2. KARŞI

682 55 29
                                        

"İnsana özgü bir yeteneksizliktir yaşayamamak, yoksa hangi balık boğmuş kendini ; hangi serçe atlamış damdan..." Dostoyevski

"Sonunda teşrif edebildiniz Pamira Hanım(!)"

Lanet olsun. Keşke penceremi kapatmasaydım. Yine bana vuracaktı. Yine öc alacaktı. Ve yine ben boyun eğecektim. Bir keresinde annem "hiçbir acı sonsuza kadar sürmez" demişti. Ben de her zaman bu sözü tekrarlayıp duruyordum. Fakat şimdi benim sadece bir acım değil değil birçok acım olduğunu anladım. Ben bu sözleri tekrarlarken aslında acılarımdan kaçıp onları sahipsiz bırakıyormuşum.

O benim halamdı. Ne kadar şey yapmış olsa da. Benim bir büyüğümdü. Saygı duymak zorundaydım. Ben de usulca hiçbir şey söylemeden yanından geçerek odama yöneldim. Ama bir anda kolumu tuttu ve beni yere fırlattı.

"Nereye gittiğini sanıyorsun!?"

Sessizce dizlerimi kendime doğru çektim ve gelecek darbeyi bekledim. Yanıma geldi ve saçımdan tutarak yüzümü havaya doğru kaldırdı. Bir tokat vurdu. Lâkin hissizleşmiştim.

"Seni sürtük! Bu saate kadar nerelerde sürttün aşağılık kız?"

Bir tokat daha. Ve bir sınır bozucu kahkaha.

"Annen gibisin. Onun gibi sürtük. Biliyor musun çok sevgili Pamira Yalçın, annenin altına yatmadığı adam kalmadı."

Gözümden bir damla yaş firar etti. Tek zaafım ailem. Dilimi ısırdım. Bu çok ağır olmuştu. Ona karşı gelmek istiyordum.

"Sen de mi onun gibi olacaksın ha? Şimdiden söyle de sana yerler bulalım. Annen yaşasaydı eminim sana yardım ederdi. "

"Biliyor musun? Sen benim halam değilsin! Seninle taşıdığım kan bağı yalnızca genetik bir şey ama seninle aramda hiçbir bağ yok."

İlk kez karşı geliyordum. Bu sözleri ben söylemiş olamazdım değil mi? Aptal Pamira Yalçın hep susardı çünkü. Boyun eğerdi her şeye. Fakat artık yetmişti.

"Seni pislik, dilin uzamış ha!"

Tırnaklarını yüzüme geçirdi, aşağı doğru kaydırarak derimde izler bıraktı. Saçlarımı eline dolayıp başımı duvara vurdu. Bir an gözlerim kararmış gibi oldu. Benim yaptığım tek şey sessiz gözyaşlarımı akıtıp "ben hiçbir şey yapmadım " diye fısıldamaktı.
"12 yıldır her gün acı çektirerek ruhumu öldürdün. Şimdi beni öldür lütfen, kurtulmak istiyorum. "

Topuklu ayakkabısını çıkarıp yüzüme fırlattı.

"Tüm bu olanların suçlusu ben değilim! "

Hıçkırdım.

"Ben hiçbir şey yapmadım, neden beni hiç sevmedin? "

Üzüntü, hüzün, soru işaretleri beni hâlâ bırakmamıştı.

"Sen sevilmeyecek kadar değersiz birisin, seni kimse sevmez Pamira Yalçın çünkü sen bunu hakketmiyorsun. "

Bir damla yaş daha süzüldü yanaklarımdan. Yanıma geldi hızlı adımlarla. Yine aynı şeyi yapacaktı belli ki. Saçlarımdan tutarak beni kilere sürükledi. Kapıyı açıp içeri fırlattı.

"Sürtük " diyerek kapıyı kilitledi.

Hıçkırarak kendimi yere attım. Neden ben?
Lanet olsun suçum neydi ki benim? Belki de Sibel Yalçın haklıydı. Beni kimse sevmeyecekti çünkü ben bunu hakketmiyordum.

Kiler biraz tozluydu. Bu bana zarar verirdi ama yapacak hiçbir şeyim de yoktu. Duvara yaslanıp yere çöktüm. Dizlerimi kendime çekip ölümü diledim.

SAHİPSİZ ACIBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin