Yazar'ın ağzından:
Pamira'nın aklında bir sürü düşünce vardı. Hangisini düşüneceğine veya çözüm bulabileceğine sıra bile bulamıyordu. Onun küçük avuçlarında ve omuzlarında çok fazla yük vardı. Pamira onları taşımaktan artık yorulmuştu. Pencereden
ezberlediği yoldan bilmem kaç defa geçiyordu. Bedeni taksi koltuğunda sabit bir şekilde duruyorken beyninde ne gibi düşünceler savaş içerisindeydi. Pamira artık daha hızlı kilo kaybetmeye başlamıştı. Bunun kendisi bile farkında değildi. Aynaya baksa omurgasını görebilecekti. Ama onun kilo problemi sanırım aklına dâhi gelmeyeceği bir köşeye atılmıştı.
Uras...
Kalbinde yaralarının izini onurla taşıyan adam, o asla yaptığı şeyden pişman olmamıştı. Beyninin bir köşesinde İmge hâlâ ona hükmetmeye çalışıyordu. Insanlar öldükten sonra sadece bedenleri yok oluyordu. Ruhları asla sabit durmuyordu. Kendi öz babasını son anda bıraktı eli hâlâ titriyen, dışarıdan bir buz gibi kaskatı görünen aslında keşfedilmemiş bir kalbi olan küçük çocuk Uras. Pamira'nın o halini gören genç adam bilincini kaybetmişti. Onun gidişini kaybolan narin kokusundan anlamıştı. O pislik babası sadece ona biyolojik olarak destek olmuştu o da yapılışında. Bunu genç adam çok iyi biliyordu. Hayatı ona zehir etmişti. "5 ekim cumartesi" diye geçirdi içinden genç adam. Iki hayatın mahf olduğu o tarih. Babasını asansörün aynasına itti ve kapıları kapanmaya başlayan asansör kapısından koşarak çıktı. O sadece kalbine güvenmeliydi. O bu hayatı seçmemişti. Babalık onu para içinde büyütmek değildi, annelik ise.
Küçükken hep bana bir masal anlat baba derdi o masumca. O zamanlar her şey ne bulanıktı. Hiçbir zaman bu hayali gerçek olmamıştı. Babası arkasını dönüp giderdi. Ona alman bakıcısı saçma bir şiveyle masalı okurdu. Bitirdiğinde ise görev yerinden koşarak ayrılırdı. Uras merdivenlerin yarısında nefes nefese kalmıştı." Ama Pamira " dedi fısıltılı ses tonuyla. Sonunda merdivenleri bitirdi ve dışarı koştu. Siyah kısacık saçlarından Pamiranın taksiye bindiğini anladı. Hemen garaja koştu ve arabasını çıkardı. Sıra o taksiyi takip etmekteydi.
Genç kız daraldığını hissedince pencereyi açmaya başladı. İçeri dolan temiz hava çok hoşuna gitmişti. "5 Ekim Cumartesi " diye geçirdi içinden. Gözünden bir damla kuru yaş düştü. Küçükken nasıl da o örtünün altına saklanınca güvende ve huzurda olurdu minik Pamira. Şu an kaç kat örtünün altına girse bile onu güvende tutamazdı. Belki sadece ilk önce renklere değilde insanlara baksaydı. Şu anda bu durumda olur muydu? Artık sigara kullanmamalıydı. Naif ciğerleri daha fazla dahanamayabilirdi. Kendisi zaten başından beri bunu istiyordu ama daha bir çok kapanmamış defter ödenmemiş bedeller vardı. Pamira böylece ölemezdi. Taksi durduğunda minik çantasından ücreti çıkardı ve taksiciye verdi. Sanki gitmek istemiyordu. Korkuyordu. "Her şeyden kaçtın bari ailenden kaçma Pamira " dedi iç sesi. Ona hak verip taksiden indi.
