"Herkes iyi mi, yaralanan var mı?"
Jackson'ın sorusuyla kolumdaki keskin acıyı hiçe sayarak kafamı onaylar anlamda salladım.
"Ronald'ı teslim etmişler, sanırım bu konu artık kapandı."
Jackson elini omzuma koyarak konuştuğunda ona hafif bir gülümsemeyle karşılık verdim, kaslarım daha fazlası için kendisini zorlasa da vücudumdaki ağrı buna izin vermiyordu.
Igor'un Jackson ile kan bağım olduğunu iddia etmesinin tamamen bir yalan olduğunu Bruce'un yardımları sayesinde anlamamızın üzerinden geçen süreden emin olamasam da emin olduğum tek şey Tony ile ayrılmamızın üzerinden neredeyse 1 yıl geçmiş olmasıydı.
Durum oldukça tuhaf olsa da bunu umursayabilecek zamanı bulmak çok zordu, son birkaç aydır yok ettiğimiz sığınaklar sonrası Ronald'ın yerinin de tespiti ile birlikte bunun son görev olmasını umuyordum.
Kısacası, Igor yattığı yerde bile bizi rahat bırakmamıştı.
Tony artık kuleye uğramıyordu ve duyduğuma göre asistanı Pepper ile bir ilişki içindeydi, ben ise boktan işlerimle uğraşarak kafamı olabildiğince dağıtmakla meşguldüm.
"Kanaman var."
Jackson endişeli bir sesle hızlıca koluma baskı uyguladığında acıyla inledim.
"Siktir."
Jackson acımı hissedermiş gibi yüzünü buruşturduğunda derin bir nefes aldım.
"Kuleye gittiğimizde Bruce ilgilenir."
Sakin çıkarmaya çalıştığım bir ses tonuyla konuştuğumda Jackson sıkıntılı bir nefes vererek yarama baskı uygulamaya devam etti.
"Abartmakta üstüne yok."
Hafifçe gülerek konuştuğumda Jackson alnıma ufak bir öpücük bırakarak geri çekildi.
"Eğer gerçekten kardeşim olsaydın nasıl olurdu diye düşünmeden edemiyorum."
Gülümsedim.
"Kan bağına gerek olmadığını biliyorsun."
Jackson yüzündeki geniş tebessümle kafasını onaylar anlamda salladı.
"Evet, biliyorum ama benimle uzun bir süre konuşmadığını da göz ardı etmeyeceğim."
Alaycı konuşmasına gülerek sağlam olan kolumla ona sertçe vurdum, karşılığı sıkı bir sarılmaydı.
Jet sonunda kuleye indiğinde Jackson'dan destek alarak indim.
"Asteria!"
Bucky son zamanlarda olduğu gibi yine yanımda durduğunda zorlukla gülümsedim.
"İyi misin?"
Kafamı onaylar anlamda sallayarak kolumdaki yaraya baskı yapmaya devam ettim.
Gözlerim istemsizce etrafta gezinmişti.
Tony yine yoktu, anlaşılan uzun süredir uğramadığı kuleye bugün de gelmemişti.
Bazen onu görmek için etrafta gezinen gözlerimi oymak istiyordum.
"Gel hadi, seni Bruce'a götürelim."
Bucky'i onaylayarak Jackson'ı dinlenmesi için zorlukla odasına yolladıktan sonra, Bruce'un koluma attığı dikiş ve pansumanla acı hissi neredeyse kaybolmuştu.
"Ağrın olursa bunu içersin, bugün su değdirmesen iyi olur."
"Teşekkür ederim Bruce."
Bruce geniş bir gülümsemeyle odadan çıktığında sandalyede oturmuş beni izlemeye devam eden Bucky'e dikkat kesildim.
"Bu görevlere neden sadece siz gidiyorsunuz anlamıyorum."
"Çünkü o belayı başımıza biz sardık, Fury bunun cezasını kesiyor olmalı."
