2

4.5K 229 69
                                        





Aşkolar Bella smaçör bu arada.

İyi okumalae öptüm.

Eğik yazılar ingilizce ve ispanyolca konuştuklarını gösteriyor haberiniz olsun.





Takım yemeğinden bu yana bir hafta geçmişti. Takımdaki herkesle aram iyiydi. Alışma sürecini atlatmış bir şekilde Santarelli'nin söylediklerini yapmaya odaklamıştım kendimi. Tabi bunu yaparken girdiğim diyet birazdan bayılmama sebep olabilirdi.

Boyum 1.92'ydi.

Kilom bedenime göre normal olsa da vermem gereken iki üç kilo olduğunu biliyordum. Bu beni daha atletik ve çevik yapacaktı.

Sabahtan beri sadece filtre kahve ve cevizle ayakta duruyordum.

"Bella tekrar."

Santarelli'nin sesiyle topa uzanarak bir kaç kere sektirdim. Smaç servis için topu havaya attığımda zamanlamayı ayarlayarak sıçrarken gözüm kararsada topu karşıya geçirmiştim. Böyle böyle iki saat antrenman yaptıktan sonra vücudumuzu esnetiyorduk. Yan tarafımdaki Aslı'yls sohbet ederek esnerken tam karşımda dans ederek esneyen Melissa ile göz göze geldim.

Bir haftada en az konuştuğum kişi yine o olmuştu.

Arada sırada konuşsak bile cümlelerimiz sınırlı kalıyordu.

Tam da gülümseyerek tekrar bakışlarını benden çekmesi gibi.

Halbuki Zehra ve Ebrar'la çok yakın olmuştu. Fakat benim olduğum ortamda genelde susuyor ve dinliyordu. Belki de ben kafamda kuruyordum şu an.

"Belloş daldın gittin." Aslı'ya dönerek kafamı salladığımda başım inanılmaz derecede ağrıyordu. "İlk maçımızı düşünüyorum." Heyecanlı olduğunu belli ederek gülerken bana su uzatan Hande'ye öpücük attığımda o da aynı şekilde karşılık verdi. Şu an Ebrar'dan sonra en anlaştığım kişi oydu. Beni bir kaç kere dışarı çıkarmış İstanbul'u gezdirmişti.

Kızlarla birlikte soyunma odasına girdiğimizde havlumu alarak duş bölümüne ilerledim. Fazla terlediğim için hızla suyu ayarlayarak yıkanırken içerideki sesler azalmıştı. Havluya sarılarak dışarı çıktığımda karşılaşmayı beklediğim kişi elinde telefonla müzik dinleyen Melissa değildi.

Beni gördüğü zaman boydan boya süzerek sonunda tekrar göz göze geldiğimizde müziği durdurmuştu. "Korkuttuysam üzgünüm." Kafamı hayır dercesine sallarken İspanyolca cevap vermemle şaşırarak kaşlarını kaldırdı. "İspanyolca biliyor musun?"  Tekrar kafamı salladım.

Bu dediğim hoşuna gitmiş olacak ki dişlerini göstererek güldü.

"Herkes çıktı."

Peki o neden buradaydı?

"Anladım." Ayağa kalkarak çantasını aldığında ben soyunmak için çıkmasını bekliyordum. "O zaman yarın görüşürüz?" 

"Görüşürüz Melissa." Odadan çıkacakken durdu. Ağır adımlarla bana dönerken yüzüme bakmaya özen gösteriyordu. "Eğer işin yoksa bir yerlerde oturabiliriz." Teklifi beni şaşırtsa da kafamı sallamıştım. Gülümseyerek çıktığında kendi eşyalarımın olduğu alana doğru yürüdüm. Hızlıca iç çamaşırlarımı giydikten sonra üzerime siyah taytımı ve sporcu atletimi giydikten sonra belime ceketi bağlayarak spor ayakkabılarımı giydim. Saçlarımı kurutmadan ıslak bırakarak çantamı aldığımda saat neredeyse akşam sekize geliyordu.

Kapıdan çıktığımda karşı duvara yaslanmış telefonuyla ilgelenen Melissa beni görmesiyle telefonu bıraktı.

"Gitmek istediğin bir yer var mı?"

Amour' Melissa VargasBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin