on dördümsü

2.4K 141 6
                                        

"Bunun için fazla büyümedik mi?" salıncağın iplerini daha sıkı sarıp beni geri geri çektiğinde gözlerimi kapadım sıkıca.

"Hâlâ aynı heyecanı taşıdığına göre," ipleri tutan elleri gevşedi ve hemen ardından bıraktı. Uçuyormuş gibi hissettiğim saniye gerilen yüz hatlarım bir bir yumuşadı. Bir ileri bir geri giden salıncak Samet'in ittirmesiyle hızlanıp duruyordu.

Günlerden perşembe, saatlerden akşamüstü olduğu için sakin olan parkta sadece estirdiğim rüzgarın sesi vardı.

"Kesinlikle büyümedik." diyerek ipleri sıkı sıkı tuttu. Durmamla dönüp ona baktım. Neşem gördüğüm boşlukla kayboldu. Samet'in salıncağı yavaşça eski konumuna götürmesinden onunda enerjisinin düştüğünü anladım.

"Özür dilerim," salıncağın iplerindeki ellerimi kucağıma götürdüm. Giyindiğim eşofmanın üstünde parmaklarımla oynamaya başladım. "Anlamadan oldu."

"Problem değil."

"Problem aslında." aklıma son yaşananlar gelince kafamı kaldırıp başımda dikilen Samet'in gövdesine baktım. "İlk seni görmem gerekirdi."

Uzanıp yanağıma dokundu. Yaklaşık iki saattir bulunduğumuz parkın içinden sanki o an bir çalı birikintisi döne döne geçti gitti. Havada bulunan gerginlikle etrafıma bakındım.

"Biz burada duygusal bir anda kızın göz yaşlarını silelim, kız gitsin bütün anı bozsun."

Duyduğum homurtuyla gülerek önüme döndüm.

Salıncakta yavaş yavaş sallanmaya başladım. Samet önüme geçip salıncağı durdurdu. "Gitmeli miyiz yoksa?" diye mırıldandım salıncağı tutan eline bakarak.

"Hayır, sadece eski ruh hâlime dönmek için tıkınmam gerekiyor. Bakkala-" demesine kalmadan başımı hayır anlamında sallamaya başladım.

"Cidden bir şey istemiyor musun?" diye sordu yine de. "Cidden istemiyorum." dedim kendimden emin bir sesle.

İpleri bırakıp arkasına döndü ve ilerlemeye başladı. Uzaklara gitmesine rağmen "Hele bir benimkilerden ye." homurtusunu duyabiliyordum.

Gülerek arkasından bakmaya devam ederken salıncağımın tutulduğunu hissettim. Kafamı kaldırıp iplere baktım. Bir erkek eli görünce ayaklarımı yere sabitledim.

Uyguladığı kuvvet yüzünden çabam boşa gitti. İpleri tutarak beni geri geri çektiği sırada neye uğradığımı şaşırdım. Kafamı çevirip yüzüne baktım. Gördüğüm boşlukla endişem artarken yanlış bir şey dememek için bekledim.

Saçları Aytaç'ın saçına benzemiyordu,

Kalıbı desen zerre az önce giden Samet'i andırmıyordu,

Üç ayda bir görünen kuzenler desek? Kuzenlerimi tanımamazlıktan gelemezdim. Bu hata olurdu. Oldukça büyük bir hata hem de.

"Neden buradasın?" dememle ipi tutan elleri sıklaştı.

"Abimin yokluğunu doldurabiliyor mu bari?"

Arıkan'dı.

Saçlarına bakmaya son verip gövdesine bakmaya başladım. Samet'ten daha iri, Aytaç'la neredeyse aynıydı.  Ezberlemem biraz kolay olacaktı. Okulda Aytaç'a benzeyen çok kişi yoktu sonuçta.

Ben onu incelerken onun beni aniden bırakmasıyla asıldım iplere. Ne ara o kadar geri çektiğini bilmediğim için ulaştığım yüksekliğe karşı şaşkınlıkla baktım. Tekrar geri gittiğimde bu defa arkamdan çekildiğini gördüm. Ben bir ileri bir geri giderken o ise yan salıncaktaki hırkamın üstünden telefonumu aldı.

"Abinle olan konuşmalarımı mı okuyacaksın?"

Zamanla yavaşlayan salıncağa karşı ayağımı yere koyarak tepkimi gösterdim. Salıncak durur durmaz ayağa kalktım. Direğe sırtını yaslayan gövdesine doğru birkaç büyük adım atsam da korkup telefonu uzatmadığı için içim daha da huzursuz oldu.

"Kes şunu." telefonuma uzanmamla ekranın açık olduğunu görmem bir oldu. "Şifremi nasıl buldun?"

"Tek seferde buldum biliyor musun?" öfkeli nefesi telefondan yüzüme çarptığında "hadi canım" der gibi önce yüzüne oradan gömleğinin düğmelerinden açıkta kalan tenine baktım. Az içeride dövmesi var gibiydi.

Net bir işaret.

Elimi kaldırıp gömleğini ittirdim. Telefonumu tek eline alıp öteki eliyle elimi kavradı. "Doğum tarihi yapmışsın." dediğinde aldırış etmeden dövmesinde yazan yabancı kelimelerin baş harflerini ezberledim aramızda azalan ışıkta. "Ne yaptığını sorabilir miyim Balca?"

Gömleğini bıraktım. Elimi çekeceğim sırada duyduğum bağırtıyla Arıkan'la aynanda sesin geldiği yöne baktık.

"Çüş, sevişiyor musunuz!"

Samet'ten başkası değildi...

Duyarsız | Texting ✓Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin