otuz sekizimsi

1.5K 115 9
                                        

• komşu ziyareti

"Gerçekten beğeniyor musun?" kekten bir dilim daha aldığında tebessüm ederek ona baktım. Bu
akşam sarışın geç geleceği için yalnızdık. Aslında Emir içeri davet ederken "Az sonra o da burada olur." demişti ama Efe beş dakika önce arayıp işi çıktığını söylemişti. Kısmet değilmiş.

"Çok güzel." dedi, bir ısırık daha alarak. Koltukta iyice arkama yaslanıp tavana baktım. Keyfim yerine gelmişti.

"Aslında ben de beğenmiyorum, biliyor musun?"

"Tahmin ediyorum." dediğinde göz ucuyla ona baktım. "Yani demek istediğim, geçen günkü keki yediğindeki ifaden. İnsan anlıyor."

"Kötüydü gerçekten de." başımı anlayışla salladım. Kediler akşamın sessizliğinden midir ne salıncaklarında dinleniyorlardı. İkisine de el salladım yattığım yerden. Tam tekrar konuşacağım sırada zil çaldı. Emir keki tabağa, tabağı ise önümüze kadar çektiği sehpaya bırakıp ayağa kalktı. Onun gidişini izledim ben de.

Belki de davetsiz bir misafir gelmiştir.

Belki de artık gitmem gerektiğinin habercisidir.

"Hiç kalkasım yok ki." oturması aşırı rahat olan koltukta zerre hareket etmeden kedileri izlemeye devam ettim. Kapının açılış, kapanış, itiliş-kalkış sesi de gelince kaşlarım çatıldı. Salona gelenlere baktım.

Sarışın ve Emir'di.

"Gelmeyeceğini sanıyordum?" dedim, tek kaşımı kaldırarak. Güldüğünü duydum. Geçip bir minder aldı ve sehpanın dibine atıp oturdu.

"Sizi yalnız bırakamazdım." keki getirdiğim kabı direkt önüne çektiğinde bu medeni cesareti karşısında şaşkınlıkla bakakaldım. Emir yine yanıma gelip oturduğunda onunda tabağına baktım. Sadece yarım dilimi kalmıştı. Umarım Efe hepsini yiyip Emir'e haksızlık yapmazdı.

Düşünüyordum da...

Derin bir iç çekip nefesimi serbest bıraktım.

"Bir sorun mu var?"

"Yok." dedim, omzumu silkerek.

"Bunu onuncu kez yapıyorsun ama?" dediğinde "oldu mu o kadar" diye geçirdim içimden.

"Aslında," göz ucuyla Efe'ye baktığımda kekten gerçekten de yediğini gördüm. Öyle ki elindeki parça her defasında daha da azalıyordu. "Anlatmam ne kadar doğru bilmiyorum ama... Biri var."

Efe keki tabağa koyup başını kaldırdı. Emir'e bakmadan konuşmaya devam ettim: "Kekimi beğenmesini isteyeceğim türden biri."

"Erkek arkadaşın?" sarışının ortaya attığı söyleme karşılık susmakla yetindiğimde Emir'in bana döndüğünü hissettim.

"Sevgilin mi var?"

"Hayır." dedim, kesin bir dille. "Yani hayır derken, önemli biri benim için evet ama erkek arkadaşım değil."  Emir'in boş yüzünde gözlerimi gezdirdim. "Nasıl açıklayabilirim ki?" diye konuştum kendi kendime.

Açıklama bekledikleri ortadaydı.

"Sen mi hoşlanıyorsun sadece?" Efe'nin sorusuyla başımı yana yatırdım. "O da mı hoşlanıyor?" sustuğumda bunu olumlu bir cevap olarak almış olacak ki kekten iyice koptu. Hatta öyle ki tabağı sehpanın ortasına doğru itti.

Emir'in de ilgisini çektiğini hissediyordum.

"Neden birlikte olmuyorsunuz?" diye sorduğunda sesindeki merak duygusuna karşılık tebessüm ettim.

"Hayatında biri mi var yoksa?" bana dönüp omzunu koltuğa yasladı. "Ayrılmayı neden denemiyor diye hiç düşündün mü?" yüzüne boş boş bakarken  tekrar konuşmak için dudaklarını araladığını hissettim.

"Emir! Çok kaba değil mi soruların sence de?" Efe'nin uyarı dolu sesine karşılık başımı sağa sola salladım.

"Benim için sıkıntı değil."

"Hangisi sıkıntı değil?" dedi bu defa Emir.

"Soruların sıkıntı değil." demekle yetindim. "Hem öyle bir şey değil. Çok mu dizi izliyorsun sen?"

"Peki o zaman neden birlikte değilsiniz, Balca'cığım?" sarışının yatıştırıcı sesiyle parmaklarıma baktım. Neden birlikte olmadığımızın cevabını ben bugüne kadar kendime bile net verememiştim ki.

"Çünkü," parmaklarımla oynamaya devam ederken ellerimi saran elle ürperdim. Emir'in dövmeli elini gördüğümde yüzüne bakmak istesem de bir şey göremeyeceğim için konuşmasını bekledim.

"Açıkca söyleyebilirsin, bizden sır çıkmaz." dedi az önceki sesine nazaran güven veren bir edayla.

Buruk bir tebessümle elini ellerimin arasına aldım.

"Evet?" dedi, beklentiyle.

"Çünkü o harika biri." dedim, sadece.

"Harika biri olması kötü bir şey mi?" sarışının çıkışına aldırış etmeden Emir'in ellerimin arasındaki elinin sırtında parmaklarımı gezdirdim. "İyi de bu çok saçma. Onun iyi biri olduğunu düşünüyorsan-"

"Hiçbir kusuru yok, Efe. Hiç yok. Sen hatasız birini sevmenin zorluğunu biliyor musun?"

"Hatasız olduğu kanaatine nasıl vardın?" Emir beni rahatlatmak için konuştuğunda elini bırakıp arkama az önceki gibi yaslandım.

"Ailesi var, eğitim hayatı harika ve ben dâhil herkes ona hayran. Sence de hatasız olduğunu düşünmem çok normal değil mi?"

Avizenin bile beni onaylamak istercesine sallandığını görünce gözlerimi yumdum umutsuzlukla.

Ben daha doğru düzgün yemek yapamıyordum. Onu sevmenin sorumluluğunu nasıl alabilirdim?

Duyarsız | Texting ✓Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin