"Uzaklaştırmaymış!" sırt çantasının fermuarı her bir defter koyuşunda biraz daha açılırken durup açık pencereye baktı. Sınıfın içine doğru esen rüzgarın perdeyi uçuşturmasını izledi bir müddet. "Acaba nerede yanlış yaptım?" diye geçiriyordu aklından.
Sonra başını hızla sağa sola sallayıp eliyle önüne gelen saçlarını kulaklarının arkasına ittirerek çantasını toplamaya kaldığı yerden devam etti.
"Ben hata filan yapmadım."
"Evet, yapmadım."
"Ya da yaptım mı acaba?" fermuarı çekip kapattı. Çantasını omzuna asar asmaz masadan suyunu aldı ve arkasına döndü.
Duvar tarafının ilk sırasında oturan bedeni görse de aldırış etmeden açık kapıya doğru yürüdü. Bütün sınıf konferans salonundaydı. Hatta bütün sınıftan fazlasıydı; okulun yarısı. Müdür her öğrencinin sakladığı yasaklı eşyayı ortaya koyup, öğrencileri bir güzel madara ettikten sonra "Çıkın buradan gözüm görmesin sizi." diyip sınıfa yolluyordu.
Tabii Balca için iş biraz daha ciddiydi.
Tam aralık sınıf kapısından dışarıya kafasındaki binbir düşünceyle çıkıp gidecekken duraksadı. Dönüp sınıfta oturan kişiye baktı.
"Bir şey mi söyleyeceksin?" dedi, içgüdülerine dayanarak.
Sırayı geri itip kalkan bedenle irkildi. Omzundan asılan çantayı, okul üniformasıyla yanına yaklaşan kişi gelene kadar diğer kolundan da geçirdi.
Tam önünde biten uzun boylu erkek bireyiyle bir adım geri attı anlamadan.
"Üstüme saldırman gereken yerde değil miyiz?"
Kelimeler hızlı bir şekilde süzgeçinden geçer geçmez aklında tek bir isim belirdi. Yine de emin olamadı ama. Ya kendisini sevmeyen başka biri koyduysa çantasına uyuşturucuyu? İlla Arıkan olacak değildi ya.
Sorgular gibi bir ifadeyle bomboş yüze doğru bakarak "Neden yaptın?" dedi, iki kaşını da birden kaldırıp.
Samet olsaydı ne de güzel bulurlardı suçluyu hemen.
Tam karşısındaydı işte.
Çenesine sarılan parmaklarla elini hızla kaldırıp müdahale etmeye çalıştı, Balca. Kendisine doğru bir adım daha yaklaşan bedenle gerilerek elini elinin üstüne yerleştirdi.
"Gözlerime bak." diye uyarı alıncaya kadar.
Bu uyarıyı ikinci kez alıyordu.
"Arıkan?" dedi, kendi kendine. Hiçbir uzvunu göremediği yüzde harelerini gezdirdi uzun uzun.
"Hastasın sen." eliyle elini ittirip bir adım geri çekildi.
"Ruh hastası hem de. Abinin özel hayatı için debeleneceğine git de tedavin için annene yalvar."
Derin derin nefesler alıp verirken aklından geçen bir sürü kelimeyi saydırmak için tekrar araladı dudaklarını. Sonra kendisini açıklamasının bir anlamı olmadığı geldi aklına. Sustu birden.
Kapıya döndü, çıktı gitti sınıftan.
Arkasında ise koca bir soru işareti bıraktı.
•Anlamayanlar için Balca yüzleri göremiyor.
