Beğenirseniz çok sevinirim,
keyifli okumalar...Kolumda hissettiğim ağrıyla gözlerimi yavaşça açtım. Korhan'ın Kamer'den kollarını çektiğini gördüğümde kaşlarım merakla havalandı. Tam konuşacakken Korhan aniden yaklaşıp koluma dikkat ederek sarıldı.
"Bizi çok korkuttun Aden. Kolun acıyor mu?"
Ben cevap veremeden alnımdan öpüp uzaklaşırken yerini Arel aldı.
"İyi misin güzelim?"
"İyiyim sadece biraz kolum ağrıyor."
Arel de uzaklaştığında bakışlarım Kamer'in sırtını buldu. Yüzünü niye bana dönmediğini merak ederken seslendim.
"Kamer?"
Yüzünü dönmeden hızlı adımlarla odadan çıkmasıyla kaşlarım merakla çatıldı. Diğerlerine baktığımda üzgün gözlerle kapıya baktıklarını gördüm.
"Ne oluyor ya?"
"Korktu o baya. Elini yüzünü yıkamaya gitmiştir. Ben bir bakayım."
Arel de Kamer'in arkasından çıktığında şaşkınlıkla Korhan'a baktım.
"Ne oldu az önce?"
Bir kapıya bir bana bakarken yanıma gelip oturdu.
"Arel söyledi ya güzelim. Elini yüzünü yıkayıp gelir birazdan."
Şüpheyle gözlerimi kıstığımda bakışlarını kaçırmasıyla doğruldum.
"Yalan söylemeyi hiç beceremiyorsun Korhan. Ne oluyor dedim. Kamer'e bir şey mi oldu?"
Yataktan kalkmaya çalışırken kapı açıldığında gelene baktım. Arel'in yalnız geldiğini gördüğümde telaşım artarken Korhan'ın da kapıya gitmesiyle tek kolumdan destek alarak yataktan çıkmaya çalıştım.
"Kamer nerede? Bir şey mi oldu ona? Sen onun yanında değil miydin?"
Arel bir şey söylemezken Korhan'la ikisi kapıyı kapatıp dışarıya çıktılar.
Onlara yetişemezken aniden yataktan kalkmamla başım döndü ve yatağa geri oturmak zorunda kaldım. Görüşümün netleşmesini beklerken kapı açıldığında oraya döndüm. Konuşacakken Kamer'in yüzünü görmemle ağzımı açamadım. Şaşkınlıkla ona bakarken kapıyı kapatıp odaya girdi ve yanıma gelip oturdu. Başı yere eğikken sonunda şoktan çıkıp elimi yüzüne uzattım. Yüzünü geriye çekmesiyle elim havada kalırken gözlerim doldu.
"Kamer ne oldu sana?"
Sesimin titremesini engelleyemezken merakla Kamer'e bakmaya devam ediyordum. Hala bana bakmazken gözümden düşen yaşlara engel olamadım.
"Kamer lütfen bana bak."
Başını yavaşça yerden kaldırıp yatakta bana dönerek oturdu. Yüzü bakış açıma girdiğinde ağlamam şiddetlenirken istemsizce elim tekrardan yüzüne doğru hareketlendi. Bu sefer bana izin verirken yüzündeki yanıklara dokunduğumda ağzımdan bir hıçkırık kaçtı.
"Şşş ağlama Güneş lütfen. Sen ağlarsan ben de kendimi tutamam."
Sağlam elimle gözyaşlarımı temizlemeye çalışırken elini kaldırıp yüzüme getirmesiyle elindeki yanıkları da gördüm. Dindirmeye çalıştığım yaşlar daha da artarken merakla yüzüne bakmaya başladım.
"Kamer anlat lütfen kafayı yiyeceğim."
Derin bir nefes almasıyla nefesimi tutup onu dinlemeye başladım.
"Ben Xeroderma Pigmentosum hastasıyım. Yani güneşe çıkamama hastalığı da denebilir. Güneşe çıktığımda eğer vücudumu kıyafetlerle kapatmazsam ya da güneş kremi sürmezsem cildimde bu şekilde yanıklar oluşuyor işte."
Söylediklerini şaşkınlıkla dinlerken bazı şeyler yerine oturmaya başlamıştı. Aklımdakini sormak için konuşacakken konuşmasıyla sustum.
"Hayır kesin bir tedavisi yok. Kıyafetler ve güneş kremleri dışında. Onlar da önlemek için zaten. Ve evet bu yüzden sürekli kapüşonlu takıp geziyorum. Hava olsun diye değil yani."
"Ben hiç öyle düşünme-"
Beni yanlış anlamasından korktuğum için telaşla açıklamaya girişirken elini kaldırmasıyla sustum.
"Biliyorum Güneş. Senin hiçbir zaman böyle bir şey düşünmediğini tabiki biliyorum. Sen onlar gibi değilsin."
Beni tanıyor olmasının verdiği rahatlamayla yüzümde bir gülümseme oluştu. Eline uzanıp yanıklara dikkat ederek tuttum.
"Bunu bana daha önce anlatmamanı anlıyorum. Hiçbir zaman bunu sorgulamayacağım çünkü sen genelde kendini hazır hissettiğinde bir şeyleri anlatıyorsun."
Son cümlemi şakayla karışık söyleyip güldüğümde onun da yüzünde bir gülümseme oluştu. Bunu görmemle rahatlarken yavaşça uzanıp dudağının kenarına bir öpücük kondurdum.
"Bunu öğrenmem daha dikkatli olacak olmam dışında hiçbir şeyi değiştirmeyecek Kamer. Eğer kafanda öyle saçma düşünceler varsa sil at onları. Seni hala çok seviyorum."
Elini yanağıma getirirken yüzünü yüzüme yaklaştırdı.
"Sen nasıl bir şeysin böyle?"
Fısıltıyla söyledikleriyle ağzımdan bir kıkırdama çıktı.
"Nasıl bir şeymişim?"
Yüzü gitgide yüzüme yaklaşırken bakışlarım dudaklarına düştü.
"Çok güzel bir şey. Çok özel bir şey."
"Hım?"
"Hıhım."
Dudakları dudaklarıma değer değmez kapının açılmasıyla hızla geriye çekildim.
"Biz geldii-"
"Al işte yine yanlış zamanda geldik."
Alin'in neşeli sesini Cem bölerken kapıya bakmadan Kamer'in göğsüne kafamı gömdüm ve gülmeye başladım. Kamer'in de güldüğünü hissederken tek kolumu beline sardım.
"Bir daha kapıyı kilitleyelim bence."
Fısıltıyla kulağıma konuştuğunda başımı sallamakla yetindim ve kolumu sıkılaştırdım.
Hastaneye gelirken telaşla hırka almadığını ve krem süremediğini anlamıştım. Bu kendimi suçlu hissettirirken böyle güzel seven bir adamla tanıştığım için kendimi şanslı hissetmeden edemiyordum. Bunun için ne kadar şükretsem azdı.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Gölgemdeki Güneş || Yarı Texting
Teen Fiction•Tamamlandı• ❝Bu güneşe hasret bir adamın, Güneş'e tutulmasının hikayesi❞ ☀️ 05*********: Şarkılar eskiden anlamsız gelirdi bana 05*********: O kelimeleri anlamlı kılmak için bir insana ihtiyaç varmış 05*********: Senden sonra öğrendim 05*********:...