Beni Seviyor Musun

3.1K 217 39
                                        

İyi okumalar

Yorum yapmadan geçmeyin lütfen💜

***

Hastane odasında sıkıntıdan patlayan arkadaşına türlü şebeklikler yapan Jimin, sırf o gülsün diye uğraşıyordu ama Jungkook somurtmaktan ve sızlanmaktan başka bir şey yapmıyordu. Bir hafta olmuştu yoğun bakımdan çıkalı, ve hastane de olmak onu bunaltmaya başlasa da Taehyung onun sağlığı için biraz daha burada kalmasını istemişti.

Hastane de geçirdiği süre zarfında annesi sık sık oğlunun yanına gelmiş, özlem ve duygu dolu dakikalar yaşamışlardı. Jungkook annesine düşkün bir çocuktu, sırf o iki arada kalmasın ve kocasıyla huzurlu bir yaşam sürsünler diye evini terketmişti. Annesine kızgın değildi, her şeye rağmen onu çok seviyordu.

Evine dönmesi için dil döken kadına Taehyung karşı çıkmış, küçüğünün hastaneden sonra yanına taşınacağını, onun bir evi olduğunu söylemişti. Jungkook ilk başta duyduğu bu şeye fazlaca şaşırmış, daha sonra ise onunla yaşama fikri içinde kelebeklerin uçuşmasına sebep olmuştu. Şimdi de bir an önce hastaneden çıkıp evine, Taehyung'a gitmek istiyordu. Bu yüzden somurtuyor, sabırsızlanıyordu.

Jimin en sonun da arkadaşının gülmeyeceğini anlamış ve pes etmiş bir şekilde koltukta oturup televizyona bakmaya başlamıştı. O an da kapı tıklatılıp içeri Minho girmişti. "Selam, mankenimi ziyarete geldim. Bugün nasılsın bakalım, sıkılıyor musun çok?" diye sorduğun da Jungkook gülen gözlerle ona bakmıştı.

"Ben de seni bekliyordum iyiki geldin" dediğin de bu tepki Minho'yu şaşırtmıştı. "Oh, öyle mi" diye şaşkınca bakan adamın yanına ilerleyip ona sarılan Jungkook, odadaki ikilinin gözlerinin kocaman açılmasına sebep olmuştu. "Sana teşekkür edemedim, eğer beni kurtarmasaydın şu an burada olamazdım" dediğin de göz yaşları yaşadığı anların hatırına düşmesiyle bir bir kollarını doladığı boyuna akmaya başlamıştı.

Minho omzun da hissettiği ıslaklıkla ona sımsıkı sarılan çocuğu kendinden uzaklaştırıp o aşığı olduğu gözlerin buğulu olmasına dayanamamış, alnına dudaklarını bastırmıştı. "Ağlama lütfen, şimdi buradasın böyle şeyler söyleme. Ben senin her zaman yanında olacağım" diyerek göğsüne çekti Jungkook'u.

Tüm bu anları hafif Aralık kapıdan izleyen sevgilisi, kalbine bıçak saplanmış gibi hissetti. Küçüğü Minho'nun kolları arasında, ona sıcacık gülümserken, bu gülümsemenin sebebi olamadığı için hem kendinden hem de karşısındaki bu manzaradan nefret etti. Öyle ki küçüğünü alıp, evine götürmek için geldiği hastane odasından kırık ve öfke dolu bir kalple ayrıldı.

O gün Jungkook, gözü kapı da öylece Taehyung'u bekliyor laki beklediği bir türlü gelmiyordu. Onu aramak istedi, ama telefonuna ulaşamaması onu ne kadar endişelendirse de elinden gelen bir şey yoktu. Daha sonra aklına gelen şeyle koltukta uyuyakalan arkadaşına seslendi. "Jimin uyan, Yoongi'yi aramalısın" dediğin de arkadaşı hafif açık gözleriyle neden Yoongi'yi araması gerektiğini düşündü. "Bu saatte o moruğu neden arayacakmışım" diye sorduğun da Jungkook oflayarak yataktan kalkıp arkadaşının karşısına dikildi.

"Çünkü Taehyung'a ulaşamıyorum, bugün yanıma gelecekti ama gelmedi. Merak ediyorum Jimin lütfen hadi ara" dedi ve masanın üzerindeki telefonu alıp arkadaşına uzattı. Jimin Taehyung'a öfke doluydu, arkadaşının onunla olup zarar görmesini istemiyordu ama Jungkook'un onu ne kadar çok sevdiğini bildiği için ses etmiyordu şimdilik.

"Park Jimin"

"Min Yoongi"

"Evet"

"Ne evet"

Escape /taekookBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin