twenty seven

601 80 58
                                        

Niki

Arkadan gelen, ne olduğunu kestiremediğim seslerle uykum dağıldı. Başımı yastıktan hafifçe kaldırıp uykumu bölen sesi anlamlandırmaya çalıştım. Ses dışarıdan geliyor, kapım bir deli misafir tarafından alacaklı şekilde çalınıyordu. Kapıma böyle dayanacak kimse yoktu. Yanlış binaya girmişler, belki yan daire ile karıştırmışlardır diye umursamadan yastığı çektim ve başımı koltuğa bıraktıktan sonra onu da kulaklarımın üzerine kapadım.

Saat kaçtı, kaç saat uyumuştum bilmiyordum. Tek bildiğim parmağımı bile kaldıramayacak kadar yorgun olduğumdu. Mümkünse kimse tarafından rahatsız edilmeden tüm gün uyumak istiyordum.

Ama tabii ki de isteğim kabul olmadı. Dışarıdan gelen kapı takırtısı kulaklarıma ninni gibi gelip beni başka bir uykunun kollarına bırakıcakken bu sefer de evde ardı arkası kesilmeyen zil sesleri duyuldu. Ya gelen kişi ısrarla kapıyı çalıyordu ya da benim için gelmişti.

Bunu öğrenmek için kalkmam lazımdı. Yorgun sesler çıkararak oturur pozisyona geldim ilk. Bu bile beş dakikamı almıştı. Kafamı taşıyamayacak haldeydim. Ardından yavaşça kalkıp ayaklarımı yere sürte sürte bir kaplumbağa hızında koridoru aşıp kapının önüne geldim ve kontrol etmeden kapıyı açtım.

Dışarının ışığı kalın perdelerimden dolayı çoğu odası karanlığa boğulan evimden dolayı gözlerimi kamaştırdı ve fark etmediğim baş ağrımı tetikledi. Belli ki sabah olmuştu. Ellerimi gözüme siper edip ayakta kalmaya çalıştım. Bozulan dengemle zar zor kapı koluna tutunup dengemi sağlamışken omuzumdan ittirilmemle çabam boşa gitti, sırtımı duvara çarptım.

Daha göremediğim sesin sahibi evimden içeri girerken onu peşi sıra takip eden kokusu burnuma ulaştı. Vanilya kokusu. Tanıdığım ve onun üzerideyken bayıldığım kokuyla gözlerimi az önce kapatmamışım gibi kocaman açtım.

Sunoo yani sabah sabah beni uykumdan eden deli misafirim beni omzumdan itekledikten sonra içeri girdi, salona doğru ilerledi.

Dış kapıyı kapatıp ben de az önce sürüne sürüne geldiğim yolu iki saniye içinde tamamlayıp salona ulaştım. Sunoo çantasını az önce uyuduğum koltuğun üzerine fırlatmış pencerelere doğru ilerliyordu. Ağzının içinde ne olduğunu anlayamadığım cümleler mırıldanırken bir yandan da perdeleri ve camları açıp güneş ışığı ile temiz havanın içeri girmesine izin verdi.

İlk birkaç saniye yeni uykudan uyanmış olmanın verdiği aptallıkla neler olduğunu anlayamadan boş boş Sunoo'ya baktım. Sonradan her şey gözümün bir bir önüne geldi. Canım sevgilimi rahatsız eden şerefsizlerle kavga etmem, benden şikayetçi olmaları, polis, karakol, Heeseung hyung, Jungwon, abim... Üzerimdeki bu yorgunluğun nedenini ve Sunoo'nun kapıma dayanıp geldiğinden beri bana bakmayacak kadar sinirli olmasını anlamlandırdım.

Sunoo evi havalandırmayı bitirmiş, şimdi ise orta masanın üzerinde birikmiş olan bardakları kapatmadığı dudakları arasından sıraladığı cümlelerle toplamaya girişmişti.

Açıkçası şu an gerilmedim dersem yalan olurdu. Güzel sevgilim dışarıdan insanlara karşı ne kadar bebek, sakin gözükse de tersine denk gelindiğinde bir o kadar inatçı, fena olabiliyordu. Bir kere anlaşıldığı üzere dilinden kurtulamıyordunuz. Bir konuşmaya başladı mı onu susturabilene aşk olsun! Susturmaya çalışmak, sözünün üstüne söz söylemek demek yangına körükle gitmek demekti. İlişkimiz içinde bunları en kötü şekilde deneyimleyerek öğrenmiştim.

Çok duyamasam da şimdi de cümlelerinin başrolü bendim. Gerginlikle dudağımı ısırdığımda tahminimce dün geceki kavgada oluşan yara sızladı ve dudaklarımın arasından ince bir sızlanış kaçtı. Benim bu ufak sızlanışım geldiğinden beri susmayan, durmayan ve benim yüzüme bakmayıp varlığımı yok sayan sevgilimin durmasına yol açtı.

Yayımlanan bölümlerin sonuna geldiniz.

⏰ Son güncelleme: Mar 19 ⏰

Yeni bölümlerden haberdar olmak için bu hikayeyi Kütüphanenize ekleyin!

baby sitter | jaywonBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin