Yatak odasının kapısını yavaşça kapatıp merdivenlere yöneldim. Chaewon'u da uyuttuktan sonra ev tamamen sessizliğe bürünmüştü.
Bahçeye çıkmadan önce koltuğun üzerinde olan şalı omuzlarıma alıp bahçeye çıktım. Hava sıcak olmasına rağmen geceleri üşütebiliyordu.
Bahçeye çıktığımda beni oturup çalışan bir Jay karşıladı. Üzerinde siyah bir tişört ve eşofman altı vardı. Gözlerindeki genelde evde çalışırken taktığı siyah çerçeveli gözlüklerle son derece yakışıklıydı. Kucağındaki bilgisayardan neye bakıyorsa artık fazlasıyla odak gözüküyordu. Ben önünden geçene kadar beni fark etmemişti. Kendimi yanına bırakacağım vakit kolunu havaya kaldırarak göğsüne uzanmam için bana alan açtı, bakışları hâlâ işine full odaktı.
Eve iş getirmesini pek sevmezdim. Bunu o da çok istemiyordu ama şu sıralar büyük işlerden birini gerçekleştiriyorlardı galiba. O yüzden çok sesimi çıkarmıyordum. Şirketten geldikten sonra Chaewon ile ilgileniyordu uyuyana kadar, bebeğimin günün en sevdiği saatleri bu saatlerdi. Bir de sabahları. İkisinde de hep birlikte olduğumuz için ekstra gülücükler saçıp şımarıyordu.
Chaewon uyuduktan sonra ise işi varsa onlarla ilgileniyordu. Küçük yeğeniyle yeteri kadar ilgilenmeye çok önem verirdi. Onun bu ilgisini gördükçe sevgiyle dolup taşıyordum.
Eli belime sarılırken beni kendisine çekti. Hemen başımı omzuna yasladım. Burası en rahat yataktan bile rahattı. "Uyudu mu bizimki?" Ne kadar önemli işi olursa olsun benimle de ilgilenmeyi asla bırakmıyordu. Gün içinde de zaten konuşurduk. Ona bir sürü fotoğraf atardım, cevapsız bırakmazdı beni. Bazen çok mu aşırıya kaçtığımı düşündüğüm oluyordu. Sonuçta şirkette bir ton sorunla uğraşıyordu. Bir de benim mesajlarımla onu darlamak istemiyordum. Ama sonra aklıma bizim attığımız fotoğraflarla o kadar uğraşın içinde ona nefes aldırdığımızı söylediği gelince fikrimden vazgeçiyordum. İşten döndükten sonra da üzerini değiştirirken günümü sorar, geceleri benimle konuşa konuşa uyurdu.
Ortamın sakinliğiyle mayışırken "Hmhm..." diye mırıldandım. Bir elimi kaldırıp yanağına çıkardım, parmaklarım olduğu yeri okşarken başını yana çevirip avucumun içine öpücük kondurdu. Bu adamın her hareketi kalbim için bir suikasttı. İleride bir gün ritim bozukluğum çıkabilirdi.
"Ne kadar işin var?" dedim ne ara kapattığımı bilmediğim gözlerimi açarak. Bilgisayar ekranında anlayamadığım onlarca tablo ve yazı vardı. "Biraz sürücek gibi güzelim. İstersen sen çıkıp uyu." Kafamı olumsuz anlamda salladım. Onsuz uyumak istemiyordum. Sevgili olduğumuz günden beri artık Jay ile beraber onun odasında uyuyordum. Beraber uyumaya alışmıştım.
"İstemiyorum. Tek uyuyamıyorum sayende." Derinden gelen kahkahası geceyi bölen tek sesti. "İyi alıştırmışım seni kollarımda uyutmaya." Belimdeki eli kalçama birkaç kez vurdu. "Pişman mısın bundan?" dedim sorgular sesle.
Hiç düşünmeden "Asla." dedi. "Seninle uyuyup uyanmaktan bir gün bile pişman olmam." Saçlarımın üzerine ufak bir öpücük kondurup geri işine odaklandı. Dosyalardaki bazı noktaları düzeltirken ben de sessizce onu izliyordum. Ne kadar uslu durursam işi o kadar çabuk biterdi.
Fakat pek sessiz kalmaya alışık olmadığımdan "Sence Jake hyungla Heeseung hyung'un arasında ne oldu?" diye sordum. Dün geceki akşam yemeğinden sonra Jake hyung ile bu konu hakkında hiç konuşmamıştım. Ne kadar bugün telefonda konuyu oraya getirmeye çalışsam da Jake hyung profesyonelce konuyu Jay ile olan ilişkimizi ondan saklamama kırıldığına getiriyordu. Aslında gerçekten kırılmadığını, sadece kendisini kurtarmak için ortaya attığı bir yalan olduğunun farkındaydım. Çünkü Jake hyung bir şeye kırıldı mı içinde halledip susanlardandı. Kendi içinde bir şekilde karşısındaki kişiyi haklı çıkarmaya çalışır, bu sürede de sessizleşirdi.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
baby sitter | jaywon
Fanfiction"Daha kendin bile bir çocukken nasıl bir bebek bakmayı düşünüyorsun ki?" | jay × jungwon |
