1.8

8.3K 1.1K 650
                                        

changbin - streetlight

***

"Hyunjin, Hyunjin çok korkuyorum."

Felix oturduğu taşın üzerinde dizlerini sallayarak ağlarken "Ağlama," dedi Hyunjin ona destek olarak. "Ağlama tamam mı? Bir şey yapmaz, yapmamalı."

Felix bir şey demedi, o diyemeden de yanlarına yaklaşan araba ani bir frenle durmuş Chan içerisinden inmişti. İki çocuk da direkt ayaklanırken "Seungmin'in kayıp olduğundan kimlerin haberi var?" dedi Chan direkt.

Hyunjin kafa salladı. "Babama söylemedim, sadece biz biliyoruz. Bırakmamalıydım, biliyordum yemin ederim bir şeyler olacağını biliyordum bırakmamalıydım onu!"

"Sakin olmaya çalış," deyip onun yumruk yaptığı elini tutup indirdi Chan. Telefonunu çıkarıp Seungmin'i aramış ama telefon açılmamıştı, söylenerek kulağından indirdi. "Nereye gidebilir? Eski evine dönmüş olabilir mi?"

"Gitmez."

Kaşlarını kaldırdı. "Ama bir ihtimal gidebilir? Bana tarif edin orayı, ne olursa olsun yine ailesinin yanına gitmekten başka çaremiz yok şu an."

Çocukları alıp arabaya binmiş, birkaç dakika içerisinde de Seungmin'in eski evinin önündelerdi. "İlk kat," diyen Felix ile binanın içine girip hızlı hızlı çıktıktan sonra Chan kapıyı çaldı ve kapıyı açan kadına baktı.

"Merhaba Bayan Kim, Seungmin bugün buraya uğradı mı veya evde mi?"

Kadının kaşları çatıldı, telaşla başını sallarken "Uğradı ama çok kısa durup gitti," demişti. "Odasına uğradı sadece."

Hyunjin bunu duyduğu gibi hızla kadını itip içeri girmiş, Seungmin'in odasına girmişti. Chan ve Felix de arkasından girerken Seungmin olduğu sokakta, yanında olan birkaç kişiye bakıyordu.

"İhtiyacım var," diye konuştu. "Bana vermeniz lazım, ihtiyacım var diyorum, onu içmeye ihtiyacım var!"

"Yok diyoruz yanımızda o kadar çok amına koyayım, yok diyoruz!" deyip ona bağıran çocukla beraber sinirle saçlarını çekti. "Beni buna siz bulaştırdınız! Bulaştırdığınız gibi de bulacaksınız, bana acilen onlardan vermen lazım."

Nefes alamıyor gibi hissediyordu, bileğinden sökülen bant bir an saçlarını geriye attığı vakit yüzüne değdiğinde sinirle bantı çekip çıkarmış ve yol kenarına atıp çocuklara dönmüştü.

"Bakın," dedi sakinleşmek için uğraşırken. "Parasını getirdim, bana gerçekten vermeniz lazım. Yapamıyorum tamam mı, ölecek gibi hissediyorum."

"Ya sen zaten ölmek istemiyor muydun amına koyayım, git hadi."

"Sikeceğim şimdi seni!" diye bağırıp hızla çocuğu itti ve yüzüne yumruğunu geçirdi Seungmin. Çocuğu yere düşürüp bir an üstüne çıkıp onu ölesiye yumruklamayı düşünse de durdu de sızlamaya başlayan zihni ile başını ellerinin arasına alarak duvara yaslandı.

"Sus!" diye bağırdı zihnindeki anılara karşı. "Sus, sus, sus!"

Başı dönüyor, dünya üstüne geliyor gibi hissediyordu. Aynı anda yüzlerce anı zihninde şeytanın bir oyunu gibi oynamaya başlarken karmaşıklık acı ile bağırmasını sağladı, bu düşünceler durmalıydı.

Kafasını kaldırıp hızla çocuğa baktı ve cebindeki parayı çıkarıp ona fırlattı. "Ver çabuk."

Çocuk küfür etti. "Al, bir daha da arama beni siktir git."

Seungmin onun sözleri ile ilgilenmedi, uzattığı sigarayı titreyen parmakları ile kavrayıp yakmaya çalışırken boş sokakta aniden duran araba ile gözleri yola döndü.

softcore, seungchan ✓  Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin