Kadınının giydiği kıyafete gözünü dikmiş incelerken 'Hiç bir şey giymeseydin!' diye gürlemek geçti içinden sonrasında sadece evin içinde olduğu için tek kendi görebileceği gerçeğini algılayınca keyiflense de dışarı çıkmak için hazırlandığını fikri aklına gelince huzursuzca yudumladığı kahve bardağını mermer tezgaha çarptı. Ehh zavallı bardak parçalara ayrılıp kahve dökülsede umrunda değildi. İki kadında korkuyla yerinden sıçrayıp aval aval baktılar Matt'e.
Hava da var olmayan sorunun yanıtı gelmişti.
'Dışarı çıkamazsın!'
Kelimeler yankılanarak beynine dolunca önce Eizabeth'in gözleri irice açıldı daha sonra içeri giren küçük adına takıldı. Parak ışıltılı bir zeka örneği düşünce havai fişek gibi parlamıştı zihninde
Elizabeth kendisine gelince bu gergin ortamda en olmadık şeyi yaptı Kahkahalar atarak güldü.
'Lanet olsun Matt sen aşık mı oldun?' Gülmesi daha da şiddetlenip artık Elizabeth'in gözlerinden yaş gelmesine kadar dayanmıştı. Matt'in karşısında donmuş halde öylece put gibi kendisini izleyen gergin kadına döndü.
'Endişelenme hayatım bir ara beni de sevdiğini söylemişti.' Oturduğu sandalyeden kalkıp oturma odasında ki koltuğa doğru ilerledi.
'Daha yolun başındasın değil mi?' Aletta kadının dediği cümleleri toparlamaya çalışırken bir hayli kafasını karıştırmıştı. Matt'e anlamsız anlamsız gözlerini diktiğinde artık adamın şaşkınlığı ve öfkesinin kaybolduğunu normal robotsal faaliyetine geçtiğini üzülerek tanık oldu. Adam hiç bir şey olmamış gibi ikici bir kahve bardağı alıyordu raftan.
'Dışarı çıkamazsın!' dedi kesin bir emirle.
Aletta'da oyuna katılmaya karar vererek suratını ifadesiz tuttu. Bu adamın inadını kıracaktı. daha fazla böyle ruhsuz davranmasına izin vermeyecekti eski Matt'i istiyordu ve istediği şeyi elde edecekti. Hınzırca bir parlaklık gözlerinde yanıp söndü.
'Dışarı çıkacağım demedim.' ona doğru bakan Matt'e gülümsedi. ' Misafirim gelecek!' Mutfakta ki tezgaha doğru yol alırken kafasında yeni kurguladığı senaryoyu da oynamaya başlamıştı bile çoktan.
'Arkadaşımı çağıracağım senin kaçmamdan korktuğunu düşünürsek bu en uygun yol.' Biraz durakladıktan sonra sanki yeni hatırlamış gibi 'Zannedersem senin anlaşman çocukla ilgili kısımdı. Çocuğu sana verecektim bana özgürlüğümü verecektin.'
Aletta bunları söylerken Elizabeth de uzaktan genç çiftimizi eğlenerek izliyordu.ikisininde birbirine çoktan vurulduğunun farkında olarak 'Ne ahmakça bunlar asla olmayacak' diye düşündü.
***
Tam tamına on dakikadır bunlar odada ne yapıyorlardı böyle?! Met öfkeyle koridoru boydan boya git-gel'leriyle turluyordu.
Odada gelen gülme sesleri hiç hayra alamet değildi zaten. Kapı çarparak açıp içeriye girmemek için kendini zor tutuyordu.
'Elizabeth şunlara içecek bir şey götür!' Dedi olağan bir durummuş da sanki hiç ilgilenmiyormuş gibi bir tavırla.
'Emredersiniz başka arzunuz var mıydı? Yakınlaştılar mı diye gözcülük edip ne konuştuklarınıda öğrenmemi ister misiniz?'
Matt, Elizabeth'in dalgasını anlayamayacak kadar yoğunlaşmıştı konu üzerine. 'Aslında iyi olur ' bir kaç saniye duraksadı yumruğunu sıkıp mermere hafifçe geçirdi. 'göz dağıda vermeyi unutma.'
Elizabeth çığlık atmadan önce son sözleri buydu.
'Aaaaaaaaa! yeter!'
Daha fazla Matt'in yanında durursa delirecekti.
Anahtarı kaptığı gibi babetlerini ayağına geçirdi. 'Beni geceden önce beklemeyin eve!' Ardından da kapıyı büyük bir gürültüyle çarptı.
***
Azat'ın durumu da içler açısı değildi. Oğlu ona tuttuğu kiralık sevgilisini kaçırmış ondan önce holding'i basmış cam çerçeve ne var ne yok indirmişti. En kötü yanıda İngilizlerle olan anlaşma suya düşmüştü bu yüzden. Sekreter'i kız kardeşi için endişeden deliye dönmüş halde peşini bırakmıyordu.' Ne olur Azat bey bir polise gidelim'.
'Benim kanımda var bir çatlaklık' diye bağırdı ağlama krizine tutulan kadına.
Bütün genleri bozuktu işte.
Öfkeyle yumruğunu masaya geçirdi. 'Ah Gülşah bunların hepsi senin suçun!' diye gürledi geceye.
***
Elizabeth dışarıya çıkar çıkmaz ilk işi bir telefon kulübesi bulmaktı. Numarayı tuşlarken heyecandan olsa gerek iki kere yanlış girdi.
Üçüncüde doğru olunca sevinçle ankesörlü telefonu kulağına tuttu.
'Alo?' dedi aşırı telaşlı bir sesle.
'Toplam üç günün var Eliy. ÜÇ gün sonunda parayı alacaksın o adamdan!'
Elizabeth 'Evet' kelimesini yeni ezberlemiş papağanlar gibi durmadan tekrarladı. 'Evet evet evet... Kesinlikle'
Telofonu kapatırken geldiği ilk zamandan ziyade daha yorgundu bedeni. Verilen görevi başarıyla tamamlamalı Matt'ten o ihalenin miktarını öğrenmeliydi. İhalenin sonucu istediği parayı verecekti eline. Olduğu yerde çömelerek başını ovdu. çok yorulmuştu ama yapmak zorundaydı. Herşeyi göze almıştı. Bu yapacağı şey çok sevdiği birine ihanet etmek olsa bile.
Kararlıydı bugüne kadar Casandra'nın kızı Elizabeth istediği her şeye ulaşmıştı. Ve bugün de aksini iddia edecek bir durum olmayacaktı.
Bu sefer cebinde ki telefonun melodisi yankılandı bulunduğu yerde. Usulce oldukça yavaş hareketlerle aldı telefonu numara yada isime bakmadan açtı. Bu numarayı bilen tek kişi vardı şuanda Bayan Ester.
Sesi deminki durumdan tamamiyle bir zıtlıkta sakin çıktı. 'Efendim bayan Ester?'
Karşıdan gelen yüksek volümlü kahkahadan sonra berrak ses kulağına doluştu.
'Senden istediğim gibi Matt denen o damın hanesindesin değil mi?'
Karşıdan gelen tereddütsüz 'Evet' cevabıyla bir kez daha kahkaha attıktan sonra 'Beklemede kal zamanı gelince emirlerim ulaşacak sana.'
Bu kadından nedense çekiniyordu her konuşmasında tüm sinirlerinden akan gerginlik kendini yırtıcı bir hayvanın karısında ki av gibi hissetmesine neden oluyordu.
Elizabeth başta kafasıyla onaylarken göremeyeceğini akıl edip sonradan 'Tamam efendim'dedi.
Sesinde ki anlık tereddüt Esterin sinirini bozmuştu. 'Sana sorun olan nedir Elizabeth?'
Elizabeth yerden kalkıp arabasına doğru yürürken 'Her şey anlaştığımız gibi değil mi?' diye sordu.
Telefonda ki ses soğuk bir ölüm halini alırken yanıtı kesindi. 'Sen bana ihalede ki rakamları söylediğinde para senindir.'
NOT. Bu bölüm ilham perilerim ne kadar istesemde pek bana yanaşmadılar o yüzden kısa oldu :s Lütfen yorum ve beğenilerinizi esirgemeyin... Melis Simay
ŞİMDİ OKUDUĞUN
TUTSAK!
ChickLit\\+18 Lütfen hikayeyi uyarıyı dikkate alarak okuyun// Tanıtım: Kaybolmak istedim, yok olmak. O adamın tenime elleri her dokunduğunda hissettiğim şey tam da buydu. Bedenimden iğreniyordum. Kendimden ve bu karnımda her geçen gün büyümeye başla...
