Aynadaki görüntümü son kez süzdüm. "Giyecek hiçbir kıyafetim yok!" diyerek tüm dolabı yatağıma dökmemin üzerinden iki saat geçmişti ama en sonunda bir dolap dolusu kıyafetin arasından siyah bir pantolon ve beyaz, spor gömlek bulabilmiştim.
Evet, o kadar kıyafete sahip olup giyecek bir şey bulamamam biraz tuhaftı fakat ne zaman önemli bir etkinlik olsa hep böyle krizler yaşıyordum. Bunun nedeni de bu gecenin Jay için ne kadar önemli olduğunu bilip güzel olmak istememdi.
Uzun süredir çalıştıkları iş bugün nihayetinde sonuçlanacaktı. Yurt dışından gelip burada iş yapmak isteyen bir şirketin belirlediği ortağını açıklamak için düzenlenen bir geceydi bugün. Kore'deki başarılı çoğu iş insanının da orada olacağını düşünürsek en özenli halimle bulunmak istiyordum Jay'in yanında.
Odamın kapısı tıklatıldığında "Gelebilirsin." dedim. Kapı açılırken omzumun üzerinden kimin geldiğine baktım. Jay, üzerine özel dikilmiş takımıyla karşımdaydı. İçime çektiğim nefesi büyük bir hayranlıkla geri bırakıp önüme döndüm, aynadan yüzündeki gülümsemeyle yanıma ilerleyişini izledim.
Tam arkamda durduğunda bir elini karnıma doğru ilerletti, diğeri ise bel oyuntumda gezindi. "Çok güzel olmuşsun." diye fısıldadı. Karnımdaki kelebekler bu anı bekliyormuş gibi hareketlenmişti. "Yalan söyleme." dedim aynadan gözlerimizi birleştirip. Kötü değildim ama daha güzel olduğum zamanlar olmuştu kesinlikle.
Dudaklarının kenarı havalandı. Kaşlarını oyuncu bir havayla kaldırırken burnunu boynuma sürttü yavaşça. "Ben sana ne zaman yalan söylemişim güzelim?" Dudaklarını boynumda hissettiğimde istemsizce başımı yana yatırdım. Vücutlarımız birbirini ezbere biliyormuş gibi hareket ediyordu.
"Düşünelim bakalım..." Dudaklarımı büzüp birkaç saniye bekledim. Cevabım çoktan hazırdı. "Kyungmi konusunda mesela." Aramızda problemlere sebep olan ismi duyduğunda sanki tekrar tartışacakmışız gibi kolları sıkılaştı, kıstığı bakışları beni buldu. "Sevgili olmadığınızı söylemedin."
"Ama sevgili olduğumuzu da söylemedim." diyerek bir çocuk gibi kendini açıkladı hemen. "Senin kendin o güzel kafanın içinde kurup buna inandın." Sanki buna inanmaya zorlandırılmamışım gibi konuşuyordu. Yakınlıkları ortadaydı, ne yapabilirdim ki?
Kollarının arasında dönüp yüz yüze gelmemizi sağladım. Ellerimi geniş omuzlarında hareket ettirirken konuştum. "Neyse ne... Sonuçta ben sizi birlikte sanıyordum. Senin de bunu fark edip bana açıklama yapman lazımdı. Sonuçta gerçeği saklamakta bir tür yalan söylemektir." Her olayı kendi lehime çevirdiğimde attığı şaşkın bakışlarını atıyordu.
Dudakları açıklamama inanamıyormuş gibi aşağı sarktı. "Gerçekten sana ve düşünce şekline aşığım güzelim. Sessiz sessiz ne düşündüğünü anlamayıp açıklama yapmadığım için özür dilerim." Şımarıkça gülümsedim. Dudaklarımı dudaklarına bastırmadan önce "Ben de sana aşığım." diyip küçük bir öpücük bıraktım. "Hadi, gidelim de hak ettiğin ortaklığı al bakalım."
Telefonumu masanın üzerinden alıp Jay'i elinden tuttuğum gibi odadan çıkardım. Bir araya geldiğimizde zamanın nasıl geçtiğini anlamıyorduk ve kendimizi Dünya'ya kapatışımızı sevsem de bugün olmazdı.
Evde olmayacağımız için Chaewon'a bakma işi Sunyeon'a kalmıştı. Abisinin zoruyla bu geceye katılma işinde Niki'de olacaktı. Hoş, Chaewon'u Niki'ye emanet ettiğimizde bir de Niki'ye göz kulak olacak başka birine daha ihtiyacımız oluyordu. Çıktığımızı ona haber verip kapının önünde bizi bekleyen arabaya bindik. Bizi giderken görürse ağlar diye Chaewon'un uyuduğu saatte çıkmıştık.
Güzel bebeğimin benim ihmalsizliğimden dolayı alerji olduğu zamandan bu yana bir buçuk hafta geçmişti. İlk günler çok panik olup kendimi strese soksam da Chaewon bunun da üstesinden gelmemi sağlamıştı. Onun tatlılığı, güler yüzü ve bana bağlılığı sayesinde daha rahat atlatmıştım.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
baby sitter | jaywon
Fanfiction"Daha kendin bile bir çocukken nasıl bir bebek bakmayı düşünüyorsun ki?" | jay × jungwon |
