Uyandığımda yalnızca 2 saat uyuduğumu farkettim. Ah bu kadar az uyumamalıydım. Ah, her neyse. Belki Zayn sözünü unutmamıştır ve kuzen kuzene biraz takılabilirdik. Tabi eve geç gelmemek şartıyla. Çünkü yarın okul vardı ve lanet olasıcalar erken bir saate ders koymuşlardı. Geç yatınca, sabah yataktan sürünerek çıkıyordum ve hiç hoş değildi. Elimi yüzümü yıkadım ve saçlarımı hızlı bir at kuyruğu yaptım. Daha rahat etmek için üzerime pijamalarımı geçirdim. Pijamalarım mavi kareli kısa bir şorttu. Üzerimde ise üzerinde “I love you and hate you.” yazan beyaz kısa kollu bir tişört vardı. Aynada kendime baktım ve derin bir nefes aldım. Derin nefesle birlikte düşüncelerde beynime üşüşmüştü. Umarım halletmişlerdir çünkü sevgilimi bir başkasıyla paylaşacak değildim. Salona indim ve televizyonu açarak kanalları gezmeye başladım. Lanet olsun hiç mi bir şey yoktu? Sıkıntıyla nefesimi verdiğim sırada anahtar sesiyle yerimden sıçradım. Daha sonra rahat bir nefes aldım ve çocukların salona girmesini izledim.
“Hallettiniz değil mi? Ah gerçekten çok uzun sürdü. Sıkıntıdan öleceğimi düşünmedim değil..” diyerek çocukları süzdüm. Sıkıntılı görünüyorlardı. Özellikle Harry.
“Bir sorun mu var?” dedim kaşlarımı kaldırarak.
“Evet tatlım. Biraz can sıkıcı bir sorun.” Dedi Zayn. Bana sevgi sözcükleri kullanması ilginçti.
“Sorun nedir?” dedim ellerimi birleştirerek.
“Söylemeden önce, sanırım anlayışlı bir insan olduğun için şanslıyız.” Dedi Liam. Bu bana biraz –gaz verme amaçlı gibi gelsede- gözlerimi devirmekten kendimi alamadım.
“Eğer biraz daha lafı gevelerseniz, anlayışlı tavırlarım uçup gidebilir.” Diyerek kollarımı bu kez göğsümde birleştirdim. Harry derin bir nefes aldı ve bana dönerek ellerini saçlarının içinden geçirdi.
“Bebeğim, sorun şu ki.. Taylor’la zorunlu bir şekilde, bak altını çiziyorum ‘zorunlu’ bir şekilde 1 ay gibi bir süre boyunca sevgili rolü yapmam gerekiyor.” Dediğinde neye uğradığımı şaşırdım. Benim sevgilim ve o? Sevgili? Olucaklar? Bir ay? Hadi ya? Ciddi misin?
Hayatta olmaz!
“Ne söylediğinin farkında mısın!” diye ayağa fırladığımda aynı anda o da ayağa kalkmıştı. Çocukların kafası ise aşağıdan yukarı doğru bize kalkmıştı.
“Evet, yani hayır! Anlaşmada..”
“Oraya bu şeyi düzeltmeye gittiğinizi sanıyordum. Anlaşmaya yapmaya değil!” Sinirden kızarmaya başlayan suratımı Zayn’e çevirip, elimlede onu işaret ettim.
“Sen! Bana halledeceğini söylemiştin!” Zayn yavaşça bana yaklaştı ve havada olan elimi tuttu. Hızla elini ittirdim ve bir adım geriledim.
“Megan bir saniye dinle..”
“Ne dinleyeceğim?! Eğer dinlersem beni ikna edeceksiniz!” diye çemkirdim ve sinirle gözlerimi sıkıntıyla bana bakan Harry’ye çevirdim.
“Rol yapacaksınız öyle değil mi! Rol?! Hepsi yalan olacak yani? Onu yalandan öpecek, yalandan sarılacak, yalandan elini tutacaksın… Yalandan ona sahipmişsin gibi davranacaksın..” Bana bir adım yaklaşırken, elimle durmasını işaret ettim.
“Bebeğim, yapabileceğim bir şey yok. İnan ki..”
“Seni lanet olasıca! Halledeceğim demiştin!” diyerek üzerine yürüdüğüm sırada Zayn beni belimden yakaladı ve uzağa çekti. Direnmedim, aksine iyi yapmıştı. Yanına gitsem bile ne yapacaktım? Ne yapabilecektim?
“Meg! Biraz sakin ol!” Louis yanıma gelmek istiyor fakat gelemiyor gibiydi. İyi yapıyordu çünkü ne yapacağım belli değildi. Tamamen dengesizleşmiştim.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
AGAIN // h.s
Fanfiction"Ben hayattan bir umut bile beklemezken, o karşıma bir mucize çıkarmıştı."✨ #selenagomez kategorisinde #1 numara! #onedirection kategorisinde #1 numara! #harrystyles kategorisinde #1 numara! #adventure kategorisinde #1 numara! #romantic kategorisind...
