twenty six

423 83 71
                                        

Pembe şakayıkları doldurduğum cam vazonun içine dikkatlice bıraktım. Çiçek bakımından veya bitkilerden anladığım pek söylenemezdi. Küçükken babamın alerjisi olduğundan evimizde canlı çiçek bulundurmazdık, sonrasında ise daha kendime bile zar zor bakabiliyorken bir bitki yetiştirmek açıkcası aklımın ucundan bile geçmemişti.

Yeterli deneyimim olmadığından Jay'in bundan önceki aldığı çiçekler gibi bu güzelim şakayıklar da birkaç gün içinde solup gidicekti. Benim amacım onları olabildiğince uzun yaşatmaktı.

Chaewon'dan arta kalan zamanlarımda bitki yetiştirmek hakkında araştırmalar yapıyordum. Aslında evde bunlarla özel ilgilenen çalışanlar vardı. Her mevsim çok güzel gözüken bahçeyi göz önünde bulundurursak işlerinde de epey iyi, bilgililerdi fakat bilgilenme amaçlı merakla yanlarına gidip sohbet etmeye çalıştığımda sırf Jay'den dolayı sorularımı zoraki cevaplıyor tüm hevesimi kaçırıyorlardı. O yüzden ben de zamanla soru sormayı bırakmıştım. Eğer bahçede denk gelirsek uzaktan ne yaptıklarını anlamaya çalışıyordum bir gün işime yarar diye.

Kendi çabamla üç beş gün yaşatabildiğim çiçek buketlerini atmıyordum. Kıyamıyordum onlara. Ben de bu yüzden tamamen kuruduktan sonra birkaç çiçeğini saklıyordum hatıra olarak. Hepsine baktığımda Jay ile geçirdiğimiz güzel anılar gözümün önüne geliyordu. Bunların arasına farklı olarak bu pembe şakayıklar eklenecekti. Çünkü onlara baktıkça sevgilimin bana aşkla bakan gözlerini değil de kavga ettiğimiz anı hatırlıyordum.

"En sevdiğin çiçekleri bulabildin mi?"

Tek olduğum mutfakta başka bir ses yankılanınca olduğum yerde hafifçe irkilip daldığım yerden çıktım. Kafamı kaldırıp sesin yönüne çevirdiğimde Jay'in gözleriyle karşılaştım. Taktığı gözlüklerden çalıştığını anlayabiliyordum. Her ne kadar gözlüğü ona çok yakıştırsam da evin içinde pek takmazdı, sadece çalışmak, bir şeyler izlemek gibi yorucu aktivitelerde kullanırdı.

Aynı evin içinde yaşamamıza rağmen nedense onu karşımda görünce şaşırmıştım. Daha birkaç saat önce Niki ve Sunoo'yu ağırlıyorduk. Kavga ettiğimizi anlamasınlar ve Sunoo ilk defa geldiği evde kendini rahat hissedip birbirimize karşı olan soğukluğumuzu yanlış anlamasın diye elimizden geldiğince dün geceki kavgamızı hatırlamamaya çalışmıştık.

Daha doğrusu bunun için sadece ben çaba harcıyormuşum gibi hissetmiştim tüm gece. Gelirken aldığı bu çiçeklerle ve ilgili hareketleriyle Jay kesinlikle içinden gelerek yapıyordu. Belki de hatasını anlayıp pişman olmuştu bilmiyordum ama ben ona karşı o kadar da sıcak olamayacaktım.

Kavgamızdan sonra ilk defa gördüğüm için ve kesinlikle çok yorgun, dağınık gözüktüğü için sarılmıştım ona. Söylediklerini düşünürsek hiç sarılmamam lazımdı ama bir anda beni kollarına aldığında sarılmama ihtiyacı varmış gibiydi. Yine de benim hemen onu affetme niyetim yoktu. Beni çok kırmıştı, ne olursa olsun biraz da onun burnunun sürtmesi lazımdı.

"Korkuttum mu seni?"

Ellerimi eşofmanının cebine yerleştirip bana doğru ilerledi. Ada tezgahın önüne geldiğinde karşımda durup bir bacağını diğerinin önüne atıp kalçasını yasladı. Onun aramızdaki görünmez mesafeleri aşmak için yaptığı bu hareketi yanıtısız bırakıp geriye doğru adımladım.

"Şimdi mi? Hayır, dalmıştım sadece."

Eğer dün geceyi soruyorsa evet, korkmuştum. Cevabımı o da gayet iyi biliyordu. Odadan kovmadan önce gözlerimin içine bakıp korkumu görmüştü.

Yanıtımla yorgun gözlerine acı oturdu. Bir elini tezgaha yaslayıp destek aldı. "En sevdiğin çiçekleri buldun mu peki? Şakayıkları mı daha çok sevdin yoksa diğer aldıklarımı mı?" Tatsız konuyu kapatıp yeni bir sohbet konusu açtı. Onunla hiç konuşmayacağımı düşünmüş olmalı ki bütün sorularını hızlıca soruyor, sanki kaçıcakmışım gibi her an tetikte bekliyordu.

baby sitter | jaywonHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin