Lexi Branson içine kapanık normal bir kızdı. Taki kasabaya o gelene kadar. Kol Mikaelson. Her istediğini elde eden her şeye sahip olan yakışıklı bir genç adam. Bencil ve duygusuz, duyguların zayıflık olduğunu düşünen mutsuz biri. Fakat bazı korkular...
Derin bir uykudan uyandığımda hissetiğim uyuşuklukla yerimden doğruldum. Olan küçük bir film şeridi gibi gözümün önünden geçti. Olamaz! Jason ne olmuştu ona acaba? Biraz daha yerimde dikleştim artık dışarıyı görebiliyordum. İyi de Kol ve Rebekah nerede? Yavaşça arabanın kapısını açmaya çalıştım. Lanet olsun kilitliydi! Araba otomatik kilitliydi anahtar dışında hiç birşeyle açılmazdı. Arabanın kapısını yumruklayıp bağırmaya başladım. "Kol!!!" Dışarıdan duyduğum sesle irkildim. "Üzgünüm canısı bir şey mi oldu?" sizce bu kim olabilirdi. Tabi kide Kol. "Beni neden kaçırdın gerizekalı! Ayrıca o şeyi Jason'a nasıl yaptın..." demeden tüm ukalalığıyla lafımı böldü "Seni dinlemeyi çok isterdim fakat bunları gideceğimiz yere ulaşınca sorsan?" dedi. Önüme döndüm ve onun dışında her şeye bakmaya başladım. Direksiyonun başına geçti ve beklemeye başladı. Heralde Rebekah'ı bekliyordu. Gelen sesle irkildim bu o'ydu Rebekah. "Üzgünüm biraz beklettim" dedi arabanın dikiz aynasından kendini süzerhoşlanıyorumeksiyonu çevirdi ve yola koyulduk.
1 saat sonra;
Kol'un gözünden;
Lexi uyumuştu. O kadar tatlı uyuyordu ki. Sonra sanki ona baktığımı farketmiş gibi gözlerini araladı. Etrafa bakındı ve "Hala gelmedik mi?" dedi. "Hayır ne kadar sabırsızsın!" dedim. Yerinden iyice doğruldu "Rebekah nerede!?" dedi telaşla. "Rebekah bizimle gelmeyecek" dedim ve beyaz bir evin önüne gelince durdum. Rebekah'ın verdiği adres burasıydı heralde. Lexi bana merakla bakıyordu. "İn hadi geldik." dedim. "Geldiğimize göre sorularıma cevap ver!" diye bağırdı. Sinirlenmişti ve sinirlenince çok tatlı oluyordu. "Sana açıklayıcı kısa ve öz cevaplar vereceğim irdelemeyeceksin." dedim. "Kabul." dedi ellerini göğsünde birleştirerek. "Birincisi ben bir vampirim. İkincisi sen bir cadısın. Üçüncüsiü çatlak ataların seni bir ritüelde kullanmak istiyorlar." diye gerçekleri sıraladım. "Ne ritüeli? Cadı mı? Ne saçmalıyosun sen!" diye bağırdı. "Bir irdelemeyecektin hani iki sana sokak ortasınd her şeyi anlatamam sonra anlatırım ve ben yoruldum." dedim. Dudaklarını büzüp eve doğru ilerledi. Eve girdik ve ben kendimi hemen koltuğa attım. "Artık bana açıklamayacak mısın?" dedi kollarını iki yana açarak. "Şu an yorgunum sonra açıklarım." dedim ve gözlerimi kapattım. Adımlarını duyabiliyordum. Kapıya doğru ilerliyordu. "Kaçamazsın seni duyabiliyorum unuttun mu ben bir vampirim" dedim sakin bir ses tonuyla. "Ya bana neler döndüğünü açıklarsın ya da giderim ve buna engel olamazsın!" dedi. Derin bir iç çektim "Ahhhhhh! Anlatana kadar durmayacaksın değil mi?" dedim ve yerimden doğrulup ona bakmaya başladım. "Evet" dedi ellerini göğsünde birleştirirken. "Nereden başlamamı istersin?" dedim. ''İlk olarak beni neden kaçırdığından başlayabiliriz." dedi ve yavaşça yanıma sokuldu. "Sen bir cadısın." dedim ilk olarak. Dudaklarını büzdü. "Ne yani beni bunun için mi kaçırdın?" dedi. "Bitirmeme izin ver". "Dinliyorum anlatmaya başla." dedi ellerini çenesinin altında birleştirirken. "Sen özel bir cadısın yani çok güçlüsün. Ataların yani büyükbabanın babası gibi şahıslar senin atan oluyor. Ve seni öldürerek muazzam güçlerini kendilerine çekmek istiyorlar. Eğer seni öldürmezlerse ataların onlara kendi güçlerini vermeyi kesecekler böylece büyü yapacak kadar güçlü olmayacaklar. Onun için seni öldürmek istiyorlar." dedim. "Peki ya annem?" dedi soru dolu bakışlarla. "Annennn?" dedi anlamamıştım neyi kastettiğini. "Annemde benim ölmemi istiyor mu?" dedi. "Hayır hatta bize yardım bile etti seni kaçırmamızda." dedim. Dudağını ısırdı. İstemsizce dudaklarına yoğunlaştım. "Bunlar hiç mantıklı gelmiyor sen vampirsin ha?" dedi. "Sadece vampir değilim köken vampirim." dedim. "Nasıl yani?" dedi soru doku bakışlarla. "Yani tarihteki ilk vampirleriz ben ve ailem. Annem bizi büyüyle vampire çevirdi." dedim. "Neden?" tanrım bu kızın soruları bitmek bilmiyordu. "Yaşadığımız yerde kurt adamlar vardı ve yerli halka zarar veriyolardı. Bu yüzden annem bizim incinmemizi istemedi. Fakat bu onun iyi bir anne olduğu anlamına gelmez" dedim. "Neden?" dedi. "İşte bu konumuzun dışına çıkıyor." dedim. "Peki neden beni kaçırdın?" aptal mı bu kız? "Seni korumak için" dedim dudaklarımı büzerek. "Neden beni korumak istiyorsun?" dedi. "Çünkü senilden hoşlanıyorum". Biraz bekledi ve bana yaklaşmaya başladı. Çok yakındık ki lanet olası telefondan bildirim sesi yükseldi. Lexi'nin telefonundan geliyordu. Telefonu eline aldı ve gelen mesajı okudu sonra banada okuttu. "Kol şuna bak!" ses tonundan dehşete düştüğü anlaşılıyordu.
Atılan mesaj aşağıda diğeri de devamı :
Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.
Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.
...
Korkmuş bir biçimde bana bakıyordu. "Kol beni cadıların yanı götürmen lazım!". "Hayır bak anneni bir şekilde oradan kurtarırız fakat seni kurtaramayız" dedim. "Kol annem orada ya beni oraya götürürsün yada ben kendim giderim." "Lexi buna izin vermeyeceğim!" diye bağırdım. "Senden izin istemiyorum o benim annem!" Arkamda hissetiğim el ioe irkildim. Nik'ti bu kulağıma fısıldadı. "Bırak kız annesini kurtarsın" dedi boynumda bir acı hissetim. Kendimi yere bıraktım ve gözlerimi kapadım.
...
Lexi'nin gözünden ;
Klaus Kol'un boynunu kırmıştı. "Bit kaç saate uyanır canım bence biran önce cadıların yanına gitmeliyiz." dedi sırıtarak "Ölmem için pek heveslisim neden?" dedim. "Kişisel algılama cadısı senin ölümün benim işime gelecek." dedi ve ekledi "Gitme zamanı" dedi beni kolumdan tutup evden çıkardı. Evin önüne siyah bir jip parkedilmişti. "Bin" diye emir verdi. Bindim! Dediklerini yaptım. Yoksa annem canından olacaktı ben oraya gitmezsem. 15 dakikalık kısa bir yolculuktan sonra bir mezarlığa getirmişti beni. "Beni neden buraya getirdin?" dedim. "Burası cadıların kutsal mekanı" dedi. Hızlı bir şekilde o önde ben arlada yürüyorduk. Biraz dolandıktan sonra içinde büyükbabamlarında bulunduğu bir topluluğun yanına gelmiştik. Annemi tutan iki tane adam vardı annem ise bana yalvarıyordu. "Lexi buradan hemen gitmelisin!" bir yandanda ağlıyordu. Büyükbabam kollarını iki yana açıp bana sarıldı. "Lexi buraya gelmek en doğru seçimdi inan ki" dedi. Benim tanıdığım büyük babam beni buradan kurtarmak için herşeyi yapardı. "Sunağın üstüne çık!" dedi büyükannem. "Lexi yapmaaaa! Sakın kızımı bırakın!" diye ağlıyordu. Sunağın üstüne çıktım ve kollarımı iki yana açtım. "Beni öldürebilirsiniz ama anneme bişey yapacak olursanız ölüyken bile yakanızdan düşmem!" dedim. Büyük annem sunağın üstüne çıktı ve bıçağı boğazıma dayadı. Yavaşça batırdı bıçağı. Kan akışını hissedebiliyordum. Sonra bıçağı bastırdı ve her şey karardı. Ben ise göz kapaklarımı kapattım ve son birşey söyledim. "Seni seviyorum Kol Mikaelson." ...
__________________________________ Yazar piçlik yaptı kabul fakat bence ekşını bol bir bölüm oldu Sjsjsjjssjjs