yetmişimsi

1.2K 102 8
                                        

Açi'ninki: Ne zaman başladı?

Siz: Pencerenin orada saçımı öptüğün günden beridir var, Arıkan. Gerçi dur bu olm-
•Gönderilmedi.

Siz: Motorsiklet kazasında seninle uğraşmanın hoşuma gittiğini fark ettim ilk.

Siz: Sonra beni evime bırakırken yanağımdan öptün ya hani?

Siz | Yazıyor...

Siz | Çevrim içi

Siz | Yazıyor...

Açi'ninki: Titredin.

Siz: İçim gitti.

Siz: Sanki biri kalbimi gıdıklıyormuş gibiydi.

Siz: Peki ya sen?

Siz: Sen de mi o zaman hoşlandın benden?

Açi'ninki: Hayır.

Açi'ninki: Sanırım hatırlamıyorsun ama seninle daha önce sık sık karşılaştığımız bir yer vardı.

Siz: Bara sık sık gitmiyorum.
•Gönderilmedi.

Açi'ninki: Caddenin sonundaki pastane.

Açi'ninki: Her sabah gelirdin ve tam yirmi tane farklı farklı kurabiye alırdın. Bazen kekte.

Açi'ninki: Orada seninle üç kez konuştuk.

Açi'ninki: Hatta bana kurabiye bile öneriyordun.

Siz: Okulun oradaki müşterisi az olan ve sonra hepten kapatan pastaneden mi bahsediyorsun?

Açi'ninki: Evet.

Siz: Bana kendini daha detaylı anlat.

Açi'ninki: Hatırlamazsın.

Siz: Hatırlarım.

Açi'ninki: Benim için sıkıntı yok artık. Neden her seferinde yeniden tanıştığımızı anladım.

Siz: Sana kurabiye önerdim diye mi hoşlandın benden? Ben herkese kurabiye öneririm.

Siz: Kurabiye ustası gibi bir şeydim o dönem.

Siz | Yazıyor...

Açi'ninki: Yalnız geliyordun.

Açi'ninki: Kimseyi getirmiyordun yanında.

Açi'ninki: Hep merak etmişimdir o kadar kurabiyiyi ne yapıyordun?

Açi'ninki: Hâlâ zayıfsın.
✓✓

Açi'ninki: Dört ay düzenli geldikten sonra bir ara üç gün peş peşe gelmedin. Seni tanımıyordum.

Açi'ninki: Tanımama fırsat yoktu.

Açi'ninki: Dördüncü gün ceketinin üstündeki rozeti araştırdım ve okuluna geldim.

Açi'ninki: Perşembeydi günlerden.

Açi'ninki: Müdürün sabah saatlerinde hepinizi sıraya dizdiği bir andı. O kalabalıkta sana bakınırken göremeyeceğime neredeyse emindim.

Siz: Peki, gördün mü?

Açi'ninki: Gördüm.

Açi'ninki: Samet'le sarılıyordun.

Siz: O günde mi seni görüp unuttum yoksa?

Siz: Öyleyse üzülürüm.

Açi'ninki: Okul çıkışı pastanede denk geldik.

Açi'ninki: İlk defa akşamüstü pastaneye geliyordun.

Açi'ninki: O zaman da Aralık ayıydı.

Açi'ninki: Bu defa tek bir çeşitten bir sürü kurabiye aldın ve dışarıdaki o gün defalarca kez yağan yağmuru yine görünce etrafına bakmaya başladın.

Açi'ninki: Gözüne şemsiyelerin konulduğu yeri kestirdin.

Siz: Parasını teklif edecektim!

Siz: Kiminse sorup alacaktım, yanlış anlamışsın. Gelip kendi şemsiyeni verdiğinde bunu iyi niyetle yaptın sanmıştım.

Siz: Gerçekten çalacağımı mı düşündün?

Açi'ninki: Gözlerin kısılıyordu, Balca.

Açi'ninki: Hem sana verdiğim kendi şemsiyem değildi. Korkmana gerek yok niyetini anladığım için.

Siz: Ne demek kendi şemsiyem, değildi?

Açi'ninki: Şemsiyem yoktu o gün yanımda.

Açi'ninki: Sana verdiğim senin şemsiyendi.

Açi'ninki: Onu da hatırlamıyorsun biliyorum.

Açi'ninki | Yazıyor...

Siz: Müdür yağmur yüzünden içeri girmemizi söylediğinde demir parmaklıkların ardında görmüştüm birini.

Siz: O da mı sendin?

Açi'ninki: Öyle.

Siz: Kendi şemsiyemi tanımadım mı ben?

Açi'ninki: Evet.

Siz: Ne düşündün o gün?

Açi'ninki: Açıkcası "Aaa sen!" demeni beklemiştim.

Açi'ninki: İlk defa o gün tanışacağımıza emindim.

Açi'ninki: Olmadı.

Duyarsız | Texting ✓Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin