Soğuk rüzgar yüzümü okşuyor ve usulca saçlarımın arasından geçerek onları dağıtıyordu. Ruhumda yeni tohumlar ekiliyordu. Yavaşça büyüyüp fidan olacaklarına inanamıyordum.
Acılarıma tutunmak gibiydi bu...
Her şey hazırdı. Benim intikamım kolay olmayacaktı. İlk önce bilgi birikimim olması gerekiyordu. Bunun için planlar yapmıştım bile. O adamın sonu mutlu olmayacaktı. Benim sonum gibi.
Yüzüme vuran soğuk rüzgar ile elimdeki silaha baktım.
Bunu nasıl yapacaktım?
Kar ağır bir şekilde üzerime bir beyaz örtü misali düşüyordu. Gözümden akan sıcak yaş bana ihanet etmek istersine soğuyordu. Herkes evlerinde mutlu bir gün geçiriyordu. Herhalde kimisi sobalarını yakmış kestane pişiriyor, kimisi film izliyor , kimisi çocuğunu azalıyordu. Ben ise bir katil misali gecenin ayazında elimde daha önce yaklaşmaya bile cesaret edemediğim silah duruyordu. Kendimi müdafaa etmek istersine tutuyordum silahı.
Kan,
Hemde soğuk kan akacaktı damarlarımdan. Sinsi olacaktı her yer,karanlık yutunca korkmayacaktı insan aksine içinde saklanacaktı.
Bir kurşun bana ailemi mi unutturacaktı?
Asla, bin kurşun sıksam intikam bitse bile unutturmacaktı.
Koşmaya başladım. Durmadan bir an bile, yalnız başıma.
Suyun altında koşmak gibi zor gelmişti. Sanki bir şeyler beni geriye doğru itiyordu. Geri dönüş yoktu. Bu silah o adamın sonu olacaktı.
Ellerimi dizime koydum ve nefes almaya çalıştım. Yine aynı şeyler olacağını anladığım için cebimden ilacı çıkardım.
Silahı hemen siyah beze sardım ve ince tişörtümün içine soktum. Bir öykü, acı bir sonlu.
Çok mu kolaydı ya da zordu?
Bilemiyordum.
Lâkin tek bildiğim sürenin çoktan dolmuş olmasıydı. İçimdeki çocuk bile intihar etmişti çoktan.
Yeter demek bile yetmiyordu bazen. Tam 12 sene boyunca mutlu olamamıştım. Ailem olmadan ne çare idi. Sürekli azrailimin bana düşmesini beklemiştim sadece.
Kar tanelerinin arasından geçen siyah keleği takip etmeye başladım. Hızlandıkça hızlandım. Sonunda ortadan yok olmuştu. Sağıma ve soluma bakınca mezarlıkta olduğumu görmüştüm.
Yanlarına gidemezdim. Elimdeki silah ile asla.
Hızla eve doğru yürüdüm. Bata çıka kapıya ulaştığımda direk kapının açık olduğunu gördüm. Bu sefer ne olmuşsa umrumda bile değildi.
Yollar hiç bitmezmiş.
Hızla kapıyı ittim ve yukarı doğru çıktım. Odama girdiğim an saniyesinde kapıyı tekrar kilitledim. Silahı tişörtün içinden çıkarıp yere attım. Titriyen ellerimi yumruk yapıp sıktım. Bu bir ilkti ve devamı gelecekti. Ta ki o adam ölene kadar.
Hemen çalışma masama geçtim. Tüm topladığım belgeleri göz önünden geçirdim. Bir dosya daha kalmıştı. Onu da uzanıp açtım.
Sayın Yiğit Demir,
Tam 4 sene boyunca durmadan dediğinizi yaptık ama bu gün sondu. Sizi dostumuz sanmıştık fakat bize paramızı vermediniz. Bu notu ders alasınız diye yolladım yoksa kızın denen varlığın artık nefes alamıyacak.
Kalbim sıkışmıştı. Buz gibi soğuk gözlerle notu inceliyordum. O adamın kızı mı vardı?
Bu notu şirkete gece girip odasındaki masada bulmuştum. Fakat nasıl olurdu?
Bunun benim ailemle ilgili olmadığını anladım ve burnumu sokmamak üzere kenara ittim. Babamın iş dosyalarını karıştırmaya başladım. Bu dosyalar için arşiv odasına girmiştim.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
SAHİPSİZ ACI
Chick-LitTüm acılarımı bir kurşun misali tabancama doldurdum. Daha sonra bana bu tüm bu acıları yaşatanları nişan aldım. En başta hayatı. Bacaklarımı iki yana açarak kendi ayaklarımın üzerinde durdum ilk kez. Daha sonra horozu yavaşça indirip birden tetiği ç...
