18. GÜVEN

200 19 4
                                        

Başımı dayadığım göğsüne daha fazla bastırdım. Burnum onun kokusuyla doluyordu. Onu kırmıştım vurmuş, kırmış, dağıtımıştım. Sonuç olarak elime bir şey geçmemişti. Dışarıdan bir psikopat gibi göründüğüme yemin edebilirim. Neden o kadar sinirlenmiştim? Sadece İmge diye fısıldamıştı. Biz sadece dans ediyorduk neden? Beynim kendini imha etme noktasına geldiğinde başımı kaldırıp Uras'a baktım. Gülerken kısılan gözleri kızarmış adam. Ellerini belime dolamış sabit bir şekilde karşıdaki boy aynasına bakıyordu. Gözlerini bir saniye bile kırpmıyordu. Beni bir çocuğun oyuncağını paylaşmak istemediği için saklıyan çocuk gibi sımsıkı sarıyordu. Üst dudağı ince, alt dudağı kalındı. Gözleri o kadar derindi ki kirpikleri kaşlarının altındaki deriye değiyordu. Fındık rengindeki gözleri uykulu, hülyalı ve beklenti dolu bir ifadeyle bakıyordu.

Tekrar başımı göğsüne gömdüm. Ilk kez güvende hissediyordum. 12 yıl sonra ilk kez...
Gözlerim bana inat daha fazla yanmaya başlamıştı. Bu huzuru özlemiştim. Aklıma hemen babamın beni sardığında hissettiğim sıcaklık geldi. Şimdi bu alevler şeklinde vücudumuzda yayılıyor, ateş topu gibi hareket ediyordu. Göz kapaklarımın da bir yardımı olmuyordu. Kendilerince haklılardı. 12 yıl sonra ilk defa bu huzuru bulmuşlardı. Gözlerimi yumdum ve düşünmeye başladım. Her zaman düşünürdüm. Her uyumadan önce. Şu an neden bunu yapamıyorum hiçbir fikrim yoktu. Bir anda hareketlilik hissettim. Sanırım Uras beni kucağına almıştı. Gözlerimi açıp açmamakta kararsızdım. Ne yapmalıydım açıp gerçeklerle yüzleşmek mi? Her zamanki gibi uyuyup gerçeklerden kaçmak mı?

Hayır. Bu sefer kaçmıyacaktım. Gözlerimi araladım. Uras beni yatağa bırakmak üzere olduğu için korktu ve geriye doğru sendelendi. Ben de oturma pozisyonuma geçtim. Yatakta dizlerimin üzerine oturdum ve yüzüne bakmaya başladım. Uras da karşıma geçti ve beni izlemeye başladı. Bunu söylemeliydim. Ne kadar zor olabilir ki? Sadece içimden geçen şeyi yapacaktım. Hemen boğazımı temizlendim ve sırtımı dikleştirdim.

"Ben özür dilerim " diyebildim sadece.

"Özür dileme Pamira sen haklıydın" dediklerini sindirmeye çalışıyordum. Ben mi haklıydım?

"Ben haklı değil-" sözümü bitirmeden konuşmaya başladı.

"İmgeyi unutmam gerekirdi. İmge kim onu sana anlatmak istiyorum izin verir misin "dedi. Başımı sallamakla yetindim. Gözlerini yumdu ve derin bir nefes aldı. Kıvrık kirpiklerini incelemeye başladım. Bu birkaç saniye bile bana çoktu.

"15 yaşındaydım. Sınıfa bir kız gelmişti, okul hep benim için berbat ve sıkıcı bir ortamdı. Çoğu olaylar üst üste geliyordu. Sınıfa o kız geldiğinde sanki tüm üst üste gelen şeyler yok olmuştu. İsmi İmgeydi. İsmi gibi ilk başlarda benim için de sadece bir hayaldi. 1 sene boyunca ondan hoşlandım. 16 yaşıma bastığımda çıkma teklifi etmeye karar verdim. Çok farklı birisiydi. Sarı kısacık saçı, büyük yeşil gözleri vardı. Boyu çok uzun değildi ama beni çok etkiliyordu. Ona çıkma teklifi edeceğim gün okula bilekleri sarılı geldi " dedi ve derin bir nefes aldı. Adem elması hareket edince yutkunduğunu anladım.

"Işte o gün mazoşist olduğunu öğrendim ama bu beni sevgimden ve kararlılığımdan vazgeçmiyordu. Onun bakışlarından bir şeyler hissettiğini anlıyordum. Okul çıkışı çıkma teklifi ettim. Bana zarar verebileceği için kabul etmek istemedi. Zarar vermek istemiyordu ama onun kendine zarar vermesini önleyebileceğimi düşünüyordum. Onu ikna edince barda takılmaya başladık. Aramızda yakın temas olmaya başladı. O artık kendine zarar vermiyordu. Annesi kansere yakalanınca ikimizin de canını acıtmaya başlamıştı. Ben zenginliğimizle Uras Bey olmuştum. Bir barın sahibi ve baba parası yiyen karanlık çocuk. Ben bunu istememiştim. Ama böyle biri oldum. İmge beni terk etti. Annesi hakkında hiçbir şey söylemedi sadece artık beni beğenmediğini ve aşkın bittiğini söyledi. Annesinin öldüğünü öğrendiğim gün o hastanede tedavi görüyordu. Yanına gidip ona destek olmak istedim ama odaya girdiğimde "dedi gözleri dolmuşken yine.

"Anlatmak zorunda değilsin gerisini " dedim. Hayır anlamında başını salladı.

"Odaya girdiğimde bileklerini kesmişti. Bütün beyaz çarşaflar kırmızı rengine bürünmüştü. Pencereden aşağıya da çarşaflar bağlanmış sarkıtılıyordu. Yerdeki kan izlerini takip ettim ve aşağıya baktım. Kan izleri asfalt yıl boyu devam ediyordu. Polisler çok yakına kadar dayanamıyıp kan kaybından öleceğini söylediler. Cesedini aramaya başladılar ama sadece kan bulundu" dedi gözlerini yumdu bu sefer. O günler aklına gelmişti. Demek İmge herkes tarafından bu yüzden öldü biliniyordu. O günden beri bulunmadığına göre bence de ölmüştür.

"Benimle uyur musun Uras " dedim cesaretimi toplayarak.

"Uyurum Pamira " dediğinde çok mutlu oldum . İçimi bir sevinç dalgası kapladı. Sonra hemen kendime geldim ve yatakta doğruldum. O da düz bir şekilde yaşanmıştı. Başımı tekrar göğsüne koydum ve ona sarıldım. Birkaç dakika sonra alnımı öptü. Ona daha fazla yapışınca hemen üzerime çıktı. Yavaşça elbisemin fermuarını indirdi. Karşı koyamıyrodum ama bunu yapmamalıydım. Onu üzerinden ittim.

"Üzgünüm ama sadece uyumak istiyorum " dedim. Gülümseyerek dolaba doğru yöneldi ve onun tişörtünü, pijama altını verdi. Hemen banyoya girip üzerimi değiştirdim. Döndüğümde Uras da eşofman altı ve beyaz tişörtle yatağa uzanmıştı. Yanına utana sıkıla yaslandım. Beni kendine çekti ve sarıldı. En son hatırladığım şey Uras'ın yanında muhteşem bir uyku çektiğimdi.

***

Bugün farklı bir çirkinlik almış yüzüme baktım. Hayatım boyunca bu aynalarla aram iyi değildir. Kendime bakmayı kesip soğuk suyu yüzüme çarptım. Dün çıkardığım alışverişte giyindiğim kıyafetleri giyindim. Siyah tokalarla önüme düşen saçlarımı tutturdum. Kısacık saçlarımı taradım ve banyodan dışarı çıktım. Küçük çantama telefonumu ve paramı koydum. Hala uyuyan Uras'a bir not yazdım.

"Hastaneye gidiyorum bebeğe ne oldu merak ediyorum. Güzel uyku için teşekkür ederim " yazdım ve baş ucuna bıraktım. Labirent şeklindeki bardan çıkaca temiz sabah havasını ciğerlerime çektim. Hastaneye yürüyerek gidecektim ancak bu havanın tadı böyle çıkardı. Sonunda hastaneye vardım. Bilindik merdivenleri çıktıktan sonra 8 numaralı odanın önünde beklemeye başladım. Danışmadaki bayan doktorun birkaç dakikaya geleceğini söyledi. Sonunda beyaz önlüklü adam göründüğünde yanına koştum.

"Merhabalar Pamira Hanım "

"Meraba, bebek nasıl, ne oldu?" Saçları beyazlaşmaya yüz tutmuş doktor küçük bir kahkaha attı.

"Annesi uyandı ve doğmasını istedi biz de onu doğum için hazırlıyoruz " bu haber çok iyiydi. Doktorun boynuna sarıldım.
"Sonunda minicik bebek doğacak yaa " dedim yerimde zıplarken.

"Hayır doğmayacak! " bu ses doktora ait değildi. Arkadan geliyordu. Yavaşça arkamı döndüm.

SAHİPSİZ ACIBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin