Ona başka bir şey demeden gücümü kullanarak oradan ayrıldım ve saniyeler içinde hastanenin önüne geldim. Arabam vardı. Ama çoğunlukla konsey binasında bırakıp duruyordum. Arabadan daha hızlı hareket edebiliyorken ona neden ihtiyacım olsun ki?
"Kredi çekip bir araba alacağım artık. Bıktım otobüsten."
"Arabadan önce ehliyet alman gerekiyor sanki Tarık. "
Tanıdık ses kulaklarıma ulaştığında hemen sesin geldiği yöne döndüm.
"Ya ben arabayı alayım. Sürme işini sen halledersin."
"Oldu. Özel şoförün müyüm ben senin?"
Rüzgar beni gördüğünde kısa bir an durdu. Tabi Rüzgar'la beraber Tarık'ta beni görmüştü.
Kolumdaki elimi yavaşça aşağıya kaydırıp bileğine getirdim. Parmak uçlarımda hissettim nabzının atışıyla bedenim elektrik çarpmış gibi hissetmişti. Damarlarından akan kanın tadını biliyor olmak neden bana anlamsız bir haz veriyordu?