Hepinize selam. Vizelerim bitti😪😪 hepsinden düşük almışım. Neyse keyifli okumalar.
Bu dünya üzerinden adımı sildirsem ne olurdu ki? Hiç varolmamış gibi sessizce gitsem. Bir daha dönmemek üzere.
Yorulduğumu iliklerime kadar hissediyordum. Her seferinde bu son diye diye kendini avutsam da o son bir türlü gelmiyordu.
Başıma bundan kötüsü gelemez dediğim ne varsa benim için buna mı üzülmüşüme dönüşüyordu.
Yatağımda uzanıyordum sırt üstü. Uyanalı kaç dakika ya da saat olmuştu bilmiyorum. Lakin yaptığım tek şey öylece tavanı izlemekti.
Yapbozun eksik parçaları dün gece yerine oturmuştu. Resim olduğu gibi gözümün önündeydi. Oklar tek bir kişiyi işaret ediyordu. O da Bay Chu'dan başkası değildi.
Elimi alnıma götürdüm. Başım felaket derecede ağrıyordu. Ama buna rağmen hafiflemiş hissediyordum. Sanki biri üzerime örtülen hüzün battaniyesini çekip nefes almama izin vermişti.
Kapım bugün üçüncü defa sessizce çalındı. Ardından kısık bir sesle Taehyung'un sesi duyuldu.
"Jimin, uyandıysan aşağıya gel artık. Dedem seni merak ediyor." Cevap vermedim. Yataktan kalkmak istemiyordum. "Uyanıksın biliyorum. Bu saate kadar asla uyumazsın." Daha fazla sessiz kalmadım.
"Geliyorum." Taehyung'un rahatlamış derin nefesini buradan duymuştum. Ardındna adım sesleri gelmişti.
Kendimi zorlayarak yataktan kalktım ve lavaboya gittim. Aynadaki yansımam korkunç görünüyordu.
Göz altlarım morarmış ve gözlerim kızarmıştı. Dudaklarım bir gecede uçuk çıkarmıştı. Yüzüm dolmuştu resmen. Aşağıya böyle inemezdim. Elimi yüzümü güzelce yıkadım. Ardından çok kullanmadığım makyaj malzemelerinden de yardım alarak yüzüme biraz renk kattım. Şimdi daha canlı görünüyordum.
Telefonumu almadan odamdan çıktım.
"Efendi Kim, Bayan Kim ve küçük bey sizleri kış bahçesinde bekliyorlar. Kahvaltı masası hazır. İstediğiniz bir şey varsa lütfen bize bildirin." Gülümsedim.
"Teşekkürler, şimdilik bir isteğim yok." Kadın karşımda eğilerek uzaklaştı. Ben de ağır adımlarla kış bahçesine gittim.
Her ne kadar yağmur yağsa da kış bahçesi baharın ta kendisiydi.
Çiçeklerin kokusu ciğerlerime dolunca kendimi biraz daha iyi hissediyordum.
Sonunda bizimkileri görünce gülümsedim ve yanlarına ilerledim.
"Günaydın herkese." Sandalyem Taehyung ve dedemin arasına konmuştu. Yavaşça sandalyeyi çekip teyzemin olduğu tarafa gittim.
"Günaydın tatlım." Şaşırsa da sevinçle gülümsedi.
Dünden sonra onu suçlamak aptallıktı. Ne olursa olsun kim kardeşini bile isteye ölüme iterdi ki?
"Günaydın Mochi! Bugün bir enerjiksin." Aslında bunu sadece onlara göstermek istiyordum. Artık her şeyin çözülmüş olması beni rahatlatmıştı.
"Uykumu güzel aldığım için." Tabağıma sadece teyzemin yaptığı çılek reçelinden koydum. Kafamı kaldırıp Taehyung'a baktığımda tek kaşını kaldırmış bana bakıyordu.
Ona gülümseyip sonra anlatacağım konusunda kaş göz yaptım. O da başını sallayıp kahvaltısına döndü.
Uzun zaman sonra bir arada kahvaltı yapmak hepimizin neşesini yerine getirmişti sanırım. Herkesten yükselen güzel enerji kış bahçesindeki renkleri arttırmıştı sanki.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Salvatore | yoonmin
FanfictionÇocukluğunu yetimhanede geçiren Jimin reşit olmasına yakın evlat edinilir ve kendisini bambaşka bir dünyada bulur. Sırlar, kehanetler ve ayinlerle dolu bir dünyada. "Ve onların içimdeki intikam ateşinden bile haberi yoktu."
