Sibel Yalçın'ın ağzından :
Sinirli bir şekilde Yiğit'in Holdingine girdim. Demir Holdingmiş sıçıyım içine. Sekreter bozuntusu önüme geçti ve şaşkın bir şekilde kaşlarını kaldırarak "Sibel Yalçın " dedi. Onu itekliyerek
"çekil be salak şey " dedim ve kapıyı bir hışımla açtım. Yiğit arkasını dönmüş dışarıyı izliyordu. O aptal sekreter hemen gelip açıklama yaparken elimle kapıyı gösterdim. Yiğit kafasını sallayınca çıkıp gitti. Yine arkasını dönünce eteğimi kaldırıp ğöğüs dekoltemi ortaya çıkardım.
Yavaş adımlarımla ve Avrupadan aldığım topuklularımla yanına ilerledim ve önünde durdum.
"Seni aşağılık pislik herif! "dedim. Sinirden gözlerim dönmüştü. Lanet olsun.
"Yüzüme bak ahmak herif! " bu sefer ayakkabılarımı yere vurarak ve sesimi yükselterek konuşmuştum. Sinirle ayağa kalktı.
"Seni oruspu sen benim tek gecelik eğlencemdin diğer sürtükler gibi Yalçın ailesinden olsan ne "
"Seni adi sen benim sayemde bu haldesin pislik tek gecemi sadece? " dedim ve güldüm. Her karısıyla kavga edince her gece gelirdi. Daha dün gece beraberdik şimdi ne olmuştu?
"Tabi tek gece değil neyse konuş "dedi.
"Bu aralar çok bunaltım var bana en özlinden bir hastane ayarla, bunu senin yapmanı istiyorum! " dedim.
"Tamam Özel Aksu Hastanesi ararım şimdi çık git bir daha da gelme! " dedi. Gözlerimi devirdim.
"Bana muhtaçsın Yiğit Demir o kadın sadece Uras'ın annesi, senin karın değil " dedim ve kapıdan çıktım. Sekreter yanıma koşarak geldi ona tırnaklarımı geçirdim ve arabama bindim.
"Özel Aksu Hastanesine geldik Sibel Hanım " diyen şoför arabadan çıktı ve kapıyı açtı. Bir anda içimde olan fırtınayla onu arabanın içine ittim ve üzerine oturdum. Kapıyı kapattım ve siyah camdan bir şey görünmeyeceği için dudaklarına yapıştım.
Aptal şoför karşılık verince gömleğimin düğmelerini söktü. Dudaklarını vücudumda gezdirirken birden soğukluk hissettim ve onu ittim. "Aptal " diyip kahkahamı patlattım.
"Kovuldun! " dedim ve düğmelerimi ilikliyerek arabadan indim.
"Ama b-benim çocuk-"dedi. Yeni eğlence bulmuştum.
"Tamam o zaman akşam 4 te işimizi bitiririz her neyse siktir " dedim ve dekoltelerimi açarak hastaneye girdim.
"Kaç gündür bunaltı?"
"Ah sıkıldım 5-8 gün oldu neyse benim kadın doğumda ne işim var bir ağrı kesici verin gideyim " dedim.
"Ultrason yapalım bi ne olur ne olmaz " dedi ve o iğrenç jelden sürdü.
"Yaşınız? "
"38" dedim oflayarak. Soğuk bir şeyi karnımda gezdirdi ve bir anda durdu. Koca bir gülümsemeyle
"Tebrikler Sibel Hanım hamilesiniz! "
Pamiranın ağzından :
"Pamira hadi kendine gel şu anda olmaz! "diyen sesi duyunca gözlerimi araladım. Elime bulaşan kanla elim başıma gitti.
"Ne oldu bana Uras? " dedim geriye yaslanmış Uras'a bakarak.
"Pamira bak ben çok üzgünüm ani fren yaptım ve sen kafanı çarptın sonra arabanın hakimiyetini kaybettim ve şu an uçurum kenarında ani hareketle aşağı düşebiliriz " dedi. Ön camdan aşağıya baktım.
"Yazık gençliğimize yazık ya" dedim . Ölecektik ve ben bunu istiyordum ama Urasla değil!
"Böyle mi sona erecekti Uras!" dedim. Gözlerim dolmuştu.
"Böyle parça parça mı olacaktık Uras! "
"Bu kadar yalan mı yaşandı her şey? " artık ciğerlerim nefes almayı bırakmıştı. Uras cevap vermeyince sinirlerim.
"Uras ne olursun yalan de! Bu bir rüya sadece, ne olursun konuş sana ihtiyacım var " dedim. Alt dudağım tirriyordu. Sadece göğüs kafesim patlıyacak gibi hissediyorum. Uras beni kendine çekti ve sarıldı. Sanırım sarılmak iyi gelecekti ama araba öne doğru hareket edince Uras "Has siktir " diye bağırdı.
"Telefonun nerede? " diye sordu Uras.
" Sanırım kumsalda kaldı" dedim. Lanet olsun. Bir damla yaş yanağımı ıslattı. Hayır Pamira ağlama Sakın!
"Tamam korkma hiçbir şey olmayacak bir planım var" dedi. Biraz da olsa rahatlamıştım. Başımı yavaşça salladım.
"Senin telefonun nerede? "
"Sanırım örtüleri koyarken düşmüş " dedi. Işte ölecektik. Kurtulma şansımız yoktu.
"Uras ben ölmek istiyorum sen arka kapıdan çık zaten ağır bir şeylerle dengeleriz sen inince de ben mutluluğa kavuşurum " dedim.Sinirle bana döndü ve araba biraz daha sallandı.
"Pamira yeter artık saçmalama ölüm zamanı değil anlamıyor musun değil! Sen yaşamayı hak ediyorsun masum ve temizsin ben ise" dedi ve sustu.
"Bana bir daha masum deme temiz de değilim tamam mı sen beni tanımıyorsun şimdi git artık rahat bırak da kurtulayım istemiyorum yaşamak istemiyorum kenar süsü gibi yaşıyorum! "
"Hayır ölmeyeceğiz kimse ölmeyecek "
"Sen daha hayal âleminde yaşa Uras dünyanın kanunu doğ büyü ve öl ama ben bu kanuna karşı gelip büyürken ölmek istiyorum! "
"Bak ben kendimi baştan yazmaya çok çalıştım ama olmadı lanet olsun ki olmadı şimdi bırak da hayatımda bir can almıyım da kurtarayım! " dedi.
Sesizce "nasıl " diye fısıldadım. Karanlık işte hayatın sonunda olan tek şey bir karanlıktır bu karanlığı aşkın kurtardığını bir ben bilirdim. O karanlığa bir mum gibi düşerdi aşk ama bana hiç düşmemişti. Karanlık ruhumu aydınlatamamıştı. Ama Uras da bana karanlıkla tepki verdi. Beni aydınlatmadı aksine daha da karanlığa sürükledi. Ama ışık olmasa da o karanlıkta yolumu buldum. Uras'ın çikolata rengi gözlerine baktım.
"Denge çok önemli olacak Pamira yanlış bir hareketle ikimiz de kaybederiz " dedi. Başımı salladım.
"Koltuğunun altında ağır bir şeyler var onları dikkatli çıkar bende de var " dedi. Çok dikkatli bir şekilde eğildim. Nefesimi tuttum ve saymaya başladım.
10 elimle ağırlıkları arıyordum.
9 yavaşça bir tane siyah çanta çekmeye başladım.
8 biraz daha ilerlettim.
Araba birden öne doğru hareket etti. Gözlerimi kapatarak çığlık attım ve geriye yaslandım. Hayır tanrım Hayır !
Bir kayanın yere düşme sesini duydum. Işte her şey bitmişti.
"Uras her şey bitti! " dedim. Gözlerim hâlâ kapalıydı. Araba yavaşça öne sendelendi.
"Gözlerini aç! "
"Pamira aç dedim!" Korkarak gözlerimi açtım. Uras pencerenin dışında dengeyi koyuyordu.
"Bak şimdi arka koltuğa geç ağırlıklar dengeyi sağlıyor "
"S-sen " dedim titriyen sesimle.
"Arkaya geçince ben arka kapıya atlıyacam ve sen inince arabayı bırakmam gerekcek " dedi. Arabasını bırakıyordu.
Gerçi onda bin tane daha vardır diye içimden geçirdim. Yavaşça arka koltuğa geçtim. Araba durmuştu. Uras iyi denge sağlıyordu. Kapıdan yavaşça çıktım. Uras hızlı bir şekilde atladı ve araba aşağı yuvarlandı.
Sibel Yalçın'ın ağzından :
"Tebrikler Sibel Hanım hamilesiniz !"
Ne? Ben hamile! Hayır ben çocuklardan nefret ediyordum Hayır doğuramazdım.
"Çocuğu aldırmak istiyorum! " dedim. Soğuk bir sesle.
"Bunu gerçekten istiyor musunuz! " dedi. Ben en son Yiğitle beraber olmuştum. Yiğit ve benim bebeğimiz? Bu harika olurdu. İstediğime rahat bir şekilde kavuşurdum. Bebeğe de bir bakıcı bulur bırakırdım.
"Çocuğun babasını nasıl öğrenecem?"
"Bir kan testi lazım cinsiyeti kız " dedi. Sırıttım . Bu eski kocama da iyi gelirdi. Hâla beni sevdiğini biliyorum. Sadece çocuk için ayrılmıştı ve şu an hamileydim. Hemde Yiğit Demirden!
Üç saat süren sonuçlardan sonra tahminim doğru çıktı. Yiğit Demirden hamileydim! Son gece sarhoştu ve korunmayı unutmuştu demek. Tüm testleri aldım ve Holdinge girdim. Bu sefer o sekreter yoktu. Gülümseyerek kapıyı açtım. Yiğit birkaç kişiyle görüşüyordu. Yanıma geldi ve beni itmeye başladı.
"Sana siktir olup gitmeni söylemiştim! " her zamanki zafer gülümsememi takılarak.
"Çocuğunun annesine böyle mi davranıyorsun Yiğit Demir ! Çok yazık " dedim. Gözleri yerinden çıkmış gibiydi.
"Çocuk mu?" dedi ve kalbini tutarak yere düştü.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
SAHİPSİZ ACI
Chick-LitTüm acılarımı bir kurşun misali tabancama doldurdum. Daha sonra bana bu tüm bu acıları yaşatanları nişan aldım. En başta hayatı. Bacaklarımı iki yana açarak kendi ayaklarımın üzerinde durdum ilk kez. Daha sonra horozu yavaşça indirip birden tetiği ç...
