Chapter Seventeen

736 111 14
                                        

Multimedya: Seunghwan ve Mino, Taehyun - Pricked

Okul koridorlarında yankılanırken zil sesi, Yoongi'yi yakalayabilmek adına hızlıca inmiştim merdivenleri. Neredeyse bütün öğrencilerden önce inmiş olmanın verdiği gariplik ile okul bahçesinin demir kapısında beklerken bir yandan gözümü dört açıyor, Yoongi'nin küçük bedenini diğerlerinin arasında kaybetmemek için büyük bir savaş veriyordum.

Jimin'le beraber okulun ana binasından çıktıklarında güçlü bir rüzgar vardı. Beremin altından çıkışan saç tutamlarını içeri sokmaya çalışarak Yoongi ve Jimin'e doğru ilerledim. Dalgın görünüyordu Yoongi ve bu benim de suratımın asılmasını sağlamıştı.

"Hey," dedim önünde durarak. "İyi gözükmüyorsun."

"İyiyim," dedi gülümseyerek. Gözlerini saçlarımda, yüzümde gezdirdi ve gözlerime ulaştı en son. Bir şeylerin canını sıktığı bal gibi ortadayken yalan söylemesi saçmaydı. "Proje ödevim hakkında düşünüyordum."

"Ölümcül bir hastalığın olsa bu kadar dertli dertli düşünmezsin." dedim ufak bir kahkaha atıp. Yoongi'nin saçına konan küçük sineği almak için parmaklarımın ucunda yükselip elimi saçlarına doğru götürdüm.

"Kapa çeneni, Seung." diye mırıldandı yüzünü buruşturarak. Kendini bir adım geri çektiğinde neden böyle olduğunu bilememenin verdiği sinir ile ellerimi cebime sokuşturup omuz silktim.

"Her neyse," dedim Jimin'e ve Yoongi'ye bakarak. "Bu gece bir planınız var mı?"

Yoongi ve Jimin birbirlerine bakarken yanımıza ulaşan Yerim ve Taehyung gürültülerini de yanlarında getirdiler.

"Bize geliyorsunuz değil mi?" dedi Yerim çoşkuyla. "Babam ve annem yeni yıla baş başa girmek için Paris'e gittiler."

"Ne diyorsun Yoongi?" Taehyung elindeki kalemi bir mikrofon gibi tutarak Yoongi'ye uzattığında gözlerimi dikerek ona baktım. Gelmesini elbette istiyordum, fakat az önceki davranışından sonra geleceğinden emin değildim.

"Olur." dedi Yoongi omuz silkerek. Rüzgar ortalığı bir kez daha yokladığında gözleri kısarak boynundaki atkıya gömüldü.

"Tamam," Jimin el çırptı gönülsüzce. Yoongi'yi kolundan tutup çekiştirerek götürürken, "Akşama görüşürüz!" diye seslendi.

"Sana konum atarım!" Yerim onların arkasından seslenirken Taehyung da bana bakıyordu neler olduğunu anlamaya çalışan bir ifadeyle.

"Onlar az önce bize surat mı yaptı?" dedi baş parmağı ile arkasını göstererek.

Omuz silktim ve yürümeye başladım. "Akşama görüşürüz."

  "Gelmiyorlar işte," diye mırıldandım elimdeki telefon ile oynarken. Şöminenin başında, uykuyla uyanıklık arasındaydım. "Neden biz başlamıyoruz?"

"Geleceklerdir."

Bir umut, evin içinde oradan oraya koşturup hâlâ bitmeyen hazırlıkları tamamlıyordu Yerim. Alt tarafı yeni yılı yüzünü her gün gördüğümüz insanlar ile beraber kutlayacaktık. Neydi bu telaş?

"Jimin hiçbir partiyi kaçırmaz." diye homurdandı Taehyung kaselerden birinden aşırdığı şekerlemeyi ağzına atarak. "Yoongi ise her konuda bu kadar isteksizdir."

"İkisi de isteksizdi, belli." dedim oturduğum koltuktan kalkıp gerinerek. "Nezaketen kabul ettiler ve şimdi de bir işimiz çıktı deyip sıyrılacaklar. Neden bekliyoruz ki?"

"Yoongi'yi arasana, Hwan-ah!" diye seslendi Yerim mutfaktan. Büyük ihtimalle içkileri kontrol ediyordu son kez. "Erkek arkadaşın değil mi sonuçta?"

pale heartsHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin