Chapter35

7.2K 840 561
                                        

-Jeongin

Bunun üzerine Chris hyung ve Changbin hyung hızlıca üniversite binasına girerek gözden kayboldu. Felix ve Seungmin e baktığımda birbirleriyle bakıştıklarını gördüm.

Onlar çok meraklılardır. Bense sadece beni ilgilendiren konuları merak ederim.

Minho hyung bu, o her yerde her şekilde kavga çıkarma potansiyeline sahip birisi zaten.

Dersi hatırladığımda Felix ve Seungmin i kollarından tutarak lise binasına sürüklemeye başladım. "Nereye Jeongin?"

"Derse Hyun. Görüşürüz." dedim ve Felix i diğer elime aktararak boş bıraktığım elimle Hyunjin e el salladım. O da aynı şekilde karşılık vererek gülümsedi. Felix çırpınmaya başladığında ona döndüm ve onu eski yerine geri aldım.

"Ya Jeongin bıraksana!" Felix isyan ederken bir yandan kolunu elimden kurtarmaya çalışıyor, bir yandan da gözlerime yalvarırcasına bakıyordu. "Jeongin arkadaşımıza bir şey olmuş olabilir?" dedi Seungmin kaşlarını çatarak. Ona bakarak ben de kaşlarımı çattım. "Bunu sen mi söylüyorsun Min? Sen ve birini umursamak? Hele ki Minho hyungu. Kıyametin alametleri gerçekleşmeye başladı!" dedim abartarak ve gülerek kollarını daha sert çekiştirmeye başladım. Seungmin gözlerini benden kaçırarak etrafa bakmaya başlamıştı.

O sırada görüş açımıza liseliler girmeye başlamıştı.

Biz lise binasına girdiğimizde herkes bize bakmaya başladı. Ben zaten alışkın olduğum için çok umursamadım. Ama Seungmin ve Felix alışkın olmadıkları için onlar da karşılarındaki insanlara garip garip bakarak karşılık vermeye başlamışlardı.

Herkes sınıflarına girdiğinde, biz de neredeyse sınıfımıza ulaşmak üzereydik. Dersimiz Fizikti. Önemli bir dersti ve hoca sözlü yapacaktı, aslında yetişmeye çalışma nedenim buydu. Yazılılarda batırdıktan sonra boş bir umutla sözlüyü beklemiştim.

"Vay vay bakın kimler gelmiş."

Yandan gelen sesle oraya döndüğümüzde, sesinden de anlaşılabileceği gibi Valerie yi görmüştüm. "Ne var?" dedi Seungmin. Ona kötü olduğunu düşündüğüm bir bakış attığımda gözlerini devirdi ve Valerie nin gözlerinin içine bakmaya devam etti.

Hayır, Valerie ye yaptığı terbiyesizlikten dolayı kızmamıştım. Sadece Valerie ile uğraşmayacaktım ve onların da uğraşmasını istemiyordum.

"Bakıyorum da çok sinirlisin." dedi Valerie sırıtarak. Ardından yanımıza yaklaşmıştı. Aynı şekilde arkasındaki arkadaşları da yaklaşmıştı.

Seungmin in önünde durduğunda onun yakalarını kavradı. Bu hareketine sinirlenip sertçe ellerine vurdum.

"Ahh. Acıdı. Ne yapıyorsun be!?"

Bu sefer benim önümde durup şaçlarımı tuttu. Elimi elinin üzerine götürüp elini kaldırmaya çalıştım. "Derse gidiyoruz uğraşamayız seninle. Kusura bakma ama bir dahaki sefere." dedim. Bunu der demez, Valerie saçımdaki ellerini daha da sıkılaştı ve kafamı havaya kaldırdı. "Ama ben şimdi kavga etmek istiyorum."

"Kavga etmemiz için bir neden yok. Ha gerçi bu da bir neden ama şu anda değerli vaktimi, seninle kavga ederek harcayamam." dedi Seungmin, bunu der demez de yürümeye başladı. Saçımdaki ellerle zor olsa da bir şekilde Felix e baktığımda donduğunu gördüm.

Tekrar önüme dönerken saçımdaki elleri bana yardımcı olmuyordu.

O sırada Seungmin e savrulmuş yumruğumu gördüm. Ve bir anda saçımdaki eller tarafından yere çekildim. Bunun nedeni Felix in Valerie ye attığı tekmeydi. Tatlı göründüğüne bakmayın. O 63 madalyası olan bir tekvandocu aslında.

Bundan yararlanarak elini saçımdan çektim ve suratına bir yumruk attım. Bu sırada Felix Valerie nin diğer iki arkadaşıyla uğraşıyordu. Seungmin ise boğazını tutan kişinin karnına diziyle vurmuştu. Tabi işe yaramamıştı.

Valerie nin üzerinden kalktım. O hamileydi ve onunla uğraşamazdım. Seungmin in yanına gitmeye başladım. O sırada Seungmin gözüne çok sert bir yumruk yedi.

"Seungmin!"

"Beni bırak sen git." dedi Seungmin. Buna gülesim gelmişti ama şu an bunu yapamayacağım için bunu sonraya ertelemiştim.

Gidip yanındaki kişiye yumruk attım. Ona vuran kişi üniversiteye yeni gelen erkekti.

O afallayınca bir de penisine tekme attım. Yere düşerken Seungmin i de tuttu ve kendiyle birlikte çekti. "Kolum!" Seungmin acıyla bağırırken Valerie ayağa kalkmış yanımıza geliyordu. Yanımdan geçerken ona dokunmadım ama buna sonra pişman oldum çünkü Seungmin in kolunun üzerine basmıştı. "AH!"

"Çocuklar ne oluyor burada!"

.

-Minho

"Bırak beni yanına gideceğim." dedim Chris e. "Seni tutmuyorum Minho. Ama ona zaman vermelisin." "Hayır, kaç senedir çocuğa saçma sapan davrandığım yetmemiş gibi bir de şimdi herkese rezil oldu. Ben gidiyorum, her şeyi halledeceğim." dedim ve ayağa kalktım. Chris kolumdan tuttuğunda konuşmaya başladım. "Beni durduracaksan ha-." "Eunwoo dan adresi aldın mı? Almadıysan isteyemeyiz de. Keşke çocuğu dövmek yerine adam gibi istedeydin adresi." dedi Chris. Kolumdaki eline elimi koyup elini kolumdan çektim. "Biliyorum."

.

Eunwoo nun bana kavga sırasında söylediği adrese geldim. Umarım doğru vermiştir piç.

Burası eski bir yerdi. Sokakları tehlikeliydi. Bunu fark edince kalbim sıkışmaya başladı çünkü Jisung un buraları gecenin bir yarısı geçmiş olması gerçeği canımı yakıyordu. "Ya bir şey olduysa." diye söylendim kendi kendime. "Saçmalama bir şey olmamıştır. Belki Eunwoo iti yardım etmiştir." dedim bir umut.

Bana söylenen evin karşısına geldiğimde önce tereddüt ettim ama ya şimdi ya hiç diye düşünerek kapıyı çaldım.

.

-Jisung

Noonam ve Kangjae hyung birkaç ev bakmak için dışarı çıkmışlardı. Normalde Kangjae hyung evde kalacaktı ama onun rut dönemi olduğu için Yuna noona onu evde bırakmamamıştı.

Seojun hyungla tabakları ve bardakları kolilere yerleştirirken zil çaldı. Seojun hyung oraya gitmeye yeltendiğinde onu durdurdum. "Ben bakarım hyung." dedim gülümseyerek. O da bana gülümsedi.

Kapıyı açtığım an geri kapattım. Ya da ben öyle sanıyordum. Çünkü Minho kapının arasına ayağını koymuştu. Sonra aklıma gelen şeyle gülümseyerek kapıyı açtım. "Evet neye bakmıştınız?"

.

-Minho

"Gel Jisung gidiyoruz." dedim Jisung un kolundan tutarak. Tuttuğum gibi kolunu sertçe elimden çekti ve yaklaşarak. "Kolunu götüne sokmamı istemiyorsan geldiğin yere geri dön." dedi. Kabul etmeliyim ki korkmuştum.

Evet ben, korkmuştum.

"Amacım doğru düzgün konuşmak Jisung. Lütfen dinle." dedim ellerini ellerimin arasına alarak.

Jisung bana yaklaşmaya başladı. Ve iyice yaklaşınca durdu. "Hangi sıfatla?" dedi ve ellerini ellerimden çekti. "Şimdi git burdan. Mâlum, sen ünlü olduğun için seni görürler falan." dedi ve yine kapıyı kapatmaya yeltendi ama ayağımla engellemiştim yine.

"Abin olarak konuşacağım." dedim. O kahkaha atmaya başladığında şaşkınlıkla ona bakıyordum. Jisung hep böyle güzel mi gülüyordu?

"Abim mi?" dedi ve yine kahkaha atmaya başladı. Sonra bir anda kahkahası kesildi ve yüzü biçimsiz bir hâl aldı. "Benim bir abim yok. Abiyi bırak, bir ailem bile yok. Şimdi buradan giderseniz sevinirim." dedi. Ve yine kapıyı kapatmaya çalıştı. Kapıyı tutup sonuna kadar açtığımda sinirle gözlerini kapatıp derin bir nefes alıp verdi. "Ve hyung unutma ki abi ve kardeşler birbirleriyle seks yapmazlar."

-

Düzeltiyorum aralarını :)

Bu kısa oldu.
Bu gün bir bölüm daha atacağım.
Akşam atarım <3

Seviyorum ulan sizi!
🍫

Üvey Kardeş [Minsung] (Omegaverse)Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin