*
Benlik duygusu aniden boşluğa düştü. Kanı, eti ve derisi uzuyormuş gibiydi. Sanki lastik gibi eriyordu. Uzuyor, esniyor, bozuluyordu. Gücü tükenmişti ve hisleri karmakarışıktı. İç organları patlayacakmış gibi şişti. Yumuk göz kapaklarını kaldırmak bile işkenceydi. Tüm hisleri, tüm algıları, tüm duyguları yabancıydı. Vücudunun hareket etmediği, yalnızca ruhunun hareket ettiği derin bir komada gibi hissediyordu.
Lina bu tuhaf, mide bulandırıcı hissin bir rüya olmadığına emindi. Kollarını ve bacaklarını savuruyordu ama sanki boşluğa düşmüş gibiydi. Yavaş yavaş kendine gelmeye başladığında dehşete düştü çünkü başına ne geldiği hakkında hiçbir fikri yoktu. Bu içinde bulunduğu yabancı durum panik atağını tetiklemişti.
Midesi şiddetli bir şekilde kasılırken kusmaya başladı. Ağzından ve burnundan çıkan sıvı bütün sindirim yolunu yakmıştı. Acıyla bağırdı. Gözlerinden yaşlar akıyordu. Bağırıyor ve ağlıyordu ama kendi sesini duyamıyordu. Aniden ters düz olduğunda bir el sırtını sıvazladı.
"Şş, çıkar hepsini. Uslu çocuk."
Duyduğu yabancı sesten ürktüğünde istemsizce iki kolunu yana açtı. Daha sonra kapatarak şiddetli bir şekilde ağlamaya başladı. Tüm bunları istemsizce yapıyordu. Boğazı yırtılırcasına ağlarken içindeki korku ve kalp çarpıntısı hiç olmadığı kadar gerçekti. Daha önce kalbinin hiç bu kadar hızlı çarptığını hatırlamıyordu. Sanki kalp krizinin eşiğinde gibiydi.
Neler olduğu hakkında hiçbir fikri yoktu. Gözlerini açmaya çalışıyordu ama yersiz bir çabaydı. Sanki kirpikleri bir yapıştırıcıyla yapıştırılmış gibiydi. Sırtındaki el durmadan sıvazlarken bir yandan vücudu aşağı yukarı hopluyordu. Birinin kucağında mıydı? Lina başına ne geldiğini kesinlikle anlayamıyordu. Algıları sıfırlanmış gibiydi. Ondan geriye kalan tek şey düşünceleriymiş gibi görünüyordu.
"O kadar yersen kusman çok normal. Ufacık miden var ama sürekli yemek istiyorsun. Yaramaz."
Nazik bir kadın sesine benziyordu. Ağzına ıslak bir bezin değdiğini hissetti. Islak bez kusmuğu temizlerken Lina kollarıyla bezi itmeye çalıştı. İşe yaramamıştı. Islak bez tüm ağzını sıyırdıktan sonra vücudunu saran eller onu çevirip yavaşça yumuşak bir şeyin üstüne bıraktı.
"Kaldır kollarını bakalım, üstünü değiştirelim."
Konuşan kadın onun tepki vermesini beklemeden kollarından tutup kaldırdı ve üstündeki kıyafeti çekip çıkardı. Lina aniden hissettiği soğukla titredi. Vücudu soğuğa çok şiddetli bir tepki vermişti. Sanki buzhanede gibi kanının çekildiğini hissediyordu. Soğukla beraber gözleri aralandı.
Açılan gözleri siyah saçlı güzel kadına baktı. Hızlı ve becerikli bir şekilde giysiyi kollarına geçiriyordu. Kadının tuttuğu kollarına baktığında... İki minik et parçasını gören Lina kaşlarını çattı. İçindeki korku artık inanılmaz bir boyuta ulaşmıştı.
"Sorun ne küçüğüm? Altına mı yaptın?"
Lina o zaman anladı, küçük bir bebeğin vücudunda uyandığını.
Üstünü değiştiren kadın onu tutup tekrar kucağına aldı. Ağır başı hizmetçinin omzuna düştüğünde Lina'nın gözleri dönüyordu. Kafasını zorla tutmaya çalıştı ama nafileydi. O kadar ağırdı ki kaldırması imkansızdı. Başını koyduğu yerden etrafa baktı.
Barok mimariyi gördüğünde bu yabancısı olduğu oda, kafasında şimşekler çakmasına sebep oldu. Duvardaki taş işlemeli kemerler, rönesans tarzı tablolar, şamdanlar, mumdanlıklar, taştan zemin, hatta köşedeki beşik bile... Hepsi barok tarzındaydı. O an kucağında durduğu kadının üstündeki kıyafet gözüne çarptı. Bu ortaçağdan kalma bir hizmetçi kıyafetiydi.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Katil Karakterin Yolu
Fantasy+18 cinsellik ve şiddet içeren sahneler bulunmaktadır. Bu hikaye Dark Romance kategorisindedir ve küçük yaştaki arkadaşlar için uygun değildir. Lütfen dikkate alınız. ✩。:*•.───── ❁ ❁ ─────.•*:。✩ Senin için her gün saçlarımı saldım. Dudaklarımdak...
