HELLOO!
SİZLERİ AŞIRI ÖZLEDİM. SİZİ BU KADAR BEKLETMEK İNANIN İSTEMEZDİM FAKAT BAZI ŞEYLER BAZEN BİZLERİN ELİNDE OLMUYOR.KISA SÜRE İÇERİSİNDE ARD ARDA İKİ KEZ KALP AMELİYATI OLDUM. BİRİNCİSİNDE ABLASYON YAPILDI FAKAT TAM İYİLEŞME OLMADIĞI İÇİN BİR SÜRE SONRA KALP PİLİ AMELİYATI OLDUM. DAHA BİR TON ŞEY BUNLARIN HEPSİNİ BÖLÜM GELDİKÇE SİZLERLE KONUŞACAĞIZ. HER BİRİNİZİ ÇOK SEVİYORUM. İYİ OKUNMALAR. BU İLK KİTABIMIZIN SON BÖLÜMÜ!!
ŞARKII MUTLAKA DİNLEYİNN.
" Bazı savaşlar ringde değil, kalpte kaybedilir."
Bir süre sonra, ortamdaki sessizlik daha da derinleşti. Lerzan Hanım'ın gözleri hala boş sandalyedeydi, sanki oraya saplanmış gibiydi. Sessizlik, bir suçluluk duygusuyla daha da ağırlaşıyor gibiydi.
Yemek ilerledikçe, konuşmalar azalmıştı. Sadece çatallarla tabakları karıştıran bir ses vardı. Polat, birkaç kez göz ucuyla Kılıç'a doğru bakıyordu. Fakat Kılıç'ın gözleri kızının üzerindeydi.
Kızını gözünden sakınıyordu.
Polat sessizliği bozarak bir soru sordu. Bu defa sesi daha sertti, gözleri Kılıç'a sabitlenmişti. "Onlar da davetli mi?"diye sordu.
Kılıç sandalyesinde geriye doğru yaşlandı. "Davetliler fakat gelemeyecekler. Yarın akşam İzmir de olmaları gerekiyor"dedi.
İzmir, kokusu burnumda tüten şehir.
İçimde garip bir his vardı. Sanki her şeyin, her şeyin bir şekilde birbirine bağlandığını hissediyordum. Herkes bir rolü oynuyordu, ama kimse ne yapacağını tam olarak bilmiyordu. Ben de dahil, hepimiz bir labirentin içinde kaybolmuştuk. Gözlerim yemek masasına dönerken, aklımın bir köşesi hala o boş sandalyeye takılıydı.
Beck ilk defa konuşarak gözlerini Poyraz'a doğru çevirdi. "Andora hakkında bir şeyler bulabildiniz mi?"diye sordu.
Poyraz tekdüze ses tonuyla "evet"dedi.
Andora kimdi?
Ortamdaki klasik müzik sesi her geçen dakika içimi daraltıyordu. Doğum günü yemeği için değil de birbirlerine göz dağı vermek için toplanmış gibilerdi.
Beck ve Birce birbirlerine çok benzeyen fakat birbirlerine bir o kadar da zıt olan iki kişiydi.
Ardıç ve Onur bu gece tek kelime dahi etmemişlerdi. Kılıç, Beyaz, Birce ve Beck aynı anda ayağa kalktılar.
"Her şey için teşekkürler, yeniden iyi ki doğmuşsun"diyen Kılıç samimiyetsizce gülümsedi. Birce, Alena'ya doğru yönelirken, Alena da ayağa kalktı. İkisinin sarılması birkaç saniye sadece sürdü. Beyaz ise Beck'in yanınaydı. Alena'nın yanına gitmedi.
"Tekrardan doğum günün kutlu olsun hediyen her zamanki gibi aynı saatte elinde olacak"dedi.
"Teşekkür ederim geldiğiniz için"dedi.
Poyraz birkaç saniye durakladıktan sonra Cihan'la birlikte ayağa kalktı.
Ben onu ne kadar sevdiysem o da beni o kadar sevmedi.
Cihan'ın söylediği cümle beynimin içerisinde yankılanıyordu.
Arabaların önüne geldiklerinde göz ucuyla onları izliyordum. Barkın kulağıma doğru yaklaşarak sessizce "Beklediğimden iyi geçti"dedi.
"Şüphelenmedi mi?"diye sordum.
"Hayır"diyerek elini cebine atarak sigara paketini çıkardı. Yaktığı sigarasını dudaklarının arasına koydu.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
AMARİS
Narrativa generale"Dudaklarınla her bir kelime melodiye dönüşüyor"dedi. Saçımın bir tutamını kulağımın arkasına koydu. "Seninle evrenin her yerinde sevişmeden senden ayrılmayacağım"dedi. Poyraz ve Anka, rüzgarla dans eden ve gökyüzünde özgürce süzülen iki güçtür. ...
