıp saçlarımı karıştırdıktan sonra ikimiz de sandalyelerimize oturmuştuk.

"Her neyse boş ver o megolaman patronunu biz keyfimize bakalım, şerefe" deyip kadehini kaldıran arkadaşıma bakıp gülümsemiştim. Kadehlerimizi tokuşturduktan sonra kafaya diktiğimiz buzlu biralarımızı fondip yaptıktan sonra ağzımdaki acı tat yüzümü ekşitmişti. İçkiye alışık değildim ama bu gece sarhoş olmak, kendimi bile unutmak istiyordum. "Min Yoongiyle olayınız ne anlat bakalım Jim" demiş Jimin'in yüzündeki keyifli gülüşe ilişmişti gözlerim.

"Ah, herif taşşaktan yürüyemiyor dostum. Feci etkileyici ve ben de onu etkiliyorum farkındayım" dedikten sonra birasından bir yudum daha almıştı. "Yemek yedik, bir şeyler içtik sonra beni eve bıraktı hepsi bu. Yani anlayacağın Bi olayımız yok". Başımı iki yana salladım hepsinin bu kadar olduğundan şüphelerim vardı doğrusu. "En azından birlikte vakit geçirmeye başlamışsınız devamı olacaktır" demiştim ve yine aklıma patronum gelmişti. En son beraber yemek yediğimiz de yıldızların altın da öpüşmüştük. Bu ilk öpücüğüm, ilk kirli dudaklarına bulanışımdı.

"Kook yüzün düştü onu mu düşünüyorsun?" diyen arkadaşıma bakıp ikinci biramı açtığım gibi kafaya dikmiştim. Aklıma gelmemeli onu düşünmemeliydim. "Jimin ben değişmek istiyorum." dediğim de ne demek istediğimi anlayamamıştı. "Hesabıma bir sürü para yatırmışlar Jimin, baştan aşağı değişmek istiyorum. Saçım, tarzım, kıyafetlerim herşeyimle yeniden doğmak istiyorum. Ezik, çocuk muamelesi gören, Güçsüz bir insan olmak istemiyorum artık" dediğim de Jimin'in de yüzü düşmüştü. Kendimi böyle görmemden her zaman nefret ederdi, ama ben böyleydim işte.

Birden ayağa kalkıp elini bana uzatmasıyla kaşlarım havalanmıştı. "Hadi kalk gidiyoruz Kook" dediğin de anlamayarak uzattığı eline ve ciddi suratına bakmıştım. "Nereye Jimin ne oluyor?" diye sorduğum da bu sefer gülümsemiş ve masada öylece duran elimi tutup beni kaldırmıştı. "Seni baştan yaratmaya canım arkadaşım, istediğin bu değil mi?" başımı onaylarcasına salladıktan sonra beraber evden ayrılmış, beni nereye götürdüğünü bilmeden onu takip etmiştim.

Jimin'in motorsikletiyle bir kuaför salonunun önün de durmuştuk. Anlaşılan değişime saçlardan başlayacaktık. Arkadaşıma bu konu da güvendiğim için kendimi ona bırakmıştım. Burası sıradan bir kuaför salonu değildi, Üst kesim insanların geldiği bir yerdi. Bizi kapı da karşılayan çalışanlar Jimin'in de yardımıyla beni kuaför koltuğuna oturtmuştu. Rengi akmış kıvırcık kırmızı saçlarıma bakan kuaför kadın ne renk yapalım diye düşünürken "Siyah istiyorum" dedim. Nasıl bir kesim istediğimi de söyledikten sonra kendimi kuaförün ellerine teslim ettim.

İki saat boyunca kahve içip, kuafördeki dergileri karıştırdıktan sonra saçlarım sonun da bitmişti. Aynadaki yeni halime bakarken Jimin'in açık ağzı dikkatimi çekmişti. "Kook çok marjinal oldu, çok güzel bayıldım" dediğin de alt dudağımı ısırmıştım. Cidden tam da hayalimdeki saç kesimi ve rengi olmuştu.

Escape /taekookBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin