14. YARALI

216 26 15
                                        

Hiçbir zaman hayat bana istediğim şeyleri vermemişti. Ayıcığım haricinde. Hayatın sadece bana karşı böyle şeyler yaptığını düşünürdüm. Oysa doğmamış bir bebek. Onun ne kadar suçu olabilir ki?
Kan ve Ateş!
Nefret!
Kin!
Öfke!
Bunlara neden maruz kalıyoruz ki? Sadece mutlu olsak, neden birbirimizi öldürüyor sonra hiçbir şey yokmuş gibi yaşamaya devam ediyoruz? Bu benim elimde değildi. Elimde olsa buna izin veremezdim. Sadece ama sadece şu an minik bebeğe üzülüyorum. Her zamanki yerim olan hastane koridorunda yere çökmüş düşüncelerimle boğuşuyordum. Eve girdiğim an yerde kanlar içinde yatan bir kadın yani Sibel ve üzerinde iğrenç bir sırıtışla ona bakan eniştem. Sonra benden çıkan tiz bir çığlık , ambulans sesleri aynı zamanda polis arabaları ve berbat kokusuyla özel bir hastane.

Dizlerimi daha fazla karnıma çektim. Başımı ellerimin arasına alıp gözlerimi yumdum. Ben o kadına birazcık bile üzülmüyordum. Sadece o minik bebek, daha doğmamışken bile şu anda acı çekiyor. Belki kalbi atarken anne karnından çıkarılacağı için ölecekti. Çünkü tutunacak bir dalı bile yoktu. Ben bu konuda şanslıydım. Doğduğum zaman annem ve babamın çok mutlu olduğunu gördüğüm fotoğraf karelerinden anlıyordum. Ne olurdu hâlâ 5 yaşındaki o küçük kız olsaydım.

Masum ve her şeyden habersiz. Tek derdi çikolata ve dondurma olan o minik kız. Birinin omzuma dokunmasıyla başımı ona çevirdim. Ah Burçak , benim en iyi dostum diye saydığım kız. Ayağa kalkarak ona sarıldım. O da çok geçmeden bana sıkı bir şekilde sarıldı. Şimdi daha iyi hissediyordum. Gözümden bir damla yaş omuzlarına düştü.
"Ağla güzelim, rahatlarsın " dedi. Oysa ağlamak beni rahatlatmıyordu. Sonucu yine hastane köşesi oluyordu. Benim halam için ağladığımı mı düşünüyordu? Bunu sormak için kıpraştığımda beni daha sıkı kavradı.
"Pamira bebek için ağladığını biliyorum ama o senin gibi güçlü olup hayata sımsıkı tutunacak " dedi. İşte bu yüzden Burçağı çok seviyordum.

Dışarıdan bana bakan biri o halam demeye utandığım kadın için ağladığımı düşünürdü ama Burçak farlıydı. Bir süre sonra ayrıldık. Bu bana iyi gelmişti. Artık ağlamıyordum. Burçak beni sürükleyerek kantine götürdü. Demet beni görünce koşup sarıldı. Azra sert bir kızdı ama bana o kadar yumuşaması bile onun iyi bir dost olduğunu kanıtlıyordu. İkisi elimden tutarak beni rahat bir koltuğa oturttu. Burçak hepimiz için kahve istedi. Daha sonra yanıma oturdu.
"Pamira neden aramalarımıza ve mesajlarımıza cevap vermedin?" Evet bu tamamen aklımdan çıkmıştı. Sanırım hayat gibi bende çok bencilim. Kendi sıkıntılarım ve Urasla uğraşmaktan onları aramamıştım. Aslında çok haklılardı.

Azra "sıkma canını boşver bizi Pamira hadi anlat. Neden okula gelmedin? Sonuçta kapanmasına bir hafta kala neden gelmedin?"

Şimdi işin içinden nasıl çıkacaktın Pamira. "En iyisi doğruları söyle Pamira." İç sesime kulak vermekti. İkisi bana bakıyordu. Sesimi toparlayabildiğimde anlatmaya başladım. En başından...

Urasla uçurum saçmalığını anlatırken bana şok olmuş bir şekilde bakıyorlardı ama sözümü kesmeden dinliyorlardı. Çünkü eğer sözümü keserlerse bir daha hiç konuşmayabilirdim.Bunu biliyorlardı. Sonra deniz olayını atlıyarak direk halamı nasıl gördüğümü anlattım. Burçak ve Azra ayrı bir şekilde bakıyorlardı. Burçak her zamanki gibi pozitif ve neşeli haline bürünmüştü. Azra ise daha ciddi bir hâl alıp,sırtını dikleştirmişti.

Burçak "ya çok romantik, resmen bu yaşına kadar kimseye açılmamış Uras Demir bizim Pamirayla neler yaşamış " dedi. Ona kaşlarımı çatarak bakıyordum ama bu kızgınlığım beş dakika bile sürmezdi.
Azra"bu yaşadıklarınız çok zor olmuş Pamira, halanın o adamdan hamile olması ve eniştenin olaya bakış açısı cidden berbat olmuş " dedi. Iste benim arkadaşlarım. Biri ciddi , biri neşeli. Her ikisini de seviyordum.

Kahvelerimizi bitirince yukarı çıktık. Daha doktor çıkmamıştı. Bir anda aklıma bir soru geldi.
"Uras'ın hiç sevgilisi olmuş mu? " Bir anda ağzımdan çıkmıştı. Burçak 'seni yaramaz ' bakışlarını yolluyordu. Sonunda yine konuşan Azra oldu.
"Söylentilere göre bizim okulda 17 yaşındayken, ilk kez İmge denen bir kızdan hoşlanmış " dedi. Ben şaşırmış bir şekilde beklerken Burçak devam ettirdi.

"İmge kısacık saçlı,sarışın,kısa boylu ve yeşil gözlü güzel bir kızdı ama tek sorunu mazoşist olmasıydı. Uras birkaç ay sonra duygularını ifade etmiş. İmge çok anlamlı konuşan biridir. Uras'ı kırmadan durumu anlatmaya başlamış. Uras ise sinirlenip bir daha İmgenin yüzüne bakmamış.Birkaç kere sınıfın ona bakışları yüzünden kızarmış" dedi. İmge demek ki, o onun kalbini kilitleyip anahtarını almıştı. Azra derin bir nefes aldı ve konuşmayı devam ettirdi.

"Uras hiç göründüğü gibi biri değil Pamira, kocaman bir kalbi var ve cok anlamlı konuşur. İşte bu yüzden İmgeye ilk defa kalbinin kapısını açmıştı. Ama İmge onu reddetti. Çünkü canını yakacağını biliyordu. Uras'ın en yakın dostu Mert, yani benim sevgilim onu bir kere ağlarken görmüş. "

Uras hakkında bu kadar bilgiyi ilk defa öğreniyordum. Yani Uras hikayenin kötü karakteri değildi. O sadece bir kere aşık olmuş ve reddedilmiş, kalbinin anahtarını başkasına vermiş birisiydi. İmge mazoşist olduğu için ve onu üzmemek için reddetmişti. Belki İmge tedavi görürse tekrar Urasla beraber olurlardı.

"İmgeye ne oldu? " İşte merak ettiyim konulardan biriydi.

Burçak "tedavi için hastaneye yatırıldı. Daha sonra bileklerini keserek öldüğünü duyduk." İmge ölmüştü. Benim ölüm yolumu tercih edip ölmüştü. Ben bunu başaramamıştım ama o başarmıştı. Uras'ın kalbinin anahtarını alıp ölmüştü. Bu yüzden Uras bir daha kimseye açılmamıştı. Belki İmge için barlarda içiyordu. Bu güne kadar hiç beni öpmemişti. Hâlâ kalbinde İmge vardı demek ki. Sanırım ondan uzak durma çabalarımı arttıracaktım.

Doktor sonunda göründü. Bebeğe bir şey olmasını istemiyordum. Ne kadar kötü şeyler görecek olsa da onun minnacık kalbine bir şey olmasını istemiyordum. Belki de hiç doğmasa daha mutlu olurdu. Hiç acı çekmese. Şu anda bu kararı bize doktor verecekti.
Bir çırpıda ayağa kalkarak doktorun yanına koştum.

"Ne oldu? "

"Hastanın neyi oluyorsunuz? "

"Yiğeni oluyorum, beraber yaşıyoruz "

"Tamam, hasta iyi bir halde değil"

"Peki ya bebek? "

"Kadın doğum uzmanı çok çaba gösterdi ama "

"Ama ne?"

"Ama bebek atak geçiriyor. Arada kalbi atıyor ama bir anda atış seviyesi azalıyor. Yaşıyacak ama hayatı boyunca kalp yetmezliği olacak " kulaklarım uğulduyordu. Ne suçu vardı ki miniğin?

"İsterseniz aldırırız? Buna annesi de uyanınca karar verebilir " alt dudağım titriyordu. Ağlamak isteyip ağlamadığımda hep böyle olurdu. Bir kolundan Burçak, diğerinden Demet tutmuş bana destek oluyorlardı. Oysa bacaklarım hamur kıvamına gelmişti. Derin bir nefes aldım ve gözlerimi 5 saniye yumdum.

"Hayır, O bebek doğacak !"

Çizim için Selin 'e teşekkür ediyorum :)

SAHİPSİZ ACIBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin