Multimedya: Lee Hi - Breath (piano cover)
"Eve dönecek misin?" diye sordu Jinwoo. Yüzündeki ifade sürekli değişiyordu ve pek bir şey anlayamıyordum hiçbir zaman.
Küçük bir çocuk gibi omuz silkerek, "İstemiyorum." dedim.
"Bizde kalabilirsin. Dedem ve annemle birlikte yaşıyorum zaten, rahatsız olmazsın." Yanlış anlaşılmaktan korktuğunu belirten ifadesi ufacık bir an görünüp kayboldu ve yine boş bir ifade yerleştirdi suratına.
"Ah, hiç gerek yok." dedim gülümseyip. Masanın üzerinden uzanıp elini tuttum. "Her şey için teşekkür ederim. Yerim'e giderim."
"Keyfin bilir." deyip güldü ve hesabı ödemek için kasaya gitti.
Son zamanlarda seansları aksattığım için görüşemediğim Bayan Hwang'a bir teşekkür borçluydum. Bana bir arkadaş kazandırmıştı. Bu, benim için paha biçilemez bir şeydi.
"Haydi, seni oraya bırakayım." dedi kolunu omzuma atıp. Beraber kafeden çıktık.
Böylesine yakışıklı bir çocuğun yanında pijamasını ve ıslak saçları ile dolaşan bir kız görmek etraftaki insanları bir anime ya da televizyon dizisi izliyormuş hissine sürüklüyor olmalıydı. Çünkü burada, bu geniş ve zengin caddede, pasaklı dolanan tek insan bendim.
○○○
"Annenin böyle davranacağı aklımın ucundan geçmezdi." dedi Yerim hayretle.
Bayan Kim, annem ile buluşmak için dışarı çıkarken kapıda karşılaşmıştık ve zavallı Jinwoo kısa bir sorguya maruz kalmıştı.
"Benim de..." dedim nefesimi sıkıntıyla dışarı verirken. "Yoongi hakkında böyle düşüneceğini hiç düşünmemiştim."
"Ama sonsuza dek böyle düşünmeyecektir." Uzanıp elimi tutan Yerim kendince güven verici bir gülümseme ile bana bakıyordu. Ağlamak istemiyordum ancak Yoongi'nin ya da bizim ilişkimizin ömrü hakkında düşündükçe içimi kaplayan kara bulutları yalnızca hüngür hüngür ağlayarak dağıtabilirmişim gibi hissediyordum.
"Annemi tanıyorsun," dedim bitkinlikle. "Birisini sevmezse, dünyanın sonu gelse yine de ondan nefret etmeye devam eder."
"Pekala," Yerim elimden fincanı kapıp masaya bıraktıktan sonra beni sürükleyerek banyoya götürdü. "Kendimizi üzmenin anlamı yok. Şimdi sıcak bir duş al. Yarın okula gidelim. Oradan da hastaneye, Yoongi'nin yanına geçeriz."
○○○
Kar kalkmamış, şehir bu soğuk örtüden kurtulamamıştı henüz. Okulun boş koridorlarında yürürken, hiç gelmemem gerektiğini düşünüyordum. Sürekli ağlayacakmış gibi olan suratım korkunç görünüyordu. Üstelik öğle arası yemekhanede çıkan yemek de midemi bozmuş olmalıydı.
Revirin sürgülü kapısını açıp içeri girdiğimde üç yataktan biri doluydu ve okul hemşiresi Bayan Song ortalıkta değildi. Bu yüzden bir sandalyeye oturup beklemeye başladım.
Yataktaki çocuk uyuyor olmalıydı. Çünkü ne kıpırdıyor, ne de bir ses çıkarıyordu. Odada yalnızca ikimizin nefes sesleri ve oturduğum sandalyenin gıcırtısı dolanıyordu.
Kapı açılıp Bayan Song içeri girdiğinde gülümseyip selam verdim.
"Sanırım midem bozuldu." dedim sakince.
"Öyle arası çıkan yemeklerden dolayı olmalı." diye mırıldandı. "Bugün birkaç kişi daha geldi."
Bayan Song dolaptan çıkardığı hapı ve kenardaki su sebilinden doldurduğu bir bardak suyu bana uzatırken, "Dersin sonuna kadar burada kal." dedi.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
pale hearts
Fanfiction"Öleceğim." diyor genç çocuk, kız onun saçlarıyla oynarken. "Sorun değil," Kız beceriksizce gülümsüyor. "Hepimiz ölüyüz zaten."