Genç adam ıssız bir yere doğru ilerliyordu. Nereye gittiğinin farkında bile değildi. Tek amacı Pamirayı bulmaktı. İmge'nin sesi sanki beyninde yankılanıyordu. "Aşık olmak için çok safsın Uras, soyadının hakkını vermiyorsun " soyadı Uras'ın umrunda bile değildi. O kız yüzünden bu hâle gelmişti. O asla kalbinin kapılarını kimseye açmamıştı İmge hariç. Fakat İmge o kapıları kapatıp kilitlemişti. Tekrar o ince sesi yankılandı. "Gitme Uras, bizim için o kızın peşinden gitme " bu ses gerçek değildi. Halüsinasyon ses duyuyordu. Asla İmgeyle "biz" olmamıştı. Uras'ın yaşadıklarının hepsi meğer birer yalanmış.
Sinirle araba direksiyonuna yumruk attı. İmge ölmüştü. O mazoşistti ve bu ölümü kendisi istemişti. Ilk başlarda Uras'a bu durumunu ve eğer onunla birlikte olursa ona zarar verebileceğini anlatmak istemişti. Fakat Uras beraber olurlarsa onu bu illetten kurtaracağını ve çok mutlu olacaklarını anlatmak istemişti. Sonuç olarak İmge ölmüştü, Uras ise kendini müziğe adamıştı. Her şarkı ona İmgeyi hatırlatıyordu. İkisinin de sesi çok güzeldi. Beraber hep minik bir barda düet yaparlardı.
"Herkes gider mi?
"Söyle bana küçük adam erken değil mi?" Acı bir şekilde gülümsedi. Pamira onun için ne ifade ediyordu? İmgeden sonra hiçbir kıza bakmamıştı, insanlarla konuşmayı unutmuştu. Ilk defa Pamirayla konuşmuş ve gülmüştü. Gülmeyi unutan adam çocuksu coşkusu hala elinde olan Pamirayla gülmüştü. Böyle olmamalıydı. Pamiradan nefret etmeliydi. Pamira da ondan.
Genç adam arkası dönük kısa saçlı kızı görünce durup onu seyretmeye başladı. 165 li ufak boyuyla, siyah saçlarıyla ve dolmuş mavi gözleriyle Pamira olduğu çok açıktı. Sanki mezarlığa girmek istemiyor gibi bir hâli vardı. Uras içini çekti. Bunların olmasının sebebi babasıydı. Pamira elleriyle dolmuş gözlerini sildi. Mutluluk en çok onun hakkıydı. Bu yorgun, kırık, dökük hikayede sadece onun hakkıydı. Uras ise siyah beyaz bir adamdı.
Tüm beyazlığı gün geçtikçe kararıyordu. Pamira yavaş adımlarla ailesinin mezarlığına gitti.
Annesi ve babasının yatakları gibi büyük bir mezarlığı vardı. Ikisininki de birleşikti. Ilk önce genç kız isimlerin yazıldığı mezar taşında elini gezdirdi. Daha sonra ikisinin ortasına uzandı. Toprağın üzerinde yaslanmış ve ağlamaya başlamıştı. Hıçkıra hıçkıra bağıra çağıra. O annesi ve babasının ortasında böyle yaslanmamalıydı. O annesinin Manolya kokusunu özlemişti. Burada o koku yoktu. O babasının yeni çıkan sakallarında parmaklarını dolaştırıp "bu ne?" demeyi özlemişti. Gözyaşları kuru toprağı ıslatıyordu.
"Sen orada yoksun anne, çağırdığımda yoksun baba,susuzluğumda yoksun anne, açlığımda baba,sen orada yoksun. Koşsam sarılsam, tutunsam yoksunuz işte siz orada yoksunuz! "
Genç adam iç çeke çeke ağlıyordu. Bir aileye bu kadar zarar verdiğine inanamıyordu.
Kim demiş ki erkekler ağlamaz diye?
Uras ağlardı. Onun naif bir kalbi vardı. Ilk kez annesi için ağlamıştı. Onu ağlatan ilk kadındı annesi , sonra İmge de ağlamıştı acı çeke çeke. Şimdi ise Pamira için ağlıyordu.
Gözleri ağlamaktan kızarmış Pamira ellerini sanki annesinin saçlarını okşuyormuş gibi kara toprakta hareket ettirdi. Sonra toprağı öptü. Sanki annesinin avucunu öptüğü gibi. Sımsıkı şekilde toprağa sarıldı. Babasına sarılıyormuş gibi. Kızarmış gözlerini yumdu Pamira güvenli topraklarda. Hıçkırıkları daha fazla arttı. Şu an annesi ve babasının arasında oturup annesinin soyduğu elmaları yemeyi çok isterdi. Cebinden bir kağıt çıkardı Pamira. Gülümseyerek küçükken ailesini çizdiği kağıda baktı.
Mezar taşının üzerine o kağıdı bıraktı Pamira. Hem annesinin hem babasının toprağını öptü ve mezar taşına oturdu. Uras ise hâlâ onu izliyordu. Tüm bunlar çok ağrıdı.
"Anne biliyor musun senin yolundan ölmek istedim ama olmadı " dedi mezarlığa bakan minik kız.
"Baba biliyor musun senin gibi araba kazası yaptım ama yine ölmedim." Pamiranın aklına ölmemesinin iki sebebini düşündü. İkisinde de Uras onu kurtarmıştı.
"Anne saçma salak hayaller peşinde koştum ama hepsi hayaldi. Sen bilirsin kucukluğümden beri rock kızı gibi giyinip şarkı söylemek isterdim. Sesim ne kadar kötü olsa da" dedi iç çekerek. Arkadan bir ses duyuldu.
"Belki de hayalini gerçekleştirmek için çok geç değildir. "
Pamira'nın ağzından :
Hızlı bir şekilde arakamı döndüm . Bunun burada ne işi vardı. Benim gibi gözleri dolmuştu. Sanırım bir süre beni izlemişti.
"Hadi gel bu gece her şeyi unutuyoruz " dedi. Bu sefer kabul edecektim.
"Sadece bu gece " diye fısıldadım. Gülümsemesi yüzünde yayıldı Uras'ın. Sanırım daha önce hiç gülmemişti yada ben görmemiştim. Gülümseme yeteneği vardı galiba. Uras elini uzattı. Ben de tuttum ve ayağa kalktım. Arabaya varana kadar elimi bırakmamıştı. Ön koltuğa geçip kemerimi taktım. Kendisi de taktı. Ana yola çıkana kadar biz sustuk müzik konuştu. Aşk dediğin diye harika bir şarkı başladı. Yavaşça şarkıyı mırıldanmaya başladı Uras.
"Aşk dediğin belki de budur " cidden harika bir sesi vardı. Sanki eşlik etme isteği uyandırıyordu. Bu şarkı içimde bir şeyler kıpırdatıyordu. Eşlik etmeye başladım.
"Kendini kendimden mahrum etme ne olur " diye şarkıya eşlik etmeye başladım. Artık beraber söylüyorduk.
"Belki de bu son sefer olur "
"Kalbim durur dertler son bulur"
"Sanma üç günlük bu hislerim "
"Ben burada seni beklerim "
"Gel beni kendinden mahrum etme ne olur bu hayat sen yoksan zehr olur" ikimizin sesi yükselmişti. Sanki birbirimize söylemeye çalışıyoruz gibiydi. Sonunda şarkı bittiğinde Uras bana dönerek
"İmgeden sonra ilk defa biriyle şarkı söyledim " dedi. Bu benim kalbimi çok kırmıştı. Tamam anlıyorum İmgeyle olanları ama yanımda onu düşünmese olmaz mıydı? Gülümsedim ve dışarıyı izlemeye başladım. Bir alışveriş merkezinde durduğumuzda ona aval aval bakıyordum.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
SAHİPSİZ ACI
Genç Kız EdebiyatıTüm acılarımı bir kurşun misali tabancama doldurdum. Daha sonra bana bu tüm bu acıları yaşatanları nişan aldım. En başta hayatı. Bacaklarımı iki yana açarak kendi ayaklarımın üzerinde durdum ilk kez. Daha sonra horozu yavaşça indirip birden tetiği ç...
