[Final]

269 18 23
                                        

"Sevgili günlük...

Ben onu sevmekten vazgeçemiyorum. Canımı yakmış olsa da olmuyor. Bir gülümsemesi her şeyi unutturuyor bana. Bugün bahçede birlikte otururken Jisung sayesinde onun da veteriner olmak istediğini öğrendim. Tahminlerim arasındaydı zaten ama direkt hayalinin o olduğunu duymak güzel hissettirmişti. Çünkü aynı hayale sahiptik. Jeongin'in 'Belki birlikte klinik açarsınız.' demesi kalbimin hızla atmasını sağlamıştı. Düşüncesi bile beni o kadar heyecanlandırmıştı ki anlatamam. Ama bir hayaldi bu. Asabi kediciğim beni sevmiyordu bile nasıl birlikte klinik açabilirdik ki ?"

Dolu gözlerimle elimdeki günlüğümü okuyordum. Ne çabuk geçmişti yıllar ? Ne çabuk büyümüştüm. Şapşal aşık gibi dolaştığım lise günlerimi ne çok özlemiştim.

Kafamı kaldırıp az ileride mutfağı yerleştiren Minho'ya baktım.

Lisedeki hayat dolu Lia. Sana güzel bir haberim var. Hâlâ o asabi kediciği seviyorsun. Ama asıl haber bu değil. O asabi kediciğin de hâlâ seni seviyor. Ve biliyor musun ? O hayalin olan kliniği birlikte açtınız. Şimdi de kendi evinize çıkıyorsunuz.

"Güzelim."

Kafamı kaldırdım. Kapıda durmuş bana bakıyordu Minho. Bu yüzümdeki hüznü anlamaya çalışıyor gibiydi.

"Bir sorun mu var ?"

Kafamı salladım iki yana. Gözleri önümdeki kutuyu buldu. Üzerinde 'lise hatırası' yazıyordu. Kutunun varlığını ben bile unutmuşken annem yeni eve çıkacağım için depodan çıkarıp diğer eşyalarımın yanına koymuştu.

Şimdi yüzümdeki hüznün sebebini anlamıştı. O da biliyordu bu hüzün güzel bir hüzündü. Yanıma gelip oturdu. Bir şey demeden dudaklarını dudaklarımla birleştirdi. Hemen karşılık verirken elimdeki kutuyu yanıma bırakarak kollarımı bedenine sardım.

Ayrıldığımızda gözlerime baktı yeniden.

"Seni seviyorum."

"Ben de seni."

"Daha bissürü böyle kutu biriktireceğiz."

Eliyle kutuyu işaret etti.

"Bunda olduğu gibi diğer kutularında da hep ben olacağım."

Kafamı salladım. Bu sefer ben ona yaklaşıp dudağını öptükten sonra geri çekildim.

"Kutulardan taşacak anılar biriktirelim sevgilim."

Tam o sırada zilimiz çaldı. Kimseyi beklemediğimiz için önce birbirimize baktık. Sonra da kapıyı açmak üzere odadan çıktık. Delikten baksam da etraf kapkaranlıktı.

"Kimmiş ?"

"Karanlık."

"Açalım o zaman."

Minho kapının kolunu tutup aşağıya indirdi. Kapı açılır açılmaz apartmanda birkaç ses yankılandı.

"Sürpriz."

Hayretle kalakaldım. Bizim tayfanın hepsi karşımızdaydı.

Hem de hepsi.

Yüksek lisans yapmak için Kanada'ya giden Wooyoung, ailesiyle birlikte Busan'a taşınan Jeongin, işlerinden kafasını kaldıramayan Seungmin, Daejeon'da okuyan Jisung...

Hepsini bir arada görmeyi nasıl da özlemişim. Oturup ağlasam abartmış olmazdım.

Biz hâlâ şaşkınca onlara bakarken Hyunjin bir adım öne çıktı.

"İçeri davet etmeyecek misiniz ?"

Minho, "G-gelin tabii. Hoş geldiniz."

Tek tek Minho'ya sarıldıktan sonra bana da sarılıp içeriye geçmeye başladılar. En sona Wooyoung kalmıştı. Onu ne kadar özlediğimi anlatamazdım.

Sorry, I Love You | Lee KnowBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin