31. TAŞIYICI RUH

21.5K 1.7K 1.3K
                                        

Kelsey Woods, Erase Me

Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.

Kelsey Woods, Erase Me

Moayad Aljabal, Floating in Reverie

En sevdiğim kitabın içinde gözlerimi açtığımda ya da ilk defa bir malakinin yarasa kanatlarını çırparak geçitten çıktığını gördüğümde, tamam demiştim zihnimin bir köşesinde, daha fazla şaşıramam artık.

Oysa kimse bunun için bir sınır koyamazdı kendine, insanın şaşırabileceklerinin bir sonu olmazdı. Bunun için fazla geçiciydik, fazla ölümlü.

Daha önce hiç duymadığım kelimeler, en beklemediğim kişinin ağzından çıkabiliyordu mesela. Taşıyıcı Ruh. Neira Elyath. Ona birkaç soru sormayı başarsam da tüm bunların ne anlama geldiğini bilmiyordum hâlâ. Algılayamıyordum da. Başım suyun altındaymış gibi kulaklarım uğulduyordu ve acilen kendime gelmem gerekiyordu.

Ne halde olduğumu anlamış gibi "Gel, otur şöyle," dedi Moselle çarşafların örttüğü eski, ahşap bir sandalyeyi ortaya çıkarırken. Hayır, Neira. Artık böyle mi seslenmem gerekiyordu ona? Gerçekten bu hayatımda okuduğum başka bir kitabın karakteri miydi?

Yerimden kımıldamadığımı ve kafamın son derece karışık olduğunu gördüğünde yüzünden anlayışlı bir ifade geçti. "Tane tane gidelim, önce kendi hikayemi anlatayım sana," dedi. "Böylece sen de boşluklarını doldurabilirsin."

Ancak öylece karşısında dikilmeye devam ettim. Tuhaf bir titreme vardı vücudumda, üzerimdeki pelerine sarınma ihtiyacı duyuyor ve aylardır evimde yaşayan kıza güvenmekte zorlanıyordum. Emin olmak için biraz daha inceledim onu, enerji alanını görmek için gözlerimi kıstım ancak hiçbir şey yoktu, kesinlikle büyü gücüne sahip değildi. Benim gibi olduğunu iddia ediyordu fakat sıradan bir hizmetçi olarak uyanmıştı. Biraz daha şanssız olsaydım, onun gibi mi olurdum yani?

Hoş, sıradan bir hizmetçi olduğu nereden belliydi ki? Aylardır evimdeydi, neden karşıma çıkmak için şimdiyi seçmişti?

Aklımdan geçenleri anlamış gibi "Bu bir tuzak değil," dedi aynı sakinlikle. "Kimse için çalışmıyorum ve burada olduğumuzu ikimizden başka bilen yok. Sen ne kadar tehlikeliysen, ben de ancak o kadar tehlikeliyim."

Büyük beyaz çarşafın altından bir ahşap sandalye daha çıkardı ve ikisini birbirine bakacak şekilde yerleştirdi. Tüm bu süre boyunca dikkatle onu izledim. Buraya gelirken sabırsız ve gergindim, onu karşımda gördüğümde de öyle. Ancak aramızdaki sessizlik yalnızca birkaç saniye sürse bile beni biraz olsun kendime getirmiş gibiydi, dikkatli davranmak zorunda olduğumun farkındaydım şimdi. Moselle tehlikeli görünmüyordu fakat tedbirli olmakta fayda vardı, adımlarımı da ona göre atmalıydım.

Beni bir kere daha davet etme gereksinimi duymadan sandalyelerden birisine oturduğunda ela gözlerini üzerime dikti. Ben de aynı şekilde onu inceledim ve tanıştığımız anı hatırlamaya zorladım kendimi; saçlarını, çillerini ve gözlerini. Sakin ama kendinden emin tavrını. O an ya da ondan sonra pek dikkat etmemiştim ona, yalnızca sessizce işini yapmasına izin vermiştim. Becerikli ve ketum olması sebebiyle de zamanla en güvendiğim çalışanlarımızdan birisi haline gelmişti.

YAN KARAKTERBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin