Yüzümde ki sırıtışla yunan heykeline bakarken onun gözleri öfkeden kızarmış beni orada öldürmek istercesine kararmış koyu bir renk almıştı.
'Sen benim kim olduğumu biliyor musun?'
klasik büyüklenme lafı ağzından çıktığı andan itibaren ilgimi kaybetmişti. Tüm yaptığım eğlence ve onca uğraş hiç bir anlamı kalmamıştı. 'Artık ilgilenmiyorum' dedim sırıtışım yüzümde yavaşça solarken ona çoktan arkamı dönmüştüm. Beni durdurmak için koluma doğru hareketlenmiş fakat Parlas'ın engeliyle karşılaşmıştı.
'Yaylan!'
bu çocuk bazen karizmatik olabiliyordu. bana sinirlenen gözler Parlas'ın üzerine kayarken ben kendi lobime geçmiş onları kalan ufak ilgimle izliyordum.
ilgisizliğimle mi demeliydim.
Parlas şahit olduğum daha önceki farklı başlayan fakat aynı biten senaryolarda ki gibi adamın suratına yumruğu geçirmişti. eh o kaslar boş yere vücutta durmuyordu.Bu sefer ilginç olan adamın ilk yumrukta nakavt olmaması üstelik Parlas'a bir yumruk geçirebilmişti. Aşşa yukarı aynı boyda olmalarına rağmen Parlas ondan bir tık daha kalıplıydı.
'İş varmış bunda' dedi Lena sırıtarak. Bu kızla ne zaman yakınlaştığımızı bilmiyorum fakat her zaman iç sesimin seslendirmesini yapar gibiydi. Hoşuma gidiyordu.
'üç yumruk dayanabilirse onunla bir hafta daha oynayabilirim.' sözlerim Lena'yı kıkırdatmış yanımda ki ateşli denilecek derece dolgun vücudu olan kızı gaza getirmişti.
'Duydun mu Parlas sana üç yumruk geçirebilirse Patroniçe ona bir şans daha verecek.'
Parlas sanki bu anı bekliyormuşçasına sırıtıp ayağa kalkan adama son bir yumruk geçirdi. tam burnunun üstünden.
sonrası mı? adam kendini zorlarken burnunda ki kanı durdurmaya çalışıyordu.
'bir tehdit savurup mekanı terk edecek' dedim fısıltıyla Lena beni duymuş daha sonrasında 'Hepimiz bittiniz öldünüz' diyen adam yerden kalkıp çıkışa doğru bir hışımla gittiğini gördü.. Lena şaşkınlıkla baktı. Ne diyecek diye bekledim sonuçta şuan iç sesim bir şey demiyordu. kafasının nasıl işlediğini merak ediyordum. Ve ilginçtir ki beni şaşkına çeviren cümleyi kurdu.
'Sen geleceği görüyorsun.'
ses tonundan ciddi mi diye kafamı çevirmek zorunda kaldım. Gerçekten yüzünde herhangi alay yada ima olmaksızın bana büyülenmişcesine bakıyordu.
'saçmalama Lena' dedim gülerek bazen bu kız aşırı saf olabiliyordu. Ya da beni gözünde o kadar büyütmüştü ki artık fantastik bir rol almaya başlamıştım kafasında.
Parlas kötü çocuk sırıtışıyla yanıma gelirken elimi tuttu önümde tek dizinin üstüne çökerek pozisyonunu aldı.
'Ah yüceler yücesi kraliçem bu şovalyenize ödül olarak bir dans lütfeder misiniz?'
Yüzümde hafif var olan gülümse yerinde büyürken ayağa kalktım. yanımda ki iki kızıda güldürmüştü. Parlasın eli belimde yerini alırken sahneye doğru süzüldük yürüdük diyemeyeceğim kadar ahenkli ve uyumluyduk. benim üzerimde ki siyah kıyafetin aksine onun beyaz takımı yakasında hafif kan lekesiyle oldukça zıt bir o kadar çarpıcı görünüyordu. saçları alnına dökülürken mekanın loş aydınlatmasına rağmen parıldayan kehribar rengi gözleri bir oyun oynarmışcasına üzerimde hızla gezinirken göğüs dekolitem de biraz fazla oyalanıp gözlerimle buluştu. Uzun uzun baktı bana.
'Gözlerin...' dedi gülümsemesi yüzünde silinip ciddi bir hal aldı diğer eli bileğimden koluma doğru yavaşça kaydı ufak bir yer değişikliğiyle belime yerleştirip sertçe beni kendine yapıştırdı. biz dansa hazır olduğumuzda vals'in notları kulağımızda çalındı.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
TUTSAK!
ChickLit\\+18 Lütfen hikayeyi uyarıyı dikkate alarak okuyun// Tanıtım: Kaybolmak istedim, yok olmak. O adamın tenime elleri her dokunduğunda hissettiğim şey tam da buydu. Bedenimden iğreniyordum. Kendimden ve bu karnımda her geçen gün büyümeye başla...
