Bölümü ağlayarak yazmam dışında bir sorun yok...
Beğenirseniz çok sevinirim,
keyifli okumalar...Soruyu bir kez daha sinirle sildim. Önümdeki soruyla yarım saattir uğraşıyordum ve sonuç koca bir sıfırdı. Kağıdın yırtılmasıyla gözlerim doldu. Bir halt becerebildiğim yoktu. Aralıksız her gün ders çalışıyordum ama o kadar çok eksiğim vardı ki bitmek bilmiyordu.
Yazdan başlamıştım çalışmaya. Kamer her ne kadar eylülde başla dese de eksiklerim gözümü fazlasıyla korkutuyordu ki korkumda haklı olduğum da gün geçtikçe ortaya çıkıyordu. Kamer'le yaptığımız programa uymak için saatlerce ara vermeden çalıştığım oluyordu ve bundan Kamer'in haberi yoktu. Bana ödevler veriyordu ve ben onlar dışında da çalıştığım için günümün yarısı ders çalışmakla geçiyordu. Belki bu kadar fazla çalışmama gerek yoktu özel bir okula gidecek imkana sahiptim ama bunu istemiyordum. Anne ve babamın sonuçlar açıklandıktan sonra söyledikleri aklımdan çıkmıyordu.
'Şimdiye kadar neyi başardın da bunu başaracaktın ki sanki? Özel üniversite bile tutturamamışsın. Boşuna okutmuşuz biz seni bunca sene.'
Tercihlerimde sadece İstanbul'u ve devlet okullarını yazdığımı bilmiyorlardı tabi. Merak edip sormamışlardı çünkü. Tercihleri yaparken Kamer ve Derya teyze yanımdaydı. Derya teyze yani Kamer'in annesi benimle o kadar çok ilgileniyordu ki ona minnettardım.
Annemin söylediklerinden sonra cevap vermeden kapatmıştım telefonu yüzüne. Sonrasında saatlerce ağlamıştım belki ama o gün kendime bir söz vermiştim. Onlar yüzünden bir daha kendimi üzmeyecek, ağlamayacaktım.
Önümdeki soruya baktım tekrar. Kamer bir soruyla arka arkaya uğraşırsam onu yapma ihtimalimin düşük olduğunu eğer aradan birkaç saat hatta belki de birkaç gün geçtiğinde çözersem kesinlikle o soruyu çözeceğimi söylemişti. Bu yüzden kendime sakin olmamla ilgili telkinde bulunup kitabı kapattım ve masadan kalktım. Sırtım ağrımıştı. Şimdiden küçük bir kamburum vardı ve sene sonunda düşünemiyordum kendimi. Birkaç esneme hareketi yapıp telefonumu aldım ve yemek yemek için alt kata indim. Mutfağa giren adımlarım direkt olarak buzdolabını bulurken içimden dualar ederek açtım kapağını. En son sabah kahvaltı yapmıştım ve şuan saat 6'ya geliyordu. Fazlasıyla açtım. Dolapta iki çeşit yemek vardı ama ikisini de yemek istemiyordum. Oflayarak kapattım kapağı. Pizza söylemeye karar verip sipariş ettikten sonra salona geçtim ve koltuğa bıraktım bedenimi.
Hem fiziksel hem de mental olarak çok yorulmuştum. Arkadaşlarımın üniversitede olup benim böyle her gün evde ders çalışıyor olmam psikolojimi çok bozuyordu. Daha iyisini yapacağım diye kendime ettiğim teselliler bir yere kadar sonuç veriyordu haliyle.
Aklıma gelenlerle buruk bir tebessüm oluştu dudaklarımda. Bugün 10 ekimdi, yani doğum günüm. Çok isterdim hep birlikte kutlamayı ama Arel, Alin ve Korhan'ın sınavları başlamıştı. Cem, annesine yardım edeceğini söylemiş benden özür dilemişti. Bora ise bulunduğu kulüple birlikte il dışındaydı. Kamer'inde yetiştirmesi gereken bir ödev vardı ve günlerdir onunla uğraşıyordu. Hepsi saat 12'ye gelir gelmez doğum günümü kutlamış ve gelemedikleri için özür dilemişlerdi. Aslında özür dilemelerine gerek bile yoktu çünkü onların isteğiyle gerçekleşen bir durum değildi. Ama yine de keşke demeden edemiyordum.
Geçmiş yıllarda hep Korhan ve Arel vardı yanımda, ilk defa yalnız kutluyordum doğum günümü. Tabi buna kutlama denirse. Ders çalışmaktan dışarıya çıkıp kendime pasta bile alamamıştım. Belki abartıyordum bu çalışma işini ama içim rahat olmuyordu aksini yaptığımda. Telefonuma gelen mesaj sesiyle ekranı açtım.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Gölgemdeki Güneş || Yarı Texting
Fiksi Remaja•Tamamlandı• ❝Bu güneşe hasret bir adamın, Güneş'e tutulmasının hikayesi❞ ☀️ 05*********: Şarkılar eskiden anlamsız gelirdi bana 05*********: O kelimeleri anlamlı kılmak için bir insana ihtiyaç varmış 05*********: Senden sonra öğrendim 05*********:...